Aşk

Aşk derin, ince insanın gözünü alan bir ışık huzmesi. Önce önemsemezsin ama bir merak uyandırır içinde. Yavaş yavaş korka korka o ışığa doğru gidersin. Her yaklaştığında biraz daha açar sana kendini. Sen de onun büyüsüne sihrine kapılır bir süre sonra karşı koyamaz hale gelir ve kendini aşka teslim edersin. Bu öyle nefsi şehvani bir duygu değil aksine seni var oluşuna götüren ve seni kainatla birleştiren senin özündeki en mükemmel ve sana andaki sonsuzluğu yaşatan mucize.

Aşk yaşanmak için bir kadına ya da bir erkeğe ihtiyaç duyulmayacak kadar naif bir hissiyat-ı ulviye. Aşkın cinsiyeti yok, yaşı yok, bedeni yok ama tek bir şeyi var: Hayal. Evet aşk herkesin hayali kadardır ve hayalin kadar aşkını yaşar, yaşatırsın. Kimi zaman bir duada saklarsın yıllarca kendine bile itiraf edemezsin. Kimi zaman bir rüyada sessizce, sakince, kalabalıklar içinde yokken onu yaşatırsın. Kimi zaman bir göz yaşında büyütürsün. Kimi zaman bir şarkıda besteler bir şiire sığdırırsın. Kimi zaman İbrahim misali ateşinde serinlersin. Kimi zaman Yakup misali bir umuda sarılır sadece zamanını beklersin. Kimi zaman Mevlana gibi dönmeye başlar içmeden sarhoş olursun. Kimi zaman Yunus gibi bağrında buz gibi suyu üşümeden ısıtırsın. Kimi zaman da Itri gibi notalarla konuşur, makamlarla coşar, güftelerle soluklanırsın.

Aşkın dili evrensel değildir ama aşk herkesi bam telinden yakalar. Aşkı hisseden yaşayan da onu evrene yayar. Kainat onun büyüsüyle büyülenir. Adeta sihir gibi dolanır. Hazır olan herkese bir buse kondurur ve yoluna devam eder. Busenin açılması için sadece hazır olmak gerekir. Mesajları anlayacak kadar zeki, hissedecek kadar susamış, ne olursan ol gel diyecek kadar yanmış olmak gerekir.

Aşk sihirli, büyülü, ölümsüz ve sonsuzluğun tek mirasçısı. Aşkı yaşayanın damarlarında akan kan değil ab-ı hayattır. Bundandır ki olanı sadece kabuldedir. Değiştirmeye çabalamaz, isyan etmez, tek bir amacı vardır aşka layık olabilmek. O aşka layık olmaya çabaladıkça aşk onu çepeçevre sarar, ona kendini açar ve artık aşk ona teslim olur.

Aşk yakmaz insanı, canileştirmez, gözlerini karartmaz, hırslandırmaz, hırçınlaştırmaz, köleleştirmez, benliğini değiştirmeye çalışmaz, esir etmez. Aşk insanı serbest bırakır, ulvileştirir, özüyle birleştirir, serinletir, ferahlık verir, huzur verir, kendi olmasını sağlar, sonsuzluğu insana verir, aşk yakmayan ateşiyle insanı insan yapar.

Herkes aşktan payına düşeni alır da kimi fark eder, kimi elinin tersiyle iter. Kimi egosuna, korkularına, kaçtıklarına, kendine yenik düşer de payına düşeni alamadan gözlerini kapatır. Aşk zamansız gelmez, geldiğinde zamanı gelmiştir ama sen hazır mısın kendinle, korkularınla, egonla, kaçtıklarınla yüzleşmeye. Belki de kapını çoktan çalmış ve araladığın yerden çoktan içeri girmiştir. Kim bilir…

İlknur Kayacan

Etiketler

0 yorum “Aşk”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest