NaPara / Zeitgeist

Uç uca eklenirsin, eklenirsin de gidersin ya; trenleşme korkusuna aldırmadan ve tüm yakıştırmalara inat.

Sen, önündekiler ve arkandakiler, gözünüz görmez hiçbir şeyi. Biriniz düşecek olsa, tek bir yumruktan düşersiniz.

Tekinizi anlatması kâfidir ve hepinize dairdir söylenceler. Biriniz birlik der, sesiniz olur; döner durur, tümünüzü anlatır.

Siyah ya da beyazdır geriye kalan; en fazla bir gri. Ve aynısı makbûldür ya; renge de gerek yoktur o zaman.

“Kullan at” diyordu; kullan at…

Her şeyin ve herkesin kullanılıp atıldığı zamanlardı. Tavsiyesi kendi yüzüne çarpıp geri döndükten sonra kötü bir ayna olduğunu anladı. Anlayışı da zamanlaması kadar beş para etmezdi; ama nedense hep yüksek fiyat biçilmişti kendisine. Şu, kumaşını pahalıya satanlardandı; çünkü alıcılar çok boktandı. Ve para her zaman pis bir sinek gibi boka konardı. Sineği pis yapan, besin karşılama yöntemiyse şayet, onların dünyasında bizim yöntemlerimiz çok daha leş görünüyor olmalıydı. Ama para… Ama para… Gelmiş geçmiş en leş şeydi. Akbabalar ve sırtlanlar dünyasında bile kabul görmüyordu. Ona tenezzül eden tek yaratık insandı ve insan bile onun yaratıklığı yanında, apaçık, pirüpak ve tanımlanabilir kalıyordu.

Paraya hayat veren piçin sesi Hades’i boyladıktan sonra bir daha çıkamaz olmuştu ki imdadına borsa simsarları yetişti. Parayla çalışıp, parayla geberen bu mahlûkatlar zehir ve panzehir birlikteliğini bile ayaklar altına almışlardı. Doğru olan tek bir söylemleri vardı; o da para olmadan hiçbir bok olamayacağıydı. Bokun vazgeçilmez malzemesi değil, ta kendisiydi para. İnsan denen canlı formu hücresel olamasa da, yığınlar hâlinde parayla bir araya getirilip kenetlendirilmiş, alaşımın bileşiğe dönüşmesi için Tanrı’ya dua edilmişti. Alaşımı yeterince iğrençken, bileşiğini düşünmek bile istemiyordu Tanrı. Ya da bileşik hâline gelip titatnlaşmış bir insan Tanrı’nın gözünü korkutuyordu; kim bilir?

Değiş-tokuş dizeliyle çalışan paranın her zerresi aşağılık göndermelerle kaplıyken, cinsel göndermelerin estetik dünyasını yakalaması mümkün değildi. Satın alması da fayda etmeyecekti; üreyip çoğalmanın cinselliğe hiçbir faydası yoktu çünkü. İnsan dışında diğer tüm canlılar bir adım öne çıkıp kollarındaki saati Tanrı’ya göstererek “cinsellikle vakit geçirildiğini, müsabakanın oyalandığını” haykırdılar. Evrim mahşeri haddinden fazla oyuncuyla kaplıyken, Tanrı’dan adil bir hakem olması beklenemezdi. Adil olmak gibi bir niyeti de yoktu zaten; hiçbir zaman da olmamıştı. Böylesi saçmalıklarla kaplı bir gezegenle vakit kaybettiğine göre, canı çok sıkılıyor olmalıydı. İlahi Tanrı, âlemsindi! Diğer sayısız galaksideki sayısız gezegende günlük işlerini halledip, Dünya’ya kusmaya, sıçıp sıvamaya geliyor olmalıydı.

Piçe bak; nasıl da yalan söylüyor! Ekmeğini bölmüş de yemişmiş! İnsansın lan sen; bölüp böleceğin tek şey mikroplardır; tabii paylaşacağın da! Üret paylaş, yarat paylaş ikililerini döndüren emek çarkları yağdan çok terle çalışıyor ve ısınan motorlar fazlasıyla bunaltıcı ne de olsa; niye katlanasın ki! Leke bıraksa da para bir silici ve boklarını niye kendin temizliyesin ki! Ve parayla başlayıp, parayla sona eriyor tüm kullanımların; niye atasın ki!

Artık Buda da gülüyor kendi söylemlerinin çoğuna.  En başta da “Arzularınızı yenin ve istemenin lanetinden kurtulun!” söylemi ona bile gülünç geliyor artık. Bizse “parayı yok etsek, kıçına bir dinamit lokumu bağlayıp ortadan kaldırsak, nasıl olur?” diye soruyoruz kendisine. Ona da gülüyor; hem de katıla katıla, çatlarcasına gülüyor.

Bok ye dogma; bok ye! Ve bi’ kerecik olsun vazgeç; piçliğinin ardına sığınma insan!

Kenan Yaşar

Etiketler

0 yorum “NaPara / Zeitgeist”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kenan Yaşar | Takip Et

Reklam

Kenan Yaşar | Instagram

No images found!
Try some other hashtag or username

Kenan Yaşar | Twitter

Pin It on Pinterest