Bir Savaş Bir Yazar: Knut Hamsun

Knut Hamsun ve Joseph Goebbels

Bataklıklardan geçerek ormana giren bu uzun patikayı kim mi açtı? O adam, buralara gelen o ilk insan açtı. Ondan önce bu yol yoktu henüz.Knut Hamsun

Tarihin tekerrür etmesi sıklıkla telaffuz edilen bir söz. Konunun haklılığının yanında tekerrüre tanık olma durumundan da bahsetmek gerek. Sizlere yazım boyunca tanık olduğu savaşın ve bu savaşta gösterdiği tutumun bir yazarın hayatında neleri değiştirdiği ve hangi tartışmalara yol açtığı konusundan bahsetmek istiyorum.

Knut Hamsun

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Versay Barış Antlaşması’nı imzalayan Almanya savaşı kaybetmenin verdiği hezimetin yanında antlaşmanın ağır şartları sonucunda derin bir buhranın içine girmişti. Tarih içerisinde krizlerin toplumlar üzerindeki etkilerini irdelediğimizde bunun çeşitli sonuçları olduğunu söylememiz gerek. İntikam, hırs ve kibir… Her biri soyut olan bu duyguların somutlaştırılması da tarihsel süreç içerisinde çeşitli sonuçları beraberinde getirir. Almanya buhranın içerisinde kendini kurtarmayı ve nefes almayı amaçlarken bu sırada kendi içerisinde yeni bir ses duymuştu. Giderek daha çok yankılanan bu ses bir anda toplumun içinde hissettiklerinin vücut bulmuş haliydi. Adolf Hitler insanlara ümit ve heyecan getirmişti. Vadettikleriyle birlikte yeni hayallerin peşine düşüldü. Güçlenen ve yenilmez olacak olan bir toplumun fitilini ateşleyen söylevlerinin sonucunda dünya yeni bir tekerrür anının eşiğine gelmişti. Hitler bu fırsatı kaçırmadı ve yeni bir dünya savaşını başlatmış oldu.

Almanya, Mart 1938’de Avusturya’yı, Mart 1939’da Çekoslovakya’yı ilhak etmiş, 1 Eylül 1939’da da Alman orduları Polonya sınırını geçerek bu ülkeyi işgale başlamıştı. Stratejik ve askeri planlar dâhilinde Alman yayılım politikası Orta Avrupa üzerinden Doğu odaklı ilerlemekteydi. Haziran 1940’ta başlayan Weserübung Harekâtı sonucunda Norveç seferini başlatan Almanya ilk kez Batı üzerine bir yayılım göstermeye başlamıştır. Almanya’nın ilk olarak Norveç üzerinden Batı seferlerine başlamasının sebebi kuzeyde bulunan yeraltı kaynaklarından faydalanmak ve ayrıca müttefik devletlerin olası çıkarma ve saldırı durumlarına karşı bölgenin kendi kontrolünde olmasını sağlamaktı. Bu bağlamda Norveç Seferi, II. Dünya Savaşı’nın kilometre taşlarından biri sayılır.

Birinci Dünya Savaşı meydana geldiği sırada yazmış olduğu “Dünya Nimeti” isimli kitabıyla 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Knut Hamsun bu süreçte yazımızın temelinde olacak kişi olacak. Norveç Edebiyatı’nın önemli isimlerinden biri olarak görülen Knut Hamsun ilk dünya harbinde ülkesi ve dünya tarafından saygın bir yazara dönüşürken, ikinci dünya harbi sırasında tartışmaların odağında olan bir isme dönüştü. Bu tartışmaların sebebi ise ülkesi işgal edildiğinde Nazi Almanya’sını desteklemesidir.

Knut Hamsun

Knut Hamsun’un bu desteğinin temelinde ne yatmaktadır? Ömrü boyunca sayısız eseri, ödülü, sevinci ve azabı sığdıran Hamsun’un gençlik yılları hayatının dönüm noktasını oluşturmaktadır. Eğitim hayatı yedi çocuklu bir ailenin ferdi olduğu için sadece 245 gün sürmüştür. Ardından ailesi barınamadıkları için onu amcasının çiftliğine işçi olarak göndermiştir. Hamsun, burada kötü muamele ve ağır şartlarla karşı karşıya kalmıştır. Tek teselli amcasının sahip olduğu kütüphanedir. Burada yazmayı öğrenen Hamsun kısa bir süre sonra da ilk metinlerini yazmaya başlamıştır. Ayrıca bu süreçte ölümcül bir hastalıktan kurtulmuş, Amerika’da ırgatlık, tren bileti satıcılığı gibi işlerde çalışmış ve sonra soluğu yine ülkesinde almıştır. Amerika yaşantısı sadece edebi açıdan değil siyasi olarak da Hamsun’un hayatını etkilemiştir.

1890 yılında ilk romanı “Açlık” yayınlanmıştır. Kitap yerinde bir tabirle onu bir gecede ünlü yapmıştır. 1920 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Hamsun’un hayatı o tarihten sonra farklı bir yola girecektir. Ülkesinin en önemli edebiyatçılarından biri olan Hamsun yoğun bir Batı ve İngiliz düşmanıdır.  Naziler 1940’ta Norveç’i işgal ettiğinde, yazar direniş hareketi için örgütlenen Norveç halkına bunun doğru olmadığını savunmuştur. Günümüze kadar süren bu tartışmaların ışığında kendisinin Nasjonal Samling’e üye olup olmadığı ise netlik kazabilmiş değildir.

Mayıs 1943’te Joseph Goebbels ile görüşmesinin ardından Hamsun, Nobel madalyasını minnettarlıkla kendisine hediye ederek yine şaşkınlıkla karşılaşılacak bir işe imza atmıştı. Bir ay sonra, 83 yaşında şeref konuğu olarak Viyana’daki Uluslararası Gazeteciler Kongresi’ndeydi. Nazi hattında yer alan yüzlerce gazeteci Hitler ve Reich adına yemin etti. Hamsun’un konuşması ve tavrı netti; “İngiltere diz çökmeli!” Bu kararlı konuşmasının üzerine Hitler’in Obersalzberg’ine davet aldı.

26 Haziran 1943 günü Hitler, Afrika bölgesindeki başarısızlıklar ve bütün cephelerdeki aksiliklerin yanında müttefiklerin hava saldırıları sonucuyla ciddi bir yara alsa da misafirini kabul etmişti. Onun ifadesiyle kültürel temsilciyle buluşması Reich’in kültürel olarak ilerleyişi hususunda önemli bir görüşme olacaktı. Öğleden sonra bir araya gelen ikilinin görüşmesi sırasında söze başlayan Hamsun farklı bir noktada meydana gelenler üzerine görüşlerini bildirdi. Nasjonal Samling’in ve Josef Terboven’in Norveç politikalarını eleştirmesi Hitler’i şaşkına çevirmişti. Hamsun’a göre uygulanan politikalar Norveç ticaretine ve deniz taşımacılığına ciddi zararlar veriyordu. Hitler ise bu meselelerin gündeme gelmesinden rahatsızdı. 1920 yılında kazandığı Nobel ödülünün yanında Alman Reich’i döneminde “Dünya Nimeti” isimli kitabıyla ülkenin en çok okunan yazarlarından biriydi. Naziler tarafından kitap “Kan ve Toprak” anlayışına stabilize edilmişti. Bu hususlardan dolayı onunla ortak paydada buluşmaya çalışan Hitler’in çabaları başarısız oldu.

Knut Hamsun

27 Haziran 1943 günü Joseph Goebbels günlüğüne “Hamsun’un Fuhrer’e ziyareti biraz başarısız oldu” dedi. Bu noktada Propaganda Bakanı’nın planı da suya düşmüştü. Savaşın seyrinin değişmeye başladığı o günlerde kültürel alanda yapılabilecek bir hareketin Reich’e büyük bir katkı sunacağını düşünse de Hamsun’un Norveç politikaları üzerine eleştirileri toplantının başarısız olmasına sebep olmuştu. Ardından tüm belge ve fotoğraflar yok edilerek gerçekleşen görüşmenin izleri yok edilmeye çalışılmıştı.

Knut Hamsun, gerçekleştirdiği ziyaretin ardından hayal kırıklığına uğrasa da desteğini esirgememişti. 7 Mayıs 1945 günü Almanya teslim olup Hitler intihar ettiğinde Aftenposten gazetesinde yer alan yazısında Hitler’i “İnsanlık savaşçısı ve tüm uluslar için adalet müjdesi vaiz” ve “En yüksek düzenin reformcusu” olarak nitelendirmişti. Savaşın faturası sadece Almanya için değil Hamsun için de ağır olmuştu. Savaşın ardından ülkesi Norveç tarafından vatana ihanetten 325.000 kron para cezasına çarptırıldı. Bunun yanında Hamsun dünyanın en sessiz protestolarından biriyle karşı karşıya kaldı. Oslo’daki evinin bahçesine Norveçliler onun kitaplarını bırakmaya başladılar. Bu onun hayatındaki en büyük ders oldu. Uzunca bir ömrü boyunca tartışmaların eşiğinde kalmaktan hiç çekinmeyen Hamsun yalnız ve mutsuz bir şekilde yaşamının son günlerini geçirdi.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak dikkatleri üzerine çeken, yazdıklarıyla edebiyat dünyasının içinde gün geçtikçe nüfuz kazanan bir yazarın hayatı siyasal kararları ve düşünceleri sonrası oldukça büyük bir değişim yaşamıştı. Konuyla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenlere Norveç edebiyat eleştirmeni Tore Rem, Mart 2016’da Almanca olarak yayınlanan “Hitler’e Yolculuk” adlı kitabını tavsiye ederim. Tekrar görüşmek dileğiyle…

Uğur Hakan Hacıoğlu

Etiketler

0 yorum “Bir Savaş Bir Yazar: Knut Hamsun”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uğur Hakan Hacıoğlu’nu Takip Edin

Reklam

Uğur Hakan Hacıoğlu | Instagram

Instagram requires authorization to view a user profile. Use autorized account in widget settings

Uğur Hakan Hacıoğlu | Twitter

Pin It on Pinterest