

2025 yılı, edebiyat dünyasında hem yeni seslerin hem de usta kalemlerin dikkat çekici eserleriyle öne çıktığı bir yıl oldu. Farklı coğrafyalardan ve anlatı geleneklerinden gelen bu kitaplar; hafıza, kimlik, adalet, aidiyet ve insan ilişkilerinin kırılgan doğası gibi ortak meseleleri derinlikli hikâyelerle ele alıyor. Kimi zaman bir ailenin içindeki sessiz çatlaklara, kimi zaman bireyin geçmişiyle yüzleşmesine, kimi zamansa toplumun görünmeyen yaralarına odaklanan bu eserler, okura yalnızca bir hikâye değil, düşünmeye devam eden bir deneyim sunuyor.
Bu seçkide yer alan kitapları, yıl boyunca okuduklarımız arasından edebi güçleri, yarattıkları etki ve uzun süre zihinde kalma potansiyelleri doğrultusunda bir araya getirdik. 2025’te en çok konuşulan ya da en çok satan kitaplardan ziyade, bizi durup düşünmeye zorlayan, dili ve anlatımıyla iz bırakan metinlere odaklandık. İşte 2025’te öne çıkan ve okuma listelerimize güçlü bir şekilde yerleşen kitaplardan bazıları.
Kutsal Geyiği Vurmak
Pulitzer Ödüllü ve sayısız prestijli ödüle layık görülen Louise Erdrich’in bu etkileyici romanı, kayıp, adalet, kefaret ve kırgın kalplerin derin doğasını Amerikan yerli kültürünün kadim gelenekleri üzerinden anlatıyor.
1999 yılının yaz sonu, Kuzey Dakota’nın ıssız bir bölgesinde… Ojibwa kabilesinden Landreaux Iron, kendi arazisinin sınırında bir geyiği avlamak üzere peşine düşer. Kendinden emin bir şekilde tetiği çeker; ancak kurşun, beklenmedik bir hedefe saplanır. Panik ve şaşkınlıkla yaklaştığında, vurduğu şeyin komşusu Peter Ravich’in beş yaşındaki oğlu Dusty olduğunu fark eder. Dusty, Landreaux’nun beş yaşındaki oğlu LaRose’un en yakın arkadaşıdır. İki aile yıllardır yiyecekten giyeceğe her şeyi paylaşmış, çocukları farklı okullara gitse de daima bir arada büyümüştür.
Alkolizmden yeni kurtulmuş olan Landreaux, bu korkunç kazayla sarsılır. Ojibwa geleneklerine göre şimdi bir bedel ödemek zorundadır: Kendi oğlu LaRose’u, oğullarını kaybetmiş Ravich ailesine vermek. Bu eski kefaret ritüeli, iki aileyi yeniden bir araya getirmeyi amaçlasa da, paylaşılan acı ve sarsıntı çok daha karmaşık ve uzun soluklu sonuçlar doğuracaktır. Roman, trajedinin ardından gelen adalet arayışını, affetme ve iyileşme süreçlerini, aile bağlarını ve kültürel kökleri ustalıkla işliyor.
Yazarın “adalet üçlemesi”nin (The Plague of Doves ve The Round House’un ardından gelen) en güçlü halkalarından biri olan roman, orijinal dilinde 2016’da yayımlanmış ve National Book Critics Circle Award for Fiction ödülünü kazanmıştır. Ayrıca PEN/Faulkner Award finalisti olmuş, eleştirmenler tarafından “kalp kırıklıklarının onarımı üzerine unutulmaz bir başyapıt” olarak nitelendirilmiştir.


| Yazar: | Louise Erdrich |
| Çeviren: | Püren Özgeren |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | Kafka Kitap |
| Sayfa Sayısı: | 455 |
Genç Kız, 1983
Genç Kız, 1983, farklı zamanlarda Oslo, Paris ve New York’ta geçen, bellek ve unutuşun katmanları hakkında, herhangi bir yazın türünün kalıbına sığmayan etkileyici bir soruşturma. Bir dönüm noktasını belgeleyen önceki eseri Huzursuzlar’da olduğu gibi, Linn Ullmann bu kez de uzun süre karanlıkta kalmış sırları açığa çıkarma peşinde belleğin derinlerine matemli bir yolculuğa çıkıyor.
1983 yılında bir kış gecesi, on altı yaşındaki genç kız tanımadığı Paris sokaklarında kaybolur. Cebindeki kâğıt parçasında yazılı olan adres ise kendisinden 30 yaş büyük fotoğrafçı A’nın evine aittir. Yaklaşık 40 sene sonra hayatı tüm dünyayla birlikte altüst olduğunda, yetişkin kadın genç kız olarak o gece yaşadıklarının izini sürmekten başka çaresi olmadığını anlar.
Genç Kız, 1983 güzellik ve unutuş, arzu ve utanç, iktidar ve güçsüzlüğü konu alan akıllardan çıkmayacak, alabildiğine dürüst bir roman.


| Yazar: | Linn Ullmann |
| Çeviren: | Banu Gürsaler-Syvertsen |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | Yapı Kredi Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 208 |
İyi Bir Okul
Amerikan banliyölerinin ve orta sınıf hayatının keskin gözlemcisi Richard Yates, İyi Bir Okul’da bir yatılı erkek okulunu romanının merkezine oturtuyor. New England kırsalındaki Dorset Akademisi, yatakhane duvarlarının ardında tanıdık yalnızlıkları ve hayal kırıklıklarını barındırır. Dışlanmış bir öğrenciyken okul gazetesindeki işinde kendine yeni bir amaç edinen William Grove, mutsuz bir evliliğe mahkûm kimya öğretmeni Jack Draper, okul müdürünün kızı Edith Stone ve başka birçok öğrenci ve öğretmenin hayatları her zamanki gibi sürüp giderken ABD İkinci Dünya Savaşı’na dahil olur ve Dorset öğrencileri birer birer orduya yazılmaya başlar.
Richard Yates İyi Bir Okul’da, ergenliğin kaygı ve hayallerine, gençliğin sona erişine dair bir hikâye anlatıyor.
Birinci sınıf bir hayal gücünün ürünü… İyi Bir Okul pek çok ustaca dokunuşla zenginleşen bir roman.


| Yazar: | Richard Yates |
| Çeviren: | Aslı Konaç |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | Yapı Kredi Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 144 |
Okur Değiştirmek - Orhan Pamuk Üzerine Üç Deneme
Orhan Koçak, Okur Değiştirmek: Orhan Pamuk Üzerine Üç Deneme adlı bu yeni kitabında, edebiyatımızın yaşayan en büyük kalemlerinden Orhan Pamuk’un romanlarını farklı veçheleriyle incelerken eserlerin okurla ilişkisini de odak noktasına yerleştiriyor. Pamuk’un üç romanını, Kara Kitap, Yeni Hayat ve Masumiyet Müzesi üçlüsünü mercek altına aldığı bu kitapta, 70’lerin sonlarında modernizmin serin hava dalgasının nihayete ermesiyle, okuru aktif bir katılımcı haline getiren bir anlatı biçiminin belirdiğini ortaya koyuyor. Kitapta bir araya gelen denemelerde, edebiyatın sırf sözcüklerden oluşmak yerine, okurun zihnindeki karşılıklar ve sorularla şekillenen bir düşünsel yapboz olduğuna dair kuvvetli bir sav ortaya atılıyor. Koçak, Pamuk’un edebiyatında okurun yeniden inşa edilme sürecini, toplumsal ve kültürel bağlamlar çerçevesinde, edebi metnin özgünlüğünü de göz ardı etmeden titiz bir dikkatle ve keskin eleştirel zekâsıyla irdeliyor.
Okur Değiştirmek, Pamuk’un eserlerini daha derinden çözümlemek ve edebiyatın okurla kurduğu bağı yeniden düşünmek isteyenler için bir davet.


| Yazar: | Orhan Koçak |
| Tür: | Deneme |
| Yayınevi: | Everest Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 312 |
Sardunyalar Güneşe Bayılır
Başak Arslan‘ın öykülerinde genel olarak ilişkiler ama illaki aile, sahnenin bir yerine, bazen de tam ortasına yerleşiyor. Yitirilen ya da hiç kurulamayan yakınlıkların kıymıkları karakterlerin içini ince ince sızlatırken anne, baba, evlat, eş, kardeş olarak üstlendiğimiz rollerin yanı sıra sadakat, özgürlük, bağlılık, sevgi, mesuliyet, güven gibi kavramlar değişen manzaralarıyla gözler önüne seriliyor. Parçalanan ailelerde oyundan atılmış çocukların hayaletleri ise yetişkin bedenleri içinde dolaşıyor.
Sardunyalar Güneşe Bayılır, soğuk bir dünyada üşüyenlerin sıcaklığa hasretini, bu uğurdaki dokunaklı, bazen de irkiltici ama hep nafile çabalarını anlatıyor.


| Yazar: | Başak Arslan |
| Tür: | Öykü |
| Yayınevi: | Sel Yayıncılık |
| Sayfa Sayısı: | 112 |
Fırtına – Kimliksiz Kadın
Nobel ödüllü yazar J. M. G. Le Clézio Fırtına’da okuru sevme biçimlerine, unutma ve hatırlamanın ağırlığına, gitme ve kalma isteğinin iç içe geçmişliğine dair bir yolculuğa çıkarıyor.
Fırtına ve Kimliksiz Kadın adlı iki novelladan oluşan bu kitapta öncelikle onlu yaşlarının başındaki June ve artık yaşlı olduğunu düşünen Bay Philip Kyo’nun karşılaşmasına şahit oluruz. Bir yandan, yaş almanın dünyayı anlama biçimimizi nasıl dönüştürdüğünü anlatan bu karşılaşma, diğer yandan, küçük bir kızın ve yaşlı bir adamın dünyaya ilişkin arzularındaki benzerlikleri gösterir. Le Clézio bu öyküde son derece güzel ve derinlikli bir üslupla okuruna şunu anlatır: Yaş aldıkça değişen iyiye ve aşka dair tahayyüllerimiz değil, insanın bunları gerçekleştirebilme kapasitesine duyduğu inançtır.
Kimliksiz Kadın’da ise annesinin biyolojik annesi olmadığını sekiz yaşında tesadüfen öğrenen bir çocuğun büyümesine tanıklık ederiz. Le Clézio’nun burada okuru düşünmeye çağırdığı şey başkalarına ilişkin olarak duyulan öfke ve hayal kırıklığının nasıl kişinin kendisine dönebileceğidir. Bu gibi duygular hem içeriden hem de dışarıdan gelir. Kelimenin tam anlamıyla kimliksiz olan Rachel tüm bunları deneyimlerken, Le Clézio okuruna aidiyetin hiç kimse için bütünüyle mümkün olamayacak bir şey olduğunu zarifçe gösterir.


| Yazar: | Jean-Marie Gustave Le Clézio |
| Çeviren: | Şirin Erkan Leitao |
| Tür: | Novella |
| Yayınevi: | Livera Yayınevi |
| Sayfa Sayısı: | 200 |
Kıştan Sonra
Yoldan Çıkanlar ve Benzersiz Kızım gibi kitaplarıyla dünya çapında başarı yakalayan Guadalupe Nettel, Kıştan Sonra’da modern insanın yalnızlıkla, aidiyetle, ölümle ve sevgiyle ilişkisini incelikli bir dille kaleme alırken, mutluluğun ne kadar kırılgan olduğunu soğukkanlılıkla gösteriyor.
New York’ta düzen, kontrol ve mesafe takıntısıyla örülü bir yaşam süren Küba asıllı editör Claudio’nun en büyük korkusu duyguların yol açacağı karmaşadır. Paris’e okumak için gelen, bir mezarlığın yanındaki küçük dairesinde kitaplarla ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir hayat süren Cecilia ise içe kapanık ve kırılgandır. Belli belirsiz örülen ilişkiler ağında, bu iki yabancının yolları kesişir. Yaşanan deneyim ikisi için de sarsıcıdır. Fakat Nettel bu karşılaşmadan romantik bir kurtuluş devşirmenin kolaycılığına kaçmaz. Claudio ve Cecilia, bu iki karşıt kutup, her birinin diğerinde kendisiyle yüzleştiği birer ayna vazifesi görür. Böylece hikâye, toprağa verilemeyen geçmişin hayaletleriyle dolu soğuk bir trajediye dönüşür.


| Yazar: | Guadalupe Nettel |
| Çeviren: | Banu Karakaş |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | Livera Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 248 |
Dul Kadın Su Kabını Ağzı Öne Gelecek Şekilde Mezarın Üstüne Bırakıyorsa, Bilin ki İlgi İstiyordur
Bosna kökenli Alman yazar Saša Stanišić’ten hayat, kader ve ihtimaller üstüne uzun süre akıllarda kalacak canlı, tutkulu ve derinlikli bir roman…
Zamanında şu değil de bu kararı verseydik, bugün hayatımız nasıl olurdu acaba? Daha iyi koşullarımız, daha güzel bir hayatımız olur muydu? İşin ucunda, yanlış tercihte bulunup elimizdekinden daha azına razı olmak da var tabii. Keşke hayatın bir deneme kabini olsaydı da, geleceği önceden prova etmek mümkün olsaydı… Saša Stanišić bizi, ezber dışına çıkarak “başka türlü” seçimler yapmanın mümkün olduğu yerlere ve hayatlara götürüyor. Hedefe zor yoldan varanların, gözünü kırpmadan hayatla kumar masasına oturanların, yeri geldiğinde sevdiklerine tumturaklı bir yalan söylemeyi göze alanların hikâyelerini anlatıyor.


| Yazar: | Saša Stanišić |
| Çeviren: | Gülçin Wilhelm |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | İletişim Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 216 |
Güven
İlk romanı Uzaklarda ile finale kaldığı Pulitzer Kurgu Ödülü’nü ikinci romanı Güven’le kazanan Hernan Diaz, çağdaş Amerikan edebiyatının son dönemde parlayan en özel yıldızlarından biri. 2022’de aynı zamanda kurgu alanında Kirkus Ödülü’ne layık görülen Güven, Booker adaylarından biriydi ve Washington Post’tan New York Times’a pek çok yayın tarafından yılın en iyi kitaplarından biri olarak gösterildi.
Amerikan sermayesinin ünlü ailelerinden birinin eksantrik oğlu, New York Borsası’nın en gözde yatırımcısı hâline geldiği para imparatorluğunda, sadece menkul kıymetlerin değil tüm dünyanın kaderini değiştirecek gelişmelerin de mimarı olur: Büyük Buhran’ın arkasındaki bu adam aslında kimdir ve bizzat onun arkasında aslında ne vardır? En az kendisi kadar ilginç eşiyle kurduğu hayat ne gizler barındırmaktadır? Söylentiler ne kadar doğrudur? Hakikat nereden kimin baktığına göre değişiyorsa kime güvenilebilir?
Bir muktedirin iktidarının nerede olduğuna ve sermayenin asıl hikâyesine dair, durmadan değişen bakış açısıyla ve birbirleriyle dinamik ilişkiye giren farklı anlatılarla, çok boyutlu bir başyapıt.


| Yazar: | Hernan Diaz |
| Çeviren: | Kerem Sanatel |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | İthaki Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 360 |
Palomino Molero’yu Kim Öldürdü
Palomino Molero’yu Kim Öldürdü, 1950’lerin Peru’sunda geçen bir cinayet romanı. Kuzey çöllerinde hava kuvvetlerine ait bir üssün yakınlarında vahşice öldürülmüş bir hava eri bulunur. Bu cinayeti araştırma görevi Teğmen Silva ile yardımcısı Lituma’ya verilmiştir. Lituma için bu cinayet bir dönüm noktası olur çünkü kötülükle ilk kez tanışacaktır. Cinayeti ortaya çıkarmak büyük bir tutkuya dönüşür, yoksa kötülük nedensiz kalacaktır. Ancak öldürme olayını aydınlatmaya çalışan iki polisin önü başka ölümlerin karanlığıyla kesilecektir.
Günümüzün en iyi romancılarından biri kabul edilen Perulu yazar Mario Vargas Llosa, Palomino Molero’yu Kim Öldürdü adlı romanında polisiye bir öyküye sadece bir edebiyat yapıtının değil, aynı zamanda felsefi sorgulamaların da derinliğini katıyor. İnsanın gerçeğin peşine düşme çabasının sınırlarını ve eşitsizlik üzerine kurulmuş bir toplumda adaletin olanaksızlığını gösteriyor.


| Yazar: | Mario Vargas Llosa |
| Çeviren: | Ülker İnce |
| Tür: | Roman |
| Yayınevi: | Can Yayınları |
| Sayfa Sayısı: | 168 |















