Egemen Erdoğan ile Müzik Üzerine…

"Yapay zekâ tek başına ele alındığında, her şeyden bir miktar teorik bilgiye sahip insanlar için gerçekten muhteşem bir şey. Hayatın her alanında da gerçekten çok gerekli kullanım alanları var."

0
Egemen Erdoğan
Egemen Erdoğan

Egemen Erdoğan benim hayatıma önce “Hayat Kazansın” şarkısıyla girdi. Şarkıyı ilk dinlediğimde verdiğim tepkiyi hâlâ hatırlıyorum; çünkü insanı ilk anda içine çeken böyle şarkıları çok sık duyamıyoruz. Sonrasında sektör her ne kadar büyük görünse de aslında küçük bir dünya ve hayat bizi de bir şekilde bir araya getirdi. Böylece benim için çok özel bir dostluk da başlamış oldu.
2018’lerde başlayan bu dostluğa yıllar içinde pek çok sohbeti, dertleşmeyi ve onun güzel şarkıları için On Air Music Co. çatısı altında birlikte yaptığımız çalışmaları sığdırdık.
Şimdi o dertleşmelerin bir kısmını okuyucularımızla da paylaşmış gibi duran bu söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızı umuyorum. Yeni şarkısı “Aklımın Bir Yerinde” vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz bu söyleşiyi okurken Egemen’in o güzel şarkılarını fonda dinlemeyi de unutmayın.
Keyifli okumalar.

Beyza Cumbul: Seninle yıllardır hem özel bir dostluğumuz (iyi ki) hem de müzik üzerinden süren bir yol arkadaşlığımız var. Bu kadar uzun zamandır üretimin içinde olduğun ve pes etmediğin için teşekkür ederek sorularıma başlıyorum. 🙂

“Aklımın Bir Yerinde”nin hikâyesi yıllar önce yazılmış bir nakarattan başlıyor. Geçmişi bugüne bağlayan şarkın vesilesiyle şu anki Egemen, o zamanki ya da daha da geriye gidecek olursak; müziğe yeni başlayan Egemen’e ne söylerdi?
Müzik sektörünün farklı dönemlerine şahitlik eden bir müzisyen olarak şu anki sistemin çalışmadığını da özel sohbetlerimizde sık sık konuştuğumuz için soruyorum; sence müziği kurtaracak bir sistem kurmak bu kadar mı çok zor?

Egemen Erdoğan: Kesinlikle kendime söyleyeceğin binlerce şey olur ama sanırım en önemlisi çok üretip az yayınlamak yerine az üretip sürekli yayınlayacak kadar konsantre olmasını söylerdim sanırım. Müziği kurtarabilecek bir sisteme gelince, o konuda birçok şeyde olduğumdan daha az umutsuzum aslında. Sadece dönemler halinde kaliteli müzik ve kaliteli müzik arayışının yok olduğunu düşünüyorum.Ve maalesef kendimize ayrılan hayat süremizde de bu zamanlardan birine denk geldik sanırım. Üretimin bu kadar arttığı ve kalitenin doğru orantılı olarak bu kadar düştüğü bu zamanında elbette bir sonu olacaktır. Her on yılın kendine ait böyle şartları hep oldu. Yine olacak. Ama kaliteli müzik bir şekilde ait olduğu yolu bulacak bence. Belki biz hala müzik yaparken buna şahit olamayacağız ama. Bu öyle ya da böyle bir döngü. Kalıcı ve zamanla daha çok yaşayacak filmlerde diğer görsel ürünlerde zamanın bize maruz bıraktığı kalitesiz şeyler yok mesela fon müziği olarak. Bu bile bunun bir döngü olduğunu basitçe kanıtlayan bir şey bence. O yüzden bilinmez bir süre daha sevmediklerimize maruz kalıp sevdiklerimizi dinlemeye devam edeceğiz.

Egemen Erdoğan

Beyza Cumbul: Senin müzik yolculuğunu yakından bilen biri olarak şarkının ilk yazıldığı an ile kaydedilip yayımlandığı hâli arasında tüm süreci tek başına yürüttüğünü ve ne emekler verdiğini de biliyorum. Bu kadar emek verilen bir üretimin, dinleyicilerin müzikle kurduğu ilişkinin giderek hızlandığı ve dikkat sürelerinin kısalarak sosyal medyaya hapsedildiği bir döneme denk gelmesi hakkında ne düşünüyorsun?

Egemen Erdoğan: Zamanın ruhuna uygun müzik yapanlar için bu gerçekten büyük bir sorun olsa da ben mümkün olduğu kadar bunları düşünmeden üretmeye devam etmeye çalışıyorum. Yoksa bir on yıl önce ile daha öncesi ile karşılaştırma kabul etmeyecek kadar kötü her şey. Zamanın ruhu müziğin hem en büyük düşmanı hem de hiç beklenmedik bir anda en iyi dostu olabiliyor yaşadığımız zaman içerisinde. Bugün yaptığım müziği bundan 10 sene belki daha da önce yapsaydım, hayatım çok çok daha farklı olabilirdi; biliyorum. Bu herhangi bir şekilde içimi rahatlatmasa da, şu döneme uygun olmadığını bilmemi sağlıyor. Müziği sunman ve birilerinin şarkılarının içerisinde olmasını sağlaman için sana verilen süre 15 saniye ile 1 dakika arasında. Zamanın ruhu tahammülsüzlük üzerine kurulduğu için bu da maalesef kaçınılmaz. Hiçbir filmi yarıda bırakmamış, bir zaman döneminden filmleri 10 dakika izleyen bir kitleye evrilince, bunun sadece müzik için değil hayatın sanatla ilgili her yerinde bu durumun geçerli olduğunu anlıyor insan. Evet üzücü… Çok üzücü ama zamanın ruhu bu. Maalesef.

Egemen Erdoğan

Beyza Cumbul: Önceki sorumla bağlantılı olarak; böyle bir dönemde bir şarkının kalıcı olma ihtimali var mı sence?

Egemen Erdoğan: Hayır. Sadece müzik endüstrisinin biçtiği roller var. Uzun süren bir tiyatro oyunu gibi, o rollere o dönemin ve yapımcıların ihtiyacını karşılayacak insanlar geliyor. Kendi hayatlarının bir şekilde en iyi günlerini geçirip kayboluyorlar. Ki bu durumda iki taraflı bir kazan-kazan durumu olduğu için bence kimse için herhangi bir sorun da yok. Çok şey üretiliyor
Çok şey yayınlanıyor; tüm bunlara rağmen kalıcı bir duyguyu anlatmak için mutlaka eski yer etmiş, gerçekten sanatsal bir değeri olan şarkılar kullanılıyor hâlâ. Bu yüzden bundan seneler sonra ne bu dönem şarkılar hatırlanacak ne de bu dönemde çıkmış sanat diye adlandırılan çoğu şey.

Beyza Cumbul: Hazır günümüzden söz etmişken yapay zekâ konusundaki bakış açını da merak ediyorum. Sence yapay zekâ müzik üretimini nasıl etkilemeye başladı? Gelecekte daha da artacağı öngörüsüyle, müzik nasıl şekillenecek?

Egemen Erdoğan: Yapay zekâ tek başına ele alındığında, her şeyden bir miktar teorik bilgiye sahip insanlar için gerçekten muhteşem bir şey. Hayatın her alanında da gerçekten çok gerekli kullanım alanları var. Ama iş sanata müziğe gelince çok da aynı fikirde değilim. Bir şarkı kaydetmek için haftalarını verirken (ki sadece kayıt kısmından bahsediyorum, bir şarkı yazacak yeteceğe sahip olmaktan bile bahsetmiyorum) 5 dakika içerisinde bir sanat eseri ürettiğini düşünmek gerçekten başlı başına komik bir durum. Geleneksel eski kafa bir bakış açısından çok uzak şekilde söylüyorum. Müziğin ruhu yapay zekanın taklit edemeyeceği tek şey. Ki işin yasal boyutuna da gelince kullanılan her ses gerçek kişilerin seslerinden karıştırılarak oluşturuluyor ki bunun da çok yakında yasal sorumluluklarını anlayacaktır insanlar diye düşünüyorum. Ki bu konuda da açılmış yüzlerce dava var zaten. Ayrıca tüm bunların özünde de yapay zeka ile üretim ‘anında’ süresine indiği için örnek arttıkça ortaya çıkan ürün bir şarkıdan çok bir merak giderme aracı olduğundan bir şekilde bu popülerliğini yitirecek.

AKLIMIN BİR YERİNDE

Beyza Cumbul: Son şarkını görece uzun bir aradan sonra yayımladın. Öncelikle bir dinleyicin olarak yeni şarkılarını daha sık duymayı umuyorum. Önümüzdeki dönem için planların neler? Son olarak bu özel öyleşi için çok teşekkür ederim, senin eklemek istediğin bir şey var mı?

Egemen Erdoğan: Zaman içerisinde yaşadığımız dünya bizi etkileyen tüm kötü şeyler minimuma inmese de insani bir seviyeye geldiği her an ürettiklerimi yayınlamaya can atıyorum. Bitirdiğim yayınlamak için uygun zamanı beklediğim şarkılarım var. En yakın sanatla ilgili planlarım bunlar sanırım. Yeni şarkılarla görüşmek üzere. İyi ki varsın.

Önceki içerikFiliz Piyale Onat’ın “Omorika” sergisi Decollage Art Space’te
Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments