Elsa Sahal’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi: “Soft is the new Strong”

6036

The Pill® 23 Kasım’dan itibaren heykel pratiğini seramiğe aktaran işleriyle tanınan Elsa Sahal’in ‘Soft is the new Strong’ isimli Türkiye’deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapacak.


Sanatçının ilk dönem işlerinden henüz sergilenmemiş en yeni çalışmalarına kadar farklı dönemlerinden eserleri bir araya getirecek olan sergi figürasyon ile soyutlamanın, sert ve yumuşak malzemenin, kamu sanatı [public art] ve performansın arasındaki bağlantılar ve gel-gitlere ilişkin keşifleri içeren seyir sürecini ortaya koyuyor.

Seramik sanatçısı Elsa Sahal, eserleriyle 10 yılı aşkın bir süredir görsel ve kavramsal anlamda zıtlıklarla dolu fakat kapsamlı biomorfik çeşitliliğe sahip alternatif bir popülasyon yarattı. Öyle ki bu popülasyonun üyeleri olan eserler aynı anda hem soyut hem temsile yatkın, saygı duyulası ve gururdan yoksun, zarif ve hilkat garibesi, maskülen ve feminen, çocukça fakat seksapeli olan yaratılardı.

Tipik bir şekilde başsız temsil edilen ve imkansız derecede kıvrak pozlar sergileyip güçlü kaslara ve nemli tenlere sahip akrobatlar, palyaçolar ve dansçılarda görüldüğü üzere, her zaman açıkça figür çağrıştırmasalar da, Sahal’in heykelleri ısrarla ve bariz bir biçimde cismani üretimler. Sanatçının, Georges Jeanclos ve Erik Dietman ile çalıştığı École Nationale Supérieure des Beaux-Arts de Paris’den mezun olduğu günden bugüne kadar ürettiği işleri şaşırtmaya, baştan çıkartmaya ve mahçup etmeye devam ediyor.

6036-2

Fountain – 300x60x120 cm, ceramic

Elsa Sahal için heykelin tarihi “erkeksi coşkun bir cinsel iktidarın ve güçle kurulan ilişkinin bir tezahürü”dür. Sanatçı bu anlamda maskülen paradigmayı mizahi bir temsiliyet ile iletir ki, yumuşatılmış bir form olarak bu, hiçbir şekilde bunu yüceltmediğini kendiliğinden ifşa eder. Öyle ki, 2012’de FIAC vesilesiyle kamusal alanda sergilediği Fontaine adlı monumental işinde de görüleceği üzere onun yücelttiği bariz şekilde feminen olandır.

Resimden kamu sanatına, maskülen bir arzulamanın nesnesinden feminen olanın dışavurumuna, modern groteskten çağdaş anlamda komik olana uzanan geniş yelpazede, seyirci, Sahal’in işlerinde cinsiyet konusuna ilişkin tekil bir sorgulama hisseder. Ve yalnızca sorgulamanın ötesinde, hiç boşluk vermeden cinsiyet, cinsellik ve arzu konularına ilişkin feminen bir bakış inşa etmeye çalışır. Bu yolla, yalnızca erkek sanatçıların bakış açısıyla oluşmuş bir formlar kanonuna yönelen bir karşı hareketi temsil eder.

Sahal’in eserlerinde maskülen içler acısı geçmişin göstergesi konumundadır, feminen ise bulanık geleceğin. Fakat sanatçı kadını şimdiki zamana odaklar. Kadının bedeni kamusal alana ilişkin maskülen form algılarını kırar ve onların arzularına ilişkin alanı manipüle eder.

1975’te Bagnolet’te doğan Elsa Sahal çalışmalarına ve yaşamına Paris’te devam ediyor. Eleştirel açıdan da takdir gören sanatçının eserleri birçok özel koleksiyon ve kurum koleksiyonunda yer alıyor. Academie des Beaux-Arts de Paris’den mezun olan Sahal 2009’da fahri doctor olarak Alfred Üniversitesi New York State College of Ceramics (ABD)’e davet edildi ve ayrıca UNESCO’da Uluslararası Seramik Akademisi (International Academy of Ceramics) tarafından düzenlenen ‘Moving Territories’ isimli semineri yönetti. Sahal’in 2016’da Carré – Scène Nationale – Centre d’art Contemporain’de yer alan ‘Femminus ceramicus’ sergisi vesilesiyle küratörler Camille Morineau ve Mara Hoberman tarafından bir monografi yayınlandı. İşleri Güney Kore (Ichon Bienali)’den Tayland’a vey akın zamanda Dacca (Bangladeş)’ya kadar dünyanın her köşesinde sergilenen Sahal, hali hazırda La Monnaie de Paris’te yer alan ‘Women House’ isimli sergide Louise Bourgeois, Martha Rosler, Mona Hatoum, Cindy Sherman, Rachel Whiteread gibi ikonik kadın sanatçılarla yan yana yer almakta

Etiketler

İlginizi çekebilir...

Elsa Sahal’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi: “Soft is the new Strong”