Boyutlar Arası Geçiş: “Ölüm”

Varoluştan beri istisnasız her insanın kafasını kurcalayan bir soru. Ölüm ne demek ya da neden ölmek zorundayız? Ölümü o kadar istemedik ki ölümsüzlük iksirleri aradık, ab-ı hayat keşfetmeye çalıştık hatta firavunlar bile kendilerini mumyalattı. Neden? Ölümsüzlüğe ulaşmak için. Ana rahminde başlayan bir yolculuğu, sadece bir nefes vererek bitirecek olmak acı verdi. Salt bakışta kaybetmek olan ölümün acaba varlığa nasıl bir hizmeti vardı? Kulağa garip geldi. Varlığı bitiren bir olgu nasıl olur da varlığa hizmet edebilir? Entropi. Özellikle fizik ve kimya bilimlerinde sıklıkla kullanılan bir kavram. En kaba tabiriyle düzensizlik ölçü birimidir. Ve entropi kural olarak sürekli artma eğilimindedir. Demek oluyor ki madde kararlı halden kararsız hale her an geçiş halindedir. Ve en sonunda entropi sıfırlanır yani madde ulaşabileceği en düzensiz ve titreşimi en yüksek haline erişmiştir. Yani ölüm gerçekleşmiştir.

Kollektif bilinçte ise ölüm son olarak algılanmakta. Hatta o kadar basitleştirilir ki “Doğarsın, büyürsün ve ölürsün” mottosunun altında binlerce insan sadece nefes alır ve verir. Bedeninin arkasındaki, kalbinin en derinliklerindeki ışığı değil fark etmek, hissetmeden finale adım adım yaklaşır. Kendini hiç tanımadan biten bir yolculuk… Hakikat ışığıyla ölüme bakınca ölüm kendini gerçekleştirmenin son aşaması olmaktan, asıl benliği idrak etmekten başka nedir ki?

Ana rahminden itibaren öğrenme ve öğretme sürecine gireriz. Hayata geliş amacımızı arar ve hayata katkıda bulunmamız gereken alanlara doğru bir çekilim yaşarız. Bedenimiz de bu arayış süresince ruhumuzun emrinde arayışa eşlik eder ve her madde gibi sürekli entropisini arttırır. Bir bakıma boşluğa doğru yayılma yaşar. Öğrendiğimiz her bilgi, titreşim olarak bedenimizde yerini alır ve entropi bir öncekine göre yine artmış olur. Ruhumuzun öğrenmek istediği her şey teker teker beden tarafından öğrenilir. Deneyimlerle desteklenerek dünyaya geliş amacımıza doğru yolumuzu devam ettiririz. En sonunda öğrenilmesi gereken öğrenilmiş, deneyimlenmesi gereken deneyimlenmiş, hayata hangi alanda katkı yapmamız gerekiyorsa bu katkı yapılmıştır. Ruh hedeflerini tamamlamış bitiş çizgisine ulaşmıştır. Artık bu bedene ihtiyacı kalmamış ve titreşimi daha yüksek farklı bir boyuta geçme vakti gelmiştir. Beden ise entropisini sürekli arttırarak en son seviyeye ulaşmıştır. Dünyaya ne fayda vereceği bir alan kalmıştır ne de fayda sağlayacağı. Her şey eşitlenmiş alma-verme dengesi tamamlanmıştır. Artık son nefesi verip entropiyi sıfırlamanın vakti gelmiştir. Tıbben nitelendirdiğimiz canlılık alametleri son bulmuş ve beden ölümü gerçekleşmiştir. Beden ölürken ruh ise özgürlüğüne kavuşmuştur.

İlknur Kayacan

Etiketler

0 yorum “Boyutlar Arası Geçiş: “Ölüm””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest