

Nuh Tufanı‘nın insanın içinde yaşanmış olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Maddede Dünya’da bir takım tezahürleri araştırmacılar tarafından ortaya çıkarılsa da, kesin bir veri açıklanamıyor… Pek çok varsayım anlatılıyor… Toplu bir şekilde dönem kapanışları ve açılışları olmaktadır. Dünyada felaketlerle pek çok medeniyet battı, tekrar çıktı. Peki, aslında batan ne idi?
Tüm bu tufan hikayelerini insan üzerinden okumaya ne dersiniz?
İnsanın ruhunun ilk anavatanı, dünyası kendi vücut toprağı bedenidir. Her türlü oluşumu, önce kendi vücut toprağında, daha sonra da dünya toprağındaki vatanında yaşar… Ayrıca, insanın bedeni bir gemidir. Hayat yolculuğunu gerçekleştirdiği… Bu gemide de, nefsindeki hayvanlar yolcudur… Akıl ve ruh bütünlüğü gemiyi batırmadan götüren kaptandır… Bu birlik bozulduğunda, hayvanlar gemide isyan çıkardığında düzen bozulur, kaptan da gemisi ile beraber batar… Bu nedenle, gemide düzeni sağlayacak, hayvanları terbiye edecek olan kaptandır, yani akıl, yüksek bilinç… Geminin içinde nefis, ruhu sürüklememelidir, ruh gemiyi götürmelidir…
Tufan, insanın içinde koptuğunda, varoluşu çöküşe geçer… İçindeki su kabarır, mana olarak kendi içinde bir tufan yaşar… Bu tufanda batmak ya da çıkmak, düşünce ve eylemlerine bağlıdır… Yani insanın kendi elindedir… Bu açıdan baktığımızda, Nuh Tufanı tarihte belirli bir anda yaşanmakla sınırlı kalmamıştır. Nuh Tufanı, her an, her insanın içinde olmaktadır…
Günler Üzerinden İnsandaki Tufan
Nuh Tufanı, yazılı kaynaklarda günler üzerinden anlatılmaktadır. Bu günleri, insan üzerinden ezoterik olarak değerlendirelim:
1. Tufan’ı bekleme 7 gün; yani 7 çakra ve nefsin 7 mertebesi olan Nefs-i Emmare, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmaine, Nefs-i Raziye, Nefs-i Marziye, Nefs-i Safiye’nin tek tek geçilmesi ile saf bilince ulaşılması.
2. Şiddetli yağmurların ve selin süresi 40 gün; insanın içindeki tufanın 40 gün sürmesi. Ama, bu dünya zamanına göre düşünmemek de gerekir. 40 sayısı, 7 sayısı gibi döngü sonunun, tamamlanmanın sembolüdür.
3. Geminin karaya oturmasına kadar geçen süre 150 gün olması da, 150 derecelik açı şeklinde ezoterik olarak değerlendirirsek; insanın içinde bulunan farklı bilinç katmanlarının birleşmesidir.
4. Tufan sularının çekilmesinin süresi 150 gün. Yani; insanın içindeki çatışmayı ruhsal yükseliş ile yükselen bilinci ile dönüştürmesi sonucudur.
Öte yandan; 150 sayısında, 1+5=6 sayısını vermektedir. 6 sayısı ezoterik olarak ilahi mühür özelliği taşımaktadır. İçiçe geçmiş iki üçgenden oluşan yıldızdır ve “Süleyman’ın Mührü” olarak anılır. Ruh ve maddenin birbirine olan ilişkisi, zıtlıklar arasındaki dengeyi temsil ettiği gibi, erkek ve kadının birleşmesi ile de ilişkilendirilir. Süleyman’ın Tapınağı da, insanın mabedi olan kendi bedenidir. En kutsal alanı… İnsanın ruh ve beden bütünlüğünde, varlığının mevcudiyenitinin hükümdarı olması. İnsanın kendi kendini yönetebilmesi, gerçek anlamda.
5. Kuşların gönderilmesi için 40 gün beklenmesi; İlm-i Ledün’e geçiş. Kuş, arınmış saf ruhu bilinci temsil eder. Böyle bir bilinçte de, ilm-i ledün açılmaya başlar… 4 Kapı 40 Makam…
Başka bir açıdan da, sıfır geçersiz olarak 40 sayısı bize 4 sayısını verir. 4 sayısını insan beynindeki 4 büyük ilksel kuvvet olan, teolojideki 4 büyük melek üzerinden değerlendirirsek;
1. İsrafil; uyandıran. İnsanın bir takım olaylar vesilesi ile uyanışa geçmesi.
2. Mikail; fark ettiren. Uyanışa geçen insanın, hakikati fark etmeye başlaması.
3. Azrail; korkulardan geçiren. Uyanış sancılı olur. İnsan, kendindeki karanlık ile bu karanlığın etrafa olan yansıması ile yüzleşir. Ne kadar endişe ve korkusu varsa, onlardan geçer.
4. Cebrail; ilahi emri bildiren. Gerçekten uyanan insan, hakikatin farkına varır ve onu varlığında yaşamaya başlar. Hakikatin kendisi olur.
Güvercinin 7 günlük aralıklarla gönderilmesi, yine insanın çakralarının açılması ile ilm-i ledün’ün kendinde meydana çıkma aşamaları…
Kaynaklarda, tufanın 370 gün sürdüğü yazmaktadır. Bunu da ezoterik olarak ele alırsak; 12 yıllık döngüler aklımıza geliyor. Kemale erme yaşının 40 olduğu söylenir. Bu mana olarak değişiklik gösterse de, genel ifade bu şekilde. 370 aslında 37 olarak düşünüldüğünde, insanın kemale ermeye hazırlanışını temsil ediyor. Ayrıca, 3+7=10 sayısını verir. 10 sayısı, ezoterik olarak ilahi mühür taşır. Tamamlanmayı bütünlüğü temsil eder. Kendi içindeki numerolojik değeri de 1’dir. Yani, Bir’lik bilinci, çokluktan tekliğe geçiş…
Batık Kıta Atlantis Ve Mu’nun İnsandaki Yansıması
Batık Kıta Mu ve Atlantis‘in Dünya’daki izdüşümleri yansımaları pek çok araştırmacı tarafından doğrulanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk de, bu konuya önem vermiş ve Tahsin Mayatepek‘i araştırma yapması üzerine görevlendirmiştir. Ancak bu yazıda, Batık Kıta Mu ve Atlantis’i, insandaki tezahürleri üzerinden ele alacağız.
Batan iki kıta, Atlantis ve Mu. İki farklı yüksek insan bilincinin, birbiri arasındaki güç savaşı sonucunda yıkımın gelişi olabilir mi? Batan sadece bir kıta değildi. Atlantis ve Mu aynı zamanda, batan yüksek bilinci de temsil ediyor. Pek çok araştırmacı, düşünür, geçmişten aktarılan bilgilere göre; Atlantis ve Mu Kıtası’nın denizlerin derinliklerinden tekrar yükseleceğini söylüyor. Bu batan kıtanın aslında, insanın içinde batan bilinç olduğunu söylesek… Tekrar yükselecek olması da, insanda batan bilincin tekrar yükselecek olması… Pek çok kişi, sulardan yükselerek çıkacak bir kıta şehir beklerken, aslında konu bambaşka olabilir…
İnsan beyninin yaklaşık %75’i sudan oluşur. Suyun içindeki kıta, beyin. Maddede beyin, mana olarak bilinç… Mana olarak, sulara batan kıta, insanın bilinci. İşte, tekrardan yükselecek olan kıta, suların içindeki beyin, yani insanın bilinci.
Konuyu biraz daha ileriye götürecek olursak; kafatası gökkubbe oluyor. Gökkubbe, arş insanın kafatası. Uyanan insanın, yükselerek başının arşa değmesi. Taç çakranın açılması, insandaki boyut kapılarından bir tanesi. Yükselen bilincin fiziki sınırları aşarak, Taç Çakra ile ilahi olanla bağlantıyı geçmesi, ilim sahibi olması…













