Sibel Ateş Yengin: “Hepimiz aynı cehennemin içindeyiz”

Sibel Ateş Yengin

Medya sektöründeki başarılı iş hayatıyla tanıdığımız Sibel Ateş Yengin’in ilk öykü kitabı “Bu Evde Kimse Yaşamıyor” Everest Yayınları’ndan geçtiğimiz eylül ayında çıktı. Şimdiye kadar öyküleri Varlık, Lâcivert, Öküz ve daha birçok edebiyat dergisinde yayımlanan ödüllü yazar Sibel Ateş Yengin, yine öyküleriyle; ama bu kez ilk öykü kitabıyla okurlarının karşısında. Kendisi kitabının ardından sorularımızı yanıtladı.

– Yazı yazma serüveniniz nasıl başladı? Bu noktada başlangıçta örnek aldığınız bir yazar oldu mu?

Yazmayı, yazarak ifade etmeyi sevenlerdenim. Bunu keşfettiğimde lisedeydim. Önceleri günlük tutmaya başladım. Her gün oturup hiç sıkılmadan ne yaşadıysam ne hissettiysem onları yazıyordum. Daha sonra yazma alışkanlığı kurmaca metinlere evrildi. Günlükleri bırakıp öyküler yazmaya başladım. Derken öykülerimi birtakım edebiyat dergilerine gönderdim. İlk kez Adam Öykü’de bir öyküm yayımlandı. Semih Gümüş’ten “Öykünüzü yayımlayacağız” cevabını aldığım günü hiç unutmam. Sonrası zaten çorap söküğü gibi geldi. Yazmaya başladığımda örnek aldığım bir yazar olmadı.

– “Bu Evde Kimse Yaşamıyor” ilk kitabınız. Kitabınızın ortaya çıkış sürecini bizlere anlatır mısınız?

Kitap fikri aklımın hep bir köşesindeydi ama sürekli geciktiriyordum. Belki gün yüzüne çıkarmaktan korkuyordum. Beğenilmeyebilir, yayımlanmaya değer bulunmayabilirdi. Zaten öyle de oldu. İlk gönderdiğim yayınevinden red cevabı aldım ama vazgeçmedim. Öyküleri yeniden elden geçirdim, üzerine çalıştım, yeni öyküler yazdım. Bir baktım on dört yıllık sürecin sonunda bir kitap olacak kadar öykü birikmiş. Everest Yayınları’na dosyamı gönderdim. Heyecanlı bekleyişin sonunda kitabımın kabul edildiğini öğrendim.  

– Kurgu ve gerçeklik odağında incelediğimizde öykülerinizdeki yaşananlarda hangisinin daha ağır bastığını düşünüyorsunuz?

Öykülerin tamamı kurgusal metinlerden oluşuyor. Bir arkadaşımın babaannesinin gerçekten ilgi çekmek için ev yakma girişiminde bulunmasını bir öykümde kullandım mesela ama bu gerçeklik kurgusal metnin içine yerleştirildi. Dolayısıyla hiçbirine yaşanmış gerçek öyküler diyemeyiz.

– Kitabınızı incelediğimizde genel olarak toplumda zorunlu sınırların içerisine itilmiş kadınların hikâyelerine değinmişsiniz. Hikâyelerinizde yer alan kadınların ortak özellikleri ve farklılıkları nelerdir?

Gerçek hayatta olduğu gibi öykülerdeki kadınların da sorunları, dertleri, acıları aynı. Eğitimli, eğitimsiz, kentli, köylü, Türk, Kürt fark etmiyor, pek çok kadın benzer şeyleri yaşıyor. Kiminin dozu daha yüksek kiminin daha az ama sonuç olarak hepimiz aynı cehennemin içindeyiz.

– Kaleme alırken sizi en çok etkileyen öykü hangisiydi?

Hepsinin hikâyesi beni etkiledi ama illa birini seçmem gerekiyorsa şu sıralar “Ölüm Bu Şakası Olmaz” adlı öyküm derim.

– İlk kitabınıza gelen geri dönüşleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Ortaya çıkan sonuçtan memnun musunuz?

Çok memnunum. Geri dönüşler de şahane. Açıkçası kısa sürede bu kadar çok ilgi olacağını tahmin etmiyordum. Kitabın bilinirliği daha uzun bir süreye yayılabilirdi. Bu anlamda sonuç epey şaşırtıcı oldu benim için. Kadınlar, öyküleri ve kadın karakterleri çok sevdi. Sadece kadın değil, erkek okuyucunun da ilgisini çekti öyküler. Mesela kitaba yapılan ilk güzel yorum bir erkek okuyucudan gelmişti. Tanımadığım pek çok okurdan mesajlar aldım. Kimi ağlayarak okuduğunu kimi her öykü karakterinde kendini bulduğunu kimi de öykülerin acılarına şifa olduğunu yazdı. Birbirimizi tanımayan kadınlardık ama belli ki acılarımız ortaktı.

– Medya sektöründe çeşitli dizilerde sanat yönetmeni olarak yer aldınız. Çalıştığınız sektörün kitabınıza ne gibi yansımaları oldu?

Setlerde çalışırken epey yoğun bir mesai harcıyorsunuz. Haftanın altı günü en az on iki çalışılan bir sektör düşünün. Hal böyle olunca ne yazmaya ne de okumaya haliniz kalıyordu. Bu nedenle kitaba bir katkısı olmadı.

– Geleceğe yönelik yeni projeleriniz var mı? Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Elbette yazmaya devam edeceğim. Yeni öykülere başladım bile.

– Bizleri kırmayıp vakit ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Ben de size ve okuyuculara teşekkür ederim.

Uğur Hakan Hacıoğlu

Etiketler

0 yorum “Sibel Ateş Yengin: “Hepimiz aynı cehennemin içindeyiz””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This