Uluslararası Sanal Engravist Baskıresim Bienali | Lütfü Kaplanoğlu Röportajı

Pandemi sürecinin başlamasının ardından sosyal yaşamın ve günlük faaliyetlerin en aza indirgenmesiyle birlikte sanal konserler, sanal söyleşiler çeşitli sosyal medya platformları aracılığıyla ilgililerine ulaşmaya devam etmişti. “Uluslararası Baskıresim Etkinlikleri” düzenleyen Engravist, 12 Haziran itibarıyla bu yeni dönemin şartlarına uyum sağlayarak dünyanın ilk sanal baskıresim bienalini gerçekleştirecek. 2016 yılında kurduğu kurumla organizasyonla bu bienalin altında imzası bulunan Doç. Dr. Lütfü Kaplanoğlu, sanatseverlerin gözlem şansına kısa bir süre kala bienal hakkında merak edilenleri bizler için yanıtladı.

– Erzurum’da doğdunuz ve ilk çalışmalarınızı burada gerçekleştirdiniz. Akademik kariyeriniz de Erzurum’da başladı. Tarihi, dokusu ve doğasıyla böyle bir şehirde doğup büyümenin görsel sanatlar açısından ele alırsak size kattıkları neler?

Lütfü Kaplanoğlu: Erzurum’un özellikle İlhanlılar ve Selçuklular’dan izler taşıması itibariyle iham vericiliği tartışılmaz. Bunun yanında iklimsel farklılıkların da insan yaratıcılığı üzerinde bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Erzurum’un Doğu Karadeniz kısmında Çoruh vadisinde doğup büyüdüm. Türkiye’deki sanatçıların çoğunun Karadeniz’den çıkması ve yaratıcılığa karşı duyarlı olduklarını görmek bir tesadüf değil. Doğada olmanın insan yaratıcılığı üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum. Tarihi eserler ve kültürel değerlerle iç içe yaşamak da insan ufkunu açan ve ilhama açık bir durum oluşturuyor.

Lütfü Kaplanoğlu - Shaman

– 2008 yılında “Atık Nesnelerin Sanat Nesnesine Dönüştürülmesi” projenizi ulusal boyutta gerçekleştirdiniz. Bu projede atık nesnelerin sanat formuyla değerlendirilmesi oldukça ilgi çekici bir nokta… O döneme dönersek bu çalışmanın amacına ulaştığını düşünüyor musunuz?

L.K.: Atatürk Üniversitesi’nde çalışırken “Erzurum Gravürleri” projesi, “Gravürlerle Ani Harabeleri” projesi ve “Ahlat Gravürleri” projelerinin yanında “Atık Nesnelerin Sanat Nesnesine Dönüştürülmesi” gibi bir proje gerçekleştirdik. Ama bu projemiz diğer projelerimize göre hedefe ulaşamadı. Çünkü orada lokal bir oluşum söz konusuydu. Bu tema ulusal ya da uluslararası boyutta dikkat çekebilseydi zengin bir tema olarak iyi bir geri dönüş sağlanabilirdi.

– 2016 yılında Engravist’i kurdunuz. Bir baskıresim organizasyonu olarak kuruluş amacınız nedir?

L.K.: Engravist öncesi hem sanat projeleri üretmek ve gerçekleştirmek konusunda yeterince tecrübe sahibi olmuştum. 2014 yılında öğretim üyesi olarak Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde çalışmaya başladım. İstanbul benim için hem ulusal hem de uluslararası etkinliklerim için mükemmel bir şehirdi. Ressam kimliğimle eserlerimi, baskıresim ile etkinliklerimi daha görünür hale getirebilirdim. 2015 yılı sonunda yapmış olduğum bir sanat projesinden hibe aldım ve bu hibe Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları’na hizmet içinde Balkanlar ve Türkiye’yi kapsayan bir projeydi. Ülkemizde baskıresim alanını kapsayan bir kuruluş olmadığı için etkinlik yapabileceğimiz, bir olabileceğimiz bir alana ihtiyacımız vardı. Uluslararası bir topluluk için İngilizce bir kelime olan “engraving” sözcüğü üzerinde oynamalar yaparak sonuna “-ist” eki getirdim ve “gravür yapan”, “gravürcü” anlamına gelebilecek “Engravist” kelimesiyle ilk etkinliğimizi gerçekleştirdik. Yaptığımız bu etkinlikle Türkiye’de ilk defa baskıresim alanında ulusal ve uluslararası baskıresim çalıştayını beraberinde baskıresim sempozyumuyla gerçekleştirdik. Balkanlardan 20 sanatçı, ülkemizden yüzden fazla sanatçının, akademisyenin, öğrencilerin ve sanat severlerin katıldığı bir etkinlik olmuştu. Geri dönüşlerimiz çok iyiydi, bu bizi bayağı heyecanlandırdı. Sonraki yıllar Kültür Bakanlığı ile Gençlik Spor Bakanlığı’ndan almış olduğumuz hibelerle 2017 ve 2018’de etkinliklerimizi yaptık. Attığımız adım bizi daha çok bilinen, genişleyip büyüyen bir hale getirdi. Bu etkinlikler sayesinde ulaşabildiğimiz kişi ve kurum sayısı artmaya başladı. Ama işin özünde ben ve ekibim olarak tamamen gönüllü bir organizasyon yapmamız bize başarıyı sağladı.

– “Uluslararası İstanbul Engravist Baskıresim Etkinlikleri” kapsam ve eylem olarak Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip. Bu bağlamda tekniği sanata dönüştüren sanatçıların karma çalışmalarını bir arada sunabilme fırsatı sunuyorsunuz. Baskıresim tekniği açısından kurumun kuruluşu öncesi ve sonrasını ülke minimalinde nasıl değerlendirebilirsiniz?

L.K.: Baskıresim alanında ülkemizde Engravist’ten önce yapılmış olan büyük etkinlik 2008’de Prof. Süleyman Saim Tekcan ve ekibinin yaptığı 1. Uluslararası Baskıresim Bienali’dir. Bienaller iki yılda bir yapılan etkinliklerdir ve bu bienalin devamı gelmedi. Yine baskıresim sanatçılarını bir araya getirmek amacıyla kurulmuş Özgün Baskıresim Sanatçılar Derneği var. Onların zaman zaman yapmış olduğu etkinlikler var. Dernek sanatçıların yaptıkları eserleri bir araya getirerek sergiler düzenleniyor. Engravist’in onlardan farkı on üç adet çalıştay yaparak ülkemiz sanatçılarına; özellikle genç sanatçılara kapı açmasıdır. Bunun yanında ek olarak uluslararası alanda düzenli olarak etkinlik yapmasıdır. Engravist etkinliklerinden sonra baskıresim alanında organizasyonlar yapılır hale geldi. Özellikle Prof. Melihat Tüzün’ün baskıresim sergileri düzenlemesi ve bazı fakültelerde çalıştayların başlaması bizi fazlasıyla memnun etmeye başladı. Uluslararası alanda bu sanat dilinin yaygın olmasının ülkemizde de yaygınlaşması sevindirici bir haber.

– Sempozyum, workshop ve sergiler neticesinde birçok sanatçı ve akademisyen sizlerin aracılığıyla çalışmalarını ülkemizde tanıtma fırsatı buldu. Bu anlamda sanatseverlerin çalışmalara yaklaşımını nasıl değerlendirebilirsiniz?

L.K.: Özellikle genç sanatçıların umudu oldu. Gönüllü olarak yapmış olduğumuz bu etkinliklerin içinde yer alabilen genç sanatçıları bazen hocalarıyla beraber kabul ediyoruz. Hem sosyal bir sorumluluk projesi olarak hem eğitim hem de sanat anlamında birçok genç sanatçıya ulaşabilmenin yanında sanatseverler nezdinde de kabul gören çalışmalar yapıyoruz.

– Sosyal sorumluluk projeleriyle de oldukça aktif ve adınızdan söz ettirdiğinizi görüyoruz. Bunun neticesi olarak da 12 Haziran itibarıyla dünyanın ilk “Sanal Baskıresim Bienali” 54 ülkeden 600’ü aşkın sanatçı ve 7 adet sanal galeride yer alacak. Çalışmaların sanal bir ortamda sanatseverlere sunulması fikrini nasıl hayata geçirdiniz?

L.K.: 2018 yılında yapmış olduğumuz etkinlikte 200 sanatçı, 250 eser ve 16 ülke katılımı sağlamıştık. Gerçek bir bienal yapma hedefimizi projelerle gerçekleştirmek için birçok kuruma başvurduk. 2019’da koleksiyonumuzda bulunan baskıresim seçkimizden bir kısmını İspanya’da bir kısmını Makedonya’da sergiledik. 2018’de yaşamış olduğumuz pandemi nedeniyle ümitlerimiz kırılır gibi olmuştu aslında. Kreatif direktörümüz Derya Aydoğan’ın “Bu salgının ne kadar süreceği belli değil Böyle esir gibi kalamayız. Bir şeyler yapmalıyız” demesi üzerine uluslararası sanal bir sergi düzenleme fikriyle yola çıktık. Duyuru afişlerini paylaştığımız anda dünyanın her yerinden başvurular yağmaya başladı. Süreçle alakalı yaptığımız görüşmeden “bu neden bizim ilk bienalimiz olmasın” dedik ve sanal sergiyi bienale çevirmeye karar verdik. Aslında baştan bienal olarak duyurularımızı yapsaydık üç bin, beş bin katılımcı sayılarına ulaşırdık.

– Sanal Baskıresim Bienali sanatseverlere ne vaat ediyor?

L.K.: Bu bienal neyi vizyonluyorsak onu bir şekilde elde edebileceğimizi gösteriyor. Hedeflerin bahaneleri yok ettiğini öğretiyor. Gönüllü olarak yola çıkıp güzel işler yapmak isteyenlerin arzularını gerçekleştirdiğini gösteriyor. Hiç masraf etmeden de bir şeyler yapılabileceğini ve siz güzel bir şey yaptığınızda insanların yardım ettiğini görmelerini vaad ediyor.

– Geleceğe dair yeni projeleriniz var mı?

L.K.: Biz sanat alanında sürekli proje konuşan bir ekibiz. Bu etkinlikten sonra baskıresim alanına yeni bir malzeme olarak ekleyip isimlendirdiğimiz “Osbcut Baskıresim Çalıştayı”nı yapacağız. En büyük hedefimizde reelde devamlılığı olan bir bienal yapmak ve diğer sanat alanlarındaki projelerimizde devam ettirmek var.

– Son olarak röportajımızın okurlarına ne söylemek istersiniz?

L.K.: Dünyada ilk olan sanal baskıresim bienalini gezmelerini, mümkün olduğunca paylaşmalarını, bize geribildirimlerde bulunmalarını ve en çok hep birlikte sanatla bütünleşmeyi söylemek isterim. Çünkü “Daha güzel bir dünyayı düşlemek” onu yaratmak demek olacaktır.

Çok teşekkür ederim. 12 Haziran’da sanal açılışımızda görüşmek üzere…

Engravist;

“Uluslararası Baskıresim Etkinlikleri” düzenleyen Engravist, 2016 yılında Doç. Dr. Lütfü Kaplanoğlu tarafından kurulmuştur. “Engravist” ismi, İngilizce oyma, kazıma gibi anlamlara gelen “engraving” sözcüğü ve yapan, eden anlamı veren “ist” ekinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. “Uluslararası İstanbul Engravist Baskıresim Etkinlikleri” kapsam ve eylem olarak Türkiye’de ilk olma özelliğine sahiptir.

Engravist ile 2016 yılından uluslararası nitelikte 1 sempozyum, çok sayıda workshop ve sergi düzenlenmiştir. Projelerde dünyaca tanınan sanatçılar ve akademisyenlerin yanı sıra genç sanatçılar da yer almıştır. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerine de destek verilmiştir. Projelerden ortaya çıkan bildiri kitabı ve eser katalogları ile baskıresim kaynakları oluşturulmuştur.

Engravist baskıresim etkinlikleri, ulusal ve uluslararası baskıresim sanatçılarını aynı çatı altında buluşturmayı, alanda bir sinerji yaratmayı amaçlamaktadır.

Engravist’i Takip Edin;

Uğur Hakan Hacıoğlu

Etiketler

0 yorum “Uluslararası Sanal Engravist Baskıresim Bienali | Lütfü Kaplanoğlu Röportajı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uğur Hakan Hacıoğlu’nu Takip Edin

Reklam

Uğur Hakan Hacıoğlu | Instagram

Instagram requires authorization to view a user profile. Use autorized account in widget settings

Uğur Hakan Hacıoğlu | Twitter

Pin It on Pinterest