Kristin Reçber ile Kahvenin Dili “Taziye Kahvesi”

1088

Söylenmemiş ne kadar söz var. Uzaktan el salladığımız zamanlar durup biraz sohbet etmeliydik aslında. Doğum günü kutlamaları dışında içimden geldiği anda “İyi ki varsın” demeyi hep unuttum kabul.

Oysa ne kadar kolay gidenin ardından konuşmak. İçinde ne var ne yoksa esas duyması gereken kişi dışında herkese anlatmak. Artık sahibi tarafından asla kontrol edilmeyecek sanal sayfalara içini dökmek, belki de ağlamak. O hayattayken söyleyemediklerini, gittikten sonra ona duyurmaya çalışmak. Sevgiyi anlatmak, pişmanlığı yazmak. Eski fotoğraflara bakmak, özlemek.

İnsanın doğasında var çirkini çekinmeden söyleyip, güzeli karşı tarafın kendiliğinden anlamasını beklemek. Sevgide çekingen, kavgada cesur olmak.

Bir adım sonrasında başına gelecekleri görse, aynı yöne adım atmaz hiç kimse. Sevmediği halde, başladığı kitabı okumaya devam etmez mesela. En sevdiği tatlıdan kalorisi yüzünden mahrum kalmaz. Hayalini kurduğu tatile hemen gider, daha az uyur, daha çok aşık olur.

Borges’un Anlar şiirindeki tüm önerileri uygular insan öleceği günü bilse. “daha çok güneş doğuşu izler, ilkbaharda pabuçlarını fırlatır atar”. Peki ya karşısındakinin öleceği günü bilse? “Bir gün buluşalım” yerine “Bugün buluşalım” der. “Arayacağım seni” dediği arkadaşının bir daha telefona cevap veremeyeceğini bilse ne yapar? Hayali bile korkunç.

Yüz yüze görüşme sözleri verip unutmalar yok mu! “Mutlaka görüşelim” deyip bir kahve içmek için buluşma fırsatı bulamadığım onlarca insanı düşünüyorum. Hatta öyleleri var ki, buluşma planı yaparken taziye kahvesini içtiğim…

En lezzetsiz kahvenin taziye kahvesi olduğunu söylemiş miydim?

Kristin Reçber

 

Etiketler

İlginizi çekebilir...

Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali | 24 Temmuz – 4 Eylül’17