Çiğdem Erken: “Bana şarkı yazdıran en güçlü duygu hüzündür”

Fotoğraf: Muhsin Akgün

Çiğdem Erken, uzun zamandır hazırlıklarını sürdürdüğü  albümü “Uyandım Yoksun”u yayımladı. Erken, şarkılarına naif dokunuşlarıyla renk katan bir müzisyen. Her şarkının da, dinleyici ile buluşması için, doğru zamanı beklediğine inanıyor. “Bana şarkı yazdıran en güçlü duygu hüzündür. “Uyandım Yoksun” yine hüzünle uyandığım bir sabah aklıma gelip dilimden dökülen bir cümleydi. Sonra da hep benimle kaldı” diyor. Hüzünlü sabahların sonu, güzel şarkılara çıkıyor.

– Sizinle Yıldız Teknik Üniversitesi’nde karşılaştığımız anı hatırlıyorum. Tamamen, bir soru sormak için hangi kapıyı çalmam gerektiğini bilmeden, kapıdaki isimlere bakmadan, içeri girdiğim odada sizi görüp tanıdığımda, tesadüflere bir kez daha teşekkür etmiştim. Öğrencilerinizle olan iletişiminiz, müzik eğitimi ile ilgili belirtmek istedikleriniz ve karantina dönemindeki online derslerle ilgili görüşleriniz nedir?

Çiğdem Erken: Öğrencilerimle iletişimim güçlüdür genelde. Aramızda tatlı bir samimiyet vardır. Kendimi onlara çok yakın hissediyorum. Disiplini elden bırakmamak lazım ama bir yandan da arkadaş olabilmemizi önemsiyorum. Bir çoğu okulu bitirdikten sonra yakın arkadaşım oldu ve birlikte sahneye de çıktık. Online eğitim bazı açılardan çok verimli geçti açıkcası. Dönemin gençleri ekran ile yaşamaya çok alışık ve hatta neredeyse buna bağımlı oldukları için bence çok rahat ettiler. Tabii ki müzik eğitiminde bazı şeyler organik olmak zorundadır. Usta çırak ilişkisi özelliği barındıran enstrüman dersleri yüz yüze daha verimli olur her zaman. Ama teorik dersler online olarak çok iyi ilerledi bence. En azından bütün dünyanın durmak zorunda olduğu bir dönemde onlara faydalı vakit geçirtebildiğimiz için mutluyum. Bu pandemi sürecinde onlarla geçirdiğim saatler benim psikolojime de iyi geldi.

Fotoğraf: Muhsin Akgün

– Uzun yıllardır film, tiyatro ve dizi müzikleri yapıyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde bir canlı yayında belirttiğiniz gibi 60’ı da aşkın bir sayıdan bahsediyoruz. Her seferinde bambaşka, yepyeni bir hikayeye, müziğinizle eşlik ediyor olmak nasıl bir çalışma disiplini gerektiriyor? İzleyicilerle şöyle bir oturup, oyunu izlediğinizde, ortak duygularda buluşabiliyor olmak nasıl bir his?

Ç.E.: Sahne müziği benim en büyük aşkım. Sadece müzik bilerek iyi yapılabileceğine inanmıyorum açıkcası. Ben bu işe ilk başladığımdan beri bu mantıkla kendimi yetiştirmeye çalıştım. Mümkün olduğunca çok tiyatro kuramı ve repertuarı üzerine okudum. Senelerce iyi demeden kötü demeden bulduğum bütün oyunları seyrettim. Hatta çoğunu bir kaç kez izliyordum en başlarda. Ankara’da yaşadığım tiyatro müziği yapmaya ilk başladığım yıllarda oyunları ilk çıktığı hafta izler, üzerine yazılan eleştiri yazılarını okuduktan sonra gidip tekrar izlerdim. Çalıştığım büyük yönetmenler bir yana bazı açılardan kendi kendimin öğretmeni oldum diyebilirim. Müziği, metinle birleştirmek gerçekten çok büyük bir zevk benim için. Özellikle dönem metinlerini, senaryolarını okurken kendimden geçer ve daha ilk andan itibaren kafamda bir şeyler üretmeye başlarım. Seyirciyle buluşmak da işin en heyecanlı aşaması. Müthiş bir zevk tabii ki karanlık bir salonda oyuncuları yazdığınız müzik eşliğinde izlemek ve dinlemek.

– Yeni albümünüzde bu kez  prodüktör olarak Doğan Duru ile çalıştınız. Bildiğim kadarıyla da oldukça keyifli bir çalışma süreci oldu. Birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Ç.E.: Uzun zamandır kafamda çevirip durduğum bir düşünceydi yeni albümümde yeni şeyler denemek. Doğan Duru çok sevdiğim beğendiğim bir müzisyen. Özellikle Redd grubu ile yaptığı şarkılarda benim şarkılarıma da yakışabilecek öğeler olduğunu düşündüğüm için birlikte bir şeyler üretebileceğimizi düşündüm ve kendisine prodüktörüm olmasını teklif ettim. Gerçekten çok üretken ve renkli bir çalışma oldu benim için. Sadece bu albüm için değil ileride yapabileceğim albümler için de değişik yollar açtığını düşünüyorum kafamda.

Fotoğraf: Muhsin Akgün

– Hem sıkı bir dinleyiciniz hem de takipçiniz olarak #uyandımyoksun’un uzun yıllardır kullandığınız bir hashtag olduğunu, size eşlik ettiğini farketmiştim. Albüm haberini aldığımda ve ismini öğrendiğimde de, “İşte bu!” dedim. Uyandım Yoksun fikri önceki yıllara mı dayanıyor?

Ç.E.: Bana şarkı yazdıran en güçlü duygu hüzündür. “Uyandım Yoksun” yine hüzünle uyandığım bir sabah aklıma gelip dilimden dökülen bir cümleydi. Sonra da hep benimle kaldı. Şarkılarımda çıktığım içsel yolculuklara bir gönderme aslında. Burada yine metaforik bir durumdan bahsediyorum. Uzaktan da sevebilmek, ölesiye bekleyebilmek. İçerdeki yalnızlığı şiirselleştirme belki. Hayatımda hissettiğim en güçlü duygu bu; uyandım yoksun..

– Albümün ilk klibi “Yeniden Doğar Mıyım?”a geldi. Bu şarkıyı 22 yıl önce yazdığınızı söylemiştiniz. 22 yıl öncesi ve şimdi tek bir şarkıda buluşabiliyor. Nasıl bir his yılları, zamanı bir şarkıya sığdırmak? Ve üstelik yeniden doğmayı dileyebileceğimiz bir döneme denk geldi. Şarkı, bugünü mü beklemiş kendi içinde aslında?

Ç.E.: Bu şarkı 22 sene önce yazdığım günden beri hep bir şeyleri bekliyor gibiydi. Benim için o kadar özel bir şarkıydı ki hep bir şeyleri bekledim kaydetmek için. O şarkının zamanı gelecek diyordum içimden. Senelerce evde benimle durduktan sonra Çağan Irmak’ın “Benim Adım Feridun” filmi için Halil Sezai seslendirdi. Sezai o kadar güzel söyledi ki ben tekrar söylemem diyordum. Ama bu albüme başladığımız günlerde Doğan şarkıyı gündeme getirdi ve Uyandım Yoksun şarkılarının içine koymak istediğini söyledi. Kayıtları tamamladığımız zaman albümü iyi yansıtan bir şarkı olduğunu düşündüğüm için çıkış şarkısı olarak seçtik. Hepimizin hayatına sürpriz bir şekilde giren bu karantina dönemine çok uygun sözleri olması enteresan gerçekten.

– Klibin başlangıcında, sosyal mesafe kurallarına uyularak tek kişi tarafından çekildiği yazıyor. Ev ortamı, görüntülü konuşma kısmı, hepsi tam da içinde bulunduğumuz süreci yansıtacak kadar duru. Hatta kediniz bile sizinle. Kitaplıktan seçtiğiniz Özdemir Asaf kitabı. Lavinia çok yakışmış klibe. Klip çekim aşamalarından bahsedebilir misiniz?

Ç.E.: Başımıza geleceklerden haberimiz olmadığı için bambaşka bir klip fikrimiz vardı bu şarkı için aslında. Tam toplantılarımızı yaparken o klibi çekemeyeceğimiz ortaya çıktı. Yine de yepyeni bir albümü klipsiz bırakmak istemedik. Karantina günlerinin en hararetli zamanlarında çektiğimiz için klip gerçekten tam anlamıyla sosyal mesafe kurallarına uyarak çekildi. Yönetmen Onur Özcan tek başına ekipmanı ile evime geldi ve benim normal hayatımdan evde geçen bir günümden görüntüler aldı. Piyanom, kedim, yalnızlığım, okuma köşem, dergilerim derken çok doğal bir klip çıktı ortaya ve bu samimiyet insanların hoşuna gitti.

Güzel günlerde, konserlerinizde buluşmak üzere! Sevgiyle…

Ç.E.: Herkese sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum.

Seçil Altınöz

Etiketler

0 yorum “Çiğdem Erken: “Bana şarkı yazdıran en güçlü duygu hüzündür””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest