Bog Te Video

Ben Furkan Zengin. Belki bazılarınız beni twitter (@furkanzengin) üstünden takip ediyordur. Sürekli spor hakkında bir şeyler tweetleyen biriyim işte. Spor sevgisi durup dururken oluşan bir şey değil. Ben 1979 doğumluyum, bizim çocukluğumuzun bir kısmı tek kanallı TRT dönemine denk gelir. O yüzden ben evde Katarina Witt, Nadia Comaneci, Sergei Bubka falan izleyerek büyüdüm. Sonra ortaokulda basketbol sevdasına kapıldım, 28 yaşına kadar da kendi çapımda oynadım. Daha o zamanlar bu spordan ekmek yenmeyeceğini anlayıp iş hayatına devam ettim. İçimizdeki sevgi bâki kaldı tabii, biz zamanında Show TV’de Murat Murathanoğlu Jordan’ın maçını anlatsa da izlesek diye sabahın köründe kalkardık. Annem okula gitseniz kalkmazsınız diye kızardı. Hayat işte, bir yandan geçim için çalışırken, bir yandan takibe devam ettim. Sonra sosyal medya genişledi, o zamanlar Fenerbahçe Efes deli gibi kapışıyor. Bizi SKY TURK’de bir programa çağırdılar. Taraftar gözüyle konuşuyoruz orada, sonra SKY TURK’de futbol ile alakalı bir programa çağırdılar oraya da gittim. Sonra Bugün TV’de bir sezon yine bu formatta bir programa gittik Ve GOOL diye. Acaba dedim yeni bir kariyer fırsatı mı var. Çok geçmeden medya sektöründen de uzak durmam gerektiğini anladım. Sonra gel zaman git zaman kader beni İstanbul 2020 Olimpiyat Oyunları Adaylığı için çalışacağım bir noktaya getirdi. Organizasyon sektöründe yaptığım en güzel işti. Sonu istediğimiz gibi olmadı ama ben şahsi olarak tatmin olmuştum. O kadar tatmin oldum ki o projeden sonra işi bıraktım. Çalışma hayatıma devam ederken arada NTVSPOR Yenilsen de Yensen de programına çağırıyordu. Bir iki kez oraya çıktım (bayağı fazla canlı yayına çıkmışım yahu). Sonra bu işe biraz profesyonelce yaklaşayım dedim. Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi bünyesinde yer alan Spor İletişimi Sertifika programını başarıyla bitirdim. Bu arada işler devam. İşim de gezdirmek bu arada. O yüzden senenin 6 ayı falan ülkede değilim ama şanslıyım, gittiğim yerlerde vakit buldukça spor müsabakalarını izliyorum. Mesela 2015 idi sanırım yaz ve kış tamamen Belçika Hollanda yaptım. O sene gittiğim Club Brugge maçı sayısı Türkiye’de gittiğimden fazladır. Bir ara Spor Delileri diye bir sitem vardı. O zamanki şartlarda bile Türkiye ortalamasının üstünde işler yapıyordum. Milli olmuş Yelkencilerle, Snowboardcularla röportaj falan yapmıştım. Sonra bizim tribün grubundan – biraz Fenerbahçeliyim – (nüfus kağıdım da Rasimpaşa/Kadıköy yazmasının bunda hiç etkisi yok J) yaşça benden büyük abilerimle basketbolkeyfi.com için yazılar ve podcast hazırlamaya başladık. Bu ekiple halen daha devam ediyoruz ve artık çağın gerekliliği olan videocast’e geçiyoruz bu sene. Geçtiğimiz sene Bahçelievler Belediye SK’de A Takım’da gayri resmi olarak idarecilik yaptım. İşin bürokratik kısmını sormayın hiç, anlatsam spordan soğursunuz. En büyük hayallerimden birine doğru giden ilk adımdı. Bu sene yaz aylarında bu hayallere doğru daha büyük adım atıyorken ayağımız kayd(ırıld)ı, atamadık. Aslında bu köşe yazın başında açılacaktı ama bu travmayı atlatmam biraz uzun sürdü. Beni hem maddi hem manevi zorladı çünkü. En sonunda NouvArt madem bana bu imkânı sunuyor tekrar yaz Furkan dedim. Bunun için teşekkürlerin en büyüğü sevgili Beyza’ya gidiyor. Beni bu harika site ile tanıştırdığı için. NouvArt’a da sonsuz teşekkür ediyorum, böyle bir sitede benim yazmama olanak sağladıkları için. Burada mümkün mertebe spor içerisinde arkada kalmış hikâyeleri paylaşmaya çalışacağım. Bunlar bazen sanat ile de alâkalı olacak, bazen hayat ile alâkalı olacak. Siz bu satırları okurken ben ilk hikâyeyi yazmaya başladım bile. Umarım okurken keyif alırsınız zira ben yazarken keyif almadığım herhangi bir yazıyı buraya koymayacağım çünkü.

-Furkan Zengin-

Pin It on Pinterest