Başak Yavuz’la Take Five: “Fuat Tuaç”

Bu ayki köşemde caza birlikte başladığım sevgili arkadaşım Fuat Tuaç’la sohbet ettik. Fuat, uzun yıllar yaptığı avukatlık mesleğini bırakıp Kanada’ya yerleşti ve orada Concordia Üniversitesi’nde caz eğitimini tamamladı. Montreal’in ileri gelen caz müzisyenleriyle yıllarca düzenli olarak sahne almakla kalmayıp oranın en önemli caz kulüplerinden “Upstairs”de düzenli olarak jam session’lar yönetti ve bu birikimin sonucunda geçtiğimiz aylarda ilk albümü “Late Bloomer”ı yayınladı. Albüme adını veren şarkının sözleri ve müziği Fuat Tuaç’a ait.

1. En sevdiğin besteci/şarkı/şarkıcı? Neden?

En sevdiğim besteci Joni Mitchell. Kendisinden Kanada’ya gelmeden önce hiç hoşlanmazdım. Hatta insanların kendisini abarttığını düşünürdüm. Kendisiyle ilk defa bir masaj yaptırırken tanıştırıldım diyebilirim. Es zamanlı İngiliz Edebiyatı profesörü olan masör, masaj sırasında Joni Mitchell çalmaya başladı. Masaj yatağına derin sırt ağrıları içinde çivilenmiş olan ben çaresizce çalan albümü dinlemeye başladım. Masör, bana Joni Mitchell’in BLUE adlı efsanevi albümündeki tüm şarkıların tek tek neden bahsettiğini açıkladı. Blue adlı albümün kapanış şarkısı ve benim en sevdiğim Joni Mitchell şarkılarından biri olan “The Last Time I Saw Richard” ın böylece aslında Leonard Cohen için yazıldığını ögrendim. Los Angeles’de 2 büyük ozan/sarki yazarı büyük aşk yaşamış. Aynı albümdeki “River” adlı şarkıda Mitchell’in “I am so hard to handle, I am selfish and I am sad. Now I’ve gone and lost the best baby that I ever had” sözlerini çok dürüst ve samimi bulmuşumdur. Eş zamanlı yine bu sarkının da Cohen hakkında olabileceğini de öğrendim masörümden. Mitchell’in söz yazma yeteneği beni çok etkilemiştir. MINGUS adlı albümünde tamamen enstrümental olarak bestelenmiş olan “DRYCLEANER FROM DESMOINES”e çok komik ve güzel sözler yazmış, ben de çok severek söylüyorum. Polyester takım elbise giyen bir kuru temizlemecinin Las Vegas’da geçirdiği bir geceyi anlatıyor şarkı. Oynadığı her oyunu nasıl kazandığını anlatıyor. GOODBYE PORKPIE HAT adlı şarkının sözleri ise başlı başına bir caz tarihi dersi.

Mitchell’in birçok şarkısındaki sözlerin basitliği ve sadeliği beni çok etkilemiştir, günlük hayatta kullanılan sözleri şarkılarına abartısızca aktarma özelliğine birkaç örnek vermek istiyorum:

I get the urge for going but I never seem to go (URGE FOR GOING),

It seemed like he read my mind

He saw me mistrusting him
And still acting kind
He saw how I worried sometimes
I worry sometimes (COURT AND SPARK)

The last time I saw Richard was Detroit in ’68,
And he told me all romantics meet the same fate someday
Cynical and drunk and boring someone in some dark cafe (LAST TIME I SAW RICHARD)

Letters from across the seas
Roses dipped in sealing wax
Valentines and maple leaves
Tucked into a paperback
Guess I’ll throw them all away
I found someone to love today (TIN ANGEL)
I talked to a cat from Des Moines
He said he ran a cleaning plant
That cat was clanking with coin
Well, he must have had a genie in a lamp
‘Cause every time, I dropped a dime, I blew it
He kept ringing bells
Nothing to it! (DRYCLEANER FROM DESMOINES)
The way I see it, he said
You just can’t win it
Everybody’s in it for their own gain
You can’t please ’em all
There’s always somebody calling you down (FREE MAN IN PARIS)

En sevdiğim şarkı ve şarkıcıya yanıt vermem çok zor çünkü çok var. En dürüst yanıt, yanıtı 2’ye ayırmak olacak sanırım: Çağdaş ve halen yaşayan şarkıcılardan en çok sevdiklerim arasında hemen aklıma K.D. LANG geliyor. Bence sesini çok güzel kullanıyor. Çok güzel şarkılar yazıyor. Yazdığı şarkıları söylemek çok kolaymış gibi geliyor ama denediğiniz zaman aslında KD LANG şarkılarını söylemenin hiç de kolay olmadığını görüyoruz. Albüm temalarını da çok seviyorum, kendisi sigara içmeyi çok sevdiği için DRAG adlı bir albüm yaptı ve içinde yalnızca sigara içmek ile ilgili şarkıları koydu. İçinde Nina Simone’dan dinleyip sevdiğimiz DONT SMOKE IN BED’den Steve Miller’in Joker şarkısına kadar sigara temalı şarkılar var. Bunun dışında HYMNS FROM THE 49TH PARALLEL adlı albümde ise en sevdiği Kanadalı şarkıcıların şarkılarını yorumladı. Her albümünü bir tema etrafında toplaması çok hoşuma gidiyor. INVINCIBLE SUMMER adlı albümü örnegin yaz aşklarını anlatıyor.
Kendisi için yazdığı THE MIND OF LOVE şarkısı benim favorim. Şarkıda kendisi ile konuşuyor (Asıl adı: Kathryn)

Talking to myself
Causing great concern for my health
Where is your head Kathryn
Where is your head

I’m trying hard to escape
This constant pull towards ache
Why do you fight Kathryn
Why do you fight

Surely help will arrive soon
And cure these self induced wounds
Why hurt yourself Kathryn
Why hurt yourself
Why hurt yourself

Klasiklerden ise en sevdiğim şarkıcılardan ilk aklıma gelen CARMEN MCRAE. Genç Carmen McRae. Her sözün anlamını vererek şarkıyı söylemek gerektiğini ondan öğrendim. Şarkıları gerçekten yaşayarak söyleyen bir şarkıcı bence. Bu 2 özelliği onu diğerlerinden ayıran temel özellik. Sahnedeki korkusuzluğu, dürüstlüğü, mizah yeteneği onu bana daha da çok sevdiren özelliklerden biri oldu. Çok iyi piyano çaldığı halde kendisi ile çalan müzisyenlere çok saygılı davrandığını kendisi ile çalışma fırsatı yakalamış olan öğretmenlerimden WRAY DOWNES söyledi. Piyanonun başına gelir WRAY’in elini yakalayıp burada ne voicing çalıyorsan çalma, detone oluyorum, dermiş gülerek bir kez. Hemen öneride bulunurmuş “Onun yerine bunu çal bak” diyerekten.

En sevdiğim şarkılara yukarıda birkaç örnek verdim, standartlara gelince ise IF YOU COULD SEE ME NOW’un verse’ü bence ilişkilerde yaşanan kavgaların amlamsızlığını çok güzel özetliyor:

WE’VE HAD SOME WORDS AND PARTED,
THE FEELING WAS INTENSE,
NOW IN THE BLUE OF THE COLD DAY AFTER,
DID IT ALL MAKE SENSE?

2. Bir şarkıyı repertuvarına alırken nelere dikkat ediyorsun?

Sözler, sözler, sözler. Öncelikle sözler. Melodi 2. sırada geliyor benim için.

3. Fuat Tuaç caz dışında ne dinler?

Her şey. Her türlü müziği dinliyorum. Her türlü müzik bizleri besliyor bence ve caza ben başlamadan önce bunca yıl da beni beslemeye devam etti. Ben çocukken bizim evde klasik müzik çalınmazdı. Caz da çalınmazdı. Şimdiye dek diğer dinlediğim müzikler beni caza hazırladı diye düşünüyorum. Bazen bilerek caz dinlemeye ara veriyorum, daha çok beslenmek ve geri dönüp dinlediğimde cazı daha algılarım açık olarak dinleyebilmek icin.

4. Son zamanlarda okuyup etkilendiğin kitap/film var mı ve seni nasıl etkiledi?

CARMEN MCRAE’in hayatını okudum ve çok etkilendim. Adı Miss Jazz. Çok başına buyruk, çok istediklerinden ödün vermeyen prensipli bir insanmış kendisi. Yaşlandığında geri dönüp hayatını degerlendirmesi beni çok etkiledi. İçinde yine sarkıcı olan CAROLE SLOANE’in McRae ile geçirdiği anıları anlattığı kısımlar çok hoşuma gitti. Bir şarkıcının dilinden başka bir şarkıcıyı dinlemek hoşuma gitti. Kitapta McRae’in korkusuzca istediklerinden ödün vermeyerek düşlerini uygulamaya geçirmesi çok hoşuma gitti.

Ünlü Fransız şarkıcı BARBARA’nın hayatını anlatan filmi çok merak ediyorum. Henüz fırsat bulamadım ama en yakın zamanda gidip izlemek istiyorum.

5. Montreal caz ortamı hakkında bize neler söyleyebilirsin?

Montreal Caz ortamı bence çok kucaklayıcı bir ortam diyebilirim. Ben bu ortamdan çok şey ögrendim. Neredeyse okulda öğrendiklerim kadar jam session’lara katılarak öğrendim diyebilirim. Şimdi biraz ara verdim ama son 3 yıl boyunca her pazar evime yakın olan DIESE ONZE adlı bardaki jam session’a katıldım. Çok değişik müzisyenler ile tanıştım. Onların hikayelerini dinledim. Çok başarılı müzisyenler ile tanıştım ve sonra onlarla birlikte çalışmak, hatta albüm kaydetme şansına eriştim. Buradaki caz müzisyenleri çok mütevazi insanlar diyebilirim. Montreal’deki birçok caz müzisyeninin ne kadar mütevazi olduğunu görmek beni çok motive etti. Ve hala da motive etmeye devam ediyor.

‘Late Bloomer’ albümünü dinlemek ve satın almak için;

Başak Yavuz

Etiketler

0 yorum “Başak Yavuz’la Take Five: “Fuat Tuaç””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir