

Bizans sanat yaratıcılığının en kuvvetli ifadelerinden biri olan resim, Bizans dünyasını bir arada tutan görsel dili yaratmıştır. İnananları ortak bir mekanda eşit olarak buluşturmuştur. Bizans resminin toplum katında en önemli işlevi, topluluğun kendisine bir cemaat iletisi taşımasıdır. Kiliseler, bizans resim sanatının asıl mekanlarıdır.
Dört ayrı dönemde; Erken Bizans, İkonoklazma, Orta Bizans ve Son Dönem olarak incelediğimiz Bizans sanatının ”Orta Bizans” resim sanatının incelemesinde dikkati çeken unsurlardan biri olan görselliğin bilinç oluşturucu etkisi yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Çünkü hemen öncesindeki ikonoklazma dönemi ile Bizans’ın sanat anlayışında geçen zamanla beraber siyasi,politik ve sanatsal anlamda değişimler gözlemlenmiştir.
Orta Bizans dönemi hiyerarşisine geçmeden önce bizans resminde değinilmesi gereken kriterlerde resimler aracılığıyla kurulan ilahi dünya, ortak bir mekan ve zaman algısı kurarak toplumsal farklılık ve eşitsizlik temasını gizlemiştir. İnananları ortak bir mekanda eşit olarak buluşturur, resimler aracılığı ile kurulan ilahi ve dünyevi düzen imparatorlukta var olan çeşitli geleneklerin yaşam üsluplarının arasındaki farkın silinmesi ve yepyeni bir ruhsal blok oluşturma çabasıyla dikkat çeker.
Aynı zamanda sanat eserlerinin içinde yer aldığı kiliselerle bütünleşerek daha gösterişli bir mekan tasarımı oluşturduğu söylenebilir. Bir mekan tasarımı içinde resimler aracılığıyla kurulan ilahi dünya imparatorun bünyesinde taşıdığı dünyevi iktidarla birleştirilmiştir.
Orta Bizans dönemi M.S. 842-1204 tarihleri arasında, Latin istilasına kadar olan dönemdir ve bu dönemde iki üslup görülür. Bunlar;
1) Başkent Üslubu
2) Eyalet Üslubu
Başkent üslubu, kaynağını Bizans İmparatorluğunun başkenti olan Konstantinopolis’ten alırken imparatorluğun sanatını temsil eder. Antik çağdan gelen sanat bilgilerinin geleneklerinin ve klasik güzellik anlayışının izleri açıkça görülür. Figürlerin hareketlerinin inandırıcı bir şekilde tasvir edilmesi asıl vurgu kaynağıdır.
Eyalet üslubu ise başkentten uzak bölgelerde, eyaletlerde ve özellikle manastırlarda yaygınlaştığı için bu adla anılmıştır. Biçimden çok konuya önem veren düzlemsel ve şematik bir anlatım diliyle verilmişlerdir.
Orta Bizans döneminde kiliselerin resim sanatında hiyerarşik bir örüntü vardır. Merkezi kubbede Pantokrator İsa genellikle dört baş melekle verilir. Kubbe kasnağında havariler ve bazen tevrat peygamberlerini görürüz. Apsis yarım kubbesi ise Hz. İsa’nın ebediliğiyle ilgilidir. Bu nedenle burada yer alan tasviri Hz. İsa’nın göğe çıktıktan sonra arkasında bıraktığı yeryüzü kilisesini temsil eder. Apsis nişinin üst kısmında litürjik son akşam yemeği sahnesi vardır. Bemada ekmek ve şarap tasvir edilir. Hristiyanlık inancına göre ekmekte bedenin ve şarapta kanın var olduğuna inanılır. Bu inanışa göre Hz. İsa’yı kutsama törenine Ökaristi denir. Naos kilisenin yeryüzüdür. Hz. İsa’nın yeryüzündeki yaşamıyla ilgili sahneler yer alır. Bunlar hristiyanlığın 12 bayramı olarak bilinen sahneleri içerir.
Müjde, doğum, mabede takdim, vaftiz, başkalaşım, Kudüs’e giriş,çarmıha geriliş, diriliş (anastasis), lazarusun dirilişi, İsa’nın göğe yükselişi, pentekost, koimesis.
Pandantiflerde dört incil yazarı yer alır; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Narthekste Hz. Meryem tasvirleri ve naos duvarlarının üst kısımlarında Hz. İsa’nın çektiklerine ilişkin sahneler vardır.
Orta Bizans Dönemi kilise mozaikleri, Bizans anıtsal resim sanatının en sistemli ve olgun örneklerini oluşturur. İkonoklazma sonrasında yeniden şekillenen tasvir anlayışı, yalnızca estetik bir yaklaşımı değil, aynı zamanda Hristiyan inancının temel öğretilerini mekân aracılığıyla görünür kılan bilinçli bir programı yansıtmaktadır. Kilisenin mimari bölümlerine göre düzenlenen mozaik hiyerarşisi, ilahi düzeni simgesel bir anlatımla yeryüzüne taşımış ve ibadet eden bireyin manevi deneyimini güçlendirmiştir.
Kubbeden apsise, naostan narthekse kadar her bölümde yer alan figür ve sahneler belirli bir teolojik anlam taşımakta; Pantokrator İsa, Theotokos, İncil yazarları ve Hz. İsa’nın yaşamından kesitler, Hristiyan öğretisinin bütüncül bir görsel anlatısını oluşturmaktadır. Bu hiyerarşik düzen, Bizans sanatında resmin yalnızca dekoratif bir unsur olmadığını, aynı zamanda dini, toplumsal ve siyasal düzenin aktarılmasında önemli bir araç olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Orta Bizans Dönemi kilise mozaikleri, mimari, ikonografi ve teolojinin bir araya geldiği özgün bir sanat anlayışını temsil etmektedir. Bu eserler, Bizans’ın dini düşüncesini, sanatsal birikimini ve kültürel kimliğini günümüze ulaştıran en değerli miraslar arasında yer almakta; Bizans resim sanatının gelişimini ve ikonografik programını anlamak açısından temel kaynak olma özelliğini korumaktadır.





