1853 / Hiçlik ve Boşalım

1853. Ortalar geçildi az önce. At da yok, siz de. Hiçbir şey yok. Koca bir hiçlik 1800’lerin ortası. Gidiyorsunuz ama sesiniz yok; yoksunuz çünkü. Beklentiler, umutlar var, siz yoksunuz. Ve sessiz bir çığlıktan ibaret; her bir dıgıdık dıgıdık…

Kulağınıza bazı sesler geliyor, ama onlar da kulaklarına inanamıyor. Etrafta bir sürü balo, bir sürü kabare fink atıyor. İçkinizden bir yudum alıp, avınıza doğru yürümeye başlıyorsunuz. Ve sorulacak onca soru arasından en berbatı yine gün yüzüne çıkıveriyor: Benimle arz- ı endam eder misin?.. Bir anlığına doğumunuzdaki sperm savaşlarına geri dönüyorsunuz. Ve her hatırlamanın bir geri dönüş olduğunu bir kez daha deneyimliyorsunuz. Tekrar başa sardığınızda da kollarınızdaki kadının dans ettiğini, sizinse danstan başka her şey ettiğinizi anlıyorsunuz.  Anladığınız bir başka şeyse yerlerin sizden çok daha acınası olduğu. İçki bardağı ve alkolle kaplılar. Yoksunuz, hâliyle içememişsiniz çünkü.

Enstrümanları çalanların ruhsuzluğu tüm salonu kaplamış durumda. Çalıyor ve insanlar kendinden geçmişçesine dans ediyorlar ama tek bir ruh kırıntısı yok koca salonda. O yoklukta onların da olması beklenemez zaten.

“Sayılar yoksa, matematik de yoktur. Kaldı ki onları sayıp sarmalayan parmaklar olsun.” nidaları arasında yerdeki cam kırıklarını toplayıp, his keşiflerine çıkıyorsunuz; ama nafile. Batışlar, çıkışlar yok; zamanlar, kanlar ve sıçramaları yok. Had safhada bir kansızlık, had safhada bir akışsızlık, had safhada bir yokluk!

Ne iğrenç, ne hiç şeymiş şu 1850’ler değil mi?.. Ortalar ve Araflar her zaman iğrenç olur zaten, söylemiş miydim? Söylememiştim. İğrenç gelir demek daha doğru olur sanki. Ah şu gelmekle olmakın bitmeyen savaşı. İpin bir ucunda kadın orgazmı, diğerindeyse erkek orgazmı.

Arada kalmakla arafı karıştırmak da neyin nesi. Birinde kararsızlık, diğerindeyse geçiş söz konusuyken hele ki. Karıştırmak değil bu; sıkışan ruhlarla bağlantıya geçmek.

Sıkışan ruhlarla bağlantıya geçmek mi?!

Ne çok soru soruyorsun!

Soru değil hiçbiri de. Ve hepsi de ortalarda bir yerde. Ortaların en büyük özelliği bu işte; sıkışmışlık ve getirisi hiçlik.

Kenan Yaşar

Etiketler

0 yorum “1853 / Hiçlik ve Boşalım”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kenan Yaşar | Takip Et

Reklam

Kenan Yaşar | Instagram

Instagram requires authorization to view a user profile. Use autorized account in widget settings

Kenan Yaşar | Twitter

Pin It on Pinterest