Can perperişan… Eşim dostum uyansın!

Yazması epey zor bir yazı olacak… Ama elbette ki yaşaması kadar değil. Kelimelerimi özenle seçip, sakinliğimi korumaya çalışacağım.

Kendisiyle adaş olan bir dizinin müziği ile tanıdık onu ilk önce… Kenan Doğulu ile yaptıkları “…dan sonra” düeti ile de fiilen hayatımıza girdi Sıla. Albümler, klipler, imaj, dinleyici ile kurulan samimi ilişki, kadın ozanlarımız arasında yer almasına vesile olan şahane şarkı sözleri, özenle kaydedilmiş şarkılar… Sıla’dan bahsediyorum ancak bu yazının öznesi sadece Sıla değil elbette. Maalesef ki, kadına şiddetin gündemimizden hala düşemediği, yalan uygarlık sularında yüzüyoruz…

Sıla fanlarının “Biz şarkılarını dinlemeye kıyamazken, sen ne yaptın!” dediği Ahmet Kural, 45 dakikaya varan psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladı Sıla’ya sizin de bildiğiniz üzere… Sıla, tam da kendine yakışanı yapıp tüm kırgınlığı ve yorgunluğuna rağmen dimdik yürüdü adliye koridorlarında ve şikayette bulundu. Susmak olmazdı… Hem kendisi için konuştu, hem de şiddet gören her bir kadın için… Kendi yazılı açıklamasında da dediği üzere: “Hayatta geldiğiniz yer, başarılarınız ya da oluşturduğunuzun bir anda önemsiz kaldığı yıkıcı bir deneyimmiş.  Bu ülkede bugüne kadar ne kadar şiddet mağduru kadın varsa, gözlerinin gözlerinize değdiği bir anmış.
Her yıl binlerce kadın hem fiziksel hem de psikolojik şiddete uğruyor ve hiçbiri de Sıla’dan daha önemsiz değil. www.anitsayac.com internet sitesinde “Şiddetten Ölen Kadınlar İçin Dijital Anıt” mevcut. Yıllara göre hayatını kaybeden kadınlarımızın isimleri tek tek yazıyor. İsimlere tıkladığınızda ölüm tarihi, kimin tarafından öldürüldüğü, öldürülme şekli gibi acı bilgiler yer alıyor. Sıla’nın da dediği gibi “Aşk bu değil.” Bazen birçok şeyi aşkla karıştırıyorsunuz fakat bu da bir kaçış yolu değil.

Ahmet Kural’ın “O gece, benimle paylaştığı şeyleri itidalli bir şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim.” şeklindeki cümlesi ile özür dilediği açıklamada, kendine de bir savunma alanı açtığını görüyoruz. Fakat bu detaylar bizi ilgilendirmeyeceği gibi (bu kısım önemli), Kural’ın yaptığına da hafifletici bir etkisi olmuyor. Alelacele yayınladığı videoda ise okunanlar şöyle: Gözlerini yalandan mütevellit sürekli kaçıran, adeta prompterdan okurmuşcasına tek bir noktaya bakıp kelimelerini sıralayan siyasetçi, sert, takır takır konuşunca haklı olduğunu düşüneceğimizi sanan mahalle kabadayısı, İtişme kakışma diyerek basit(!)leştirmeye çalışan yan komşunun sümüklü oğlu ve ne yazık ki dahası… Yaptığından pişmanmış gibi davranan, bir yandan da özür dilerken bile otorite kurmaya ve açık aramaya çalışan bir figür… Yani aslında dilediği gerçek bir özür bile değil.

Peki böyle mi oluyor? Adam, kadını dövüyor… ”Kadın muhakkak bir şey yapmıştır ki atılmıştır o tokat!” demek, adama narsist sapkın sıfatını yakıştırmaktan daha mı kolayımıza geliyor? Evlerden yükselen sesler, yaralanmalar, ölümler niçin suskunluk yüklüyor bize? Niçin “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığının tuzağına düşüyoruz da, şahit olduklarımızı polise ihbar etmiyoruz? “(Bakırköy’de, bizzat sevgilisine şiddet uyguladığına şahit olduğum adamı tutup polise teslim etmişliğim de vardır.) Yasalara mı güvenmiyoruz? “Kocasıdır, yapar. Barışırlar.” mı diyoruz? Korkuyor muyuz? Bizi durduran nedir? Bence elimizi taşın altına koymuyoruz. Bence birgün bizim de başımıza geleceği ihtimalinden korktuğumuz için susuyoruz. Bu bencillik kız kardeşlik için fazla acı değil mi peki? Hani birlik olacaktık? Yoksa sadece Instagram filtreli baby shower partilerinde mi kız kardeş oluyoruz? Perişan canlara can olup, tatlı uykumuzdan uyansak fena olmaz mı? Biraz bilinçlenmemiz gerekiyor doğrudur… Ve biraz da cesaret. Şiddetin yansıması sadece yüzündeki morluk değil, kalbindeki kırık da olabilir. Bunu çok geç farkedebilir, konduramayabilirsin. Seni öyle bir işlemiştir ki ilmek ilmek, inanamayabilirsin. Başlangıçta her şey çok güzeldir ve tüm güzellikler zaten başlangıçta tükenmiştir. Eski günlerin referansı ile bir şans daha vermeyi denediğin her an, kendinden de bir şans çaldığın ana denk geliyor bu denklemde. Çünkü tek bir yol yok bu hayatta. O kapıdan çıkıp gidersen zor olacak belki ama kalmak daha zor olacak inan… Kimsenin psikolojik sorunlarına çözüm olamayacağın gibi, çocuklarının da gelişimi sırasında maruz kaldığı sahneler onlara hiç iyi gelmeyecek. Bu yüzden tüm bu olanların, bu yazının üzerine düşünüp adım atabilecek güçtesin bence. Kendine haksızlık etme.

Not: Ne Ahmet Bey’in ne de diğerlerinin özrünü kabul etmiyoruz. “Affet”miyoruz.

(Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı: 183)

Müzikli Kız

Etiketler

0 yorum “Can perperişan… Eşim dostum uyansın!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir