Bingo

Sevimsiz günlük,

Bugün 1 Ocak 1800, üstelik günlerden Pazar. Her yer kapalı;  yeni yılın kendisi bile. Dün biraz alışveriş yapmamış olsaydım, günü zor atlatırdım. Market alışverişi dönemine henüz çok uzak olduğumuzdan, sadece tütün, kumaş, bakliyat, et ve yumurta alabildim. Pazarda balık da vardı ama siktir ettim.

Şu an oda sıcaklığı 22,4 derece. Atmosfer basıncı 1. İşin tuhafı, midedeki su miktarı da 1; tabii litre cinsinden. “Normal Şartlar Altında” cins köpeklerin sokak köpeklerine oranla daha az hararetli olmadığı bir çağın emekleme dönemini arşınladığı bir oda burası; ama sen bunu iki yüzyıl sonra ancak idrak edebileceksin.

Kusmuk günlük,

Dün ikindi çayına bir adet komşu teşrif etmişti, hatırlarsın. Sana yazmayı ihmal ettiğim şeyse, gözlüğünü burada unutmuş olması. (Yazmadım, çünkü gözlükle seni yan yana getiremedim bir türlü. Yakıştıramadım o kartal gözlerine.) Nedendir bilmiyorum ama gözlük iğrenç kokuyordu. Adeta bir ayak kokusu. Gözlüğü odadan çıkartıp, dış kapının mandalına astım. İçine düştüğü göndermeye pek aldırış etmedi açıkçası. Sanırsın ki, asırlardır sadrazamların sol taşaklarına asılı kalmış ve bundan da hiç gocunmamış.

Bi’ dak’ka!.. Kapı çalınıyor… Sütçü gelmiş; boşları almaya… Ağzımda ne kadar kelime varsa hepsini de kusuyorum önüne; anlamıyor. Evet evet, anlamıyor; aldırış bile etmiyor üstelik. Hiçbir imanın değeri yok bugünlerde… İnancın dayatması imanı, imayla geçiştirmenin hafifliğini yaşatsam da kendisine, tın yok o boş gözlerde. Mutfaktan bakraçları kapıp, koyuyorum önüne. Sonrası malum; siktir ediyorum.

Geri dönelim şimdi asıl olayımıza. Yılın ve koskoca bir asrın ilk günü bugün. Başka başka şeylere girmemek için zor tutuyorum kendimi. Yıl tamam, asır tamam, ama ya diğerleri?.. Tuhaf tuhaf ruh hâlleri mesela: Gelgitler, hezeyanlar, major depresyonlar, minör atlılar, paranoyalar ve daha neler neler!.. Girdiğim anda sen de payını alacaksın merak etme. Neler saydıracağım sana neler! Hiç şüphen olmasın şizofren günlük.

Yine kapı çalınıyor… Her zamanki gibi bir yabancılaştırma efekti olarak. Solak Brecht neler soktu beynimize öyle!.. Sokacak yani; bir asırdan fazla var zira olayın vuku bulmasına. Uzak Doğu’dan alınan bu modellemenin tarihine inip, Brecht’i beklemeye gerek olmadığını el kol hareketleriyle ve arsızca anlatsak mı kendisine?.. Haklısın, ne gerek var?!. Bizi saran her şeye anında yabancılaşıyoruz zira. Uzuvlu uzuvsuz, öyle ya da böyle temas ettiğimiz sevgililerimize bile… Hatırlat, çok çok ileride bunu aşk kusmuğu olarak düzelteceğim.

Kapıyı açıyorum… Ve işte atım karşımda. “Beni neden yalnız bırakıyorsun?” der gibi bir ifade var yüzünde… Tombalanın yerini “Kim Daha Yalnız?” oyunu almış çoktan… Elimi ağzına sokup çalkalıyorum ve avucuma geleni yüksek sesle kişniyorum:

Kimsenin duymak bile istemeyeceği bir şeyin kazanmak olarak algılanacağı yapayalnız bir yüzyıl başlamış oluyor böylelikle.

Kenan Yaşar

Etiketler

0 yorum “Bingo”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kenan Yaşar | Takip Et

Reklam

Kenan Yaşar | Instagram

Instagram requires authorization to view a user profile. Use autorized account in widget settings

Kenan Yaşar | Twitter

Pin It on Pinterest