Emre Tankal: “Benim için Kadıköy’ün anlamı özgürlük”

Kadıköy’de başlayan müzikal yolculuğunu, yılların birikimiyle meydana getirdiği ilk albümünde yaşadığı ve müziğe başladığı Kadıköy’e ithaf ederek dinleyiciyle buluşturan Emre Tankal ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Emre Tankal, müziğe başladığı ilk yıllardan, “Kadıköy” albümüne ve pandemi sürecinde müzik üretimlerine kadar merak edilen soruları bizler için yanıtladı.

– Lise yıllarınızdan beri müzikle iç içesiniz. Müzikle ilgilenmeye başladığınız ilk yıllara dönersek o dönemlerde bu ilgi nasıl ortaya çıkmıştı?

Emre Tankal: Müzikle her zaman ilgili bir ailem vardı. Babam ve abim amatör olarak da olsa enstrüman çalmayı bilen insanlar. Annemin de çok güzel sesi vardır. Eve giren her enstrümanı öğrenmeye çalışırdım. En son sanırım 11 – 12 yaşlarında gitarla tanıştım ve tutkuyla bağlandım.

– O yıllarda takip ettiğiniz, sizi etkileyen müzisyenler var mıydı?

E.T.: Açıkçası çoğu genç gibi ben de rock müzik dinleyerek müziğe başladım. Ama her zaman bir arayış içindeydim. Daha cazın ne olduğunu bilmeden bile emprovizasyondan çok keyif alıyordum. Daha sonra cazla tanışınca tam bana göre olduğunu anladım. O yıllarda Pat Metheny, John Scofield gibi gitaristlerden ve Miles Davis, Charlie Parker ve John Coltrane gibi ustalardan çok etkilendim.

– Müzik kariyerinizle birlikte eğitim kariyerinizi de sürdürüp 2016 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Caz Bölümünde yüksek lisansınızı tamamladınız. Bu bağlamda geçmişi ve günümüzdeki durumuyla Türkiye’de Caz müziği nasıl değerlendirebilirsiniz?

E.T.: Bilgi Üniversitesi Caz Performans bölümünün kapanması bence ülke için çok kötü bir gelişme oldu. Ancak son yıllarda yeninden bir hareket var. Bahçeşehir Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı gibi okullarda caz bölümleri açıldı. Umarım sayıları artar.

– Donovan Mixon, Dave Allen ve Kurt Rosenwinkel gibi Avrupa ve Amerika’da tanınmış isimlerle çalıştınız. Bu tecrübeler size neler kazandırdı?

E.T.: Bu isimlere mutlaka Sarp Maden’i de eklemek isterim. Beni cazla tanıştıran kişi… Açıkçası caz müziğini akademik ortamda öğrenmek çok zor… Dinleyerek ve ustalarla çalışarak öğrenmek daha mantıklı. Hepsi bana çok şey öğretti. Müzikal kahramanlarımdan biri olan Kurt Rosenwinkel’la çalışmak için İtalya’ya gittim mesela. 20 günde belki de 1 yıllık malzemeyle geri döndüm.

– 2017 yılında beri Emre Tankal Quartet üretimlerini ilgililerle buluşturuyor. Peki, bir araya gelme sürecinizden bizlere bahseder misiniz? Kendi dörtlünüzü oluşturma hikayeniz nasıl başladı?

E.T.: Bu konuda beni cesaretlendiren bir kaç kişiye çok şey borçluyum. Bunların başında Tamer Temel geliyor. Zaten beraber çaldığım ve çok iyi anlaştığım bir insandı. Sürekli olarak beni kendi müziğimi yapmam için tabiri caizse dürttü. Keza Gürol Ağırbaş ve Güç Başar Gülle isimlerini de katabilirim. Daha sonra Berke Özgümüş aramıza katıldı. Bir kere çaldık ve benim için her şey tamamdı. Son olarak Volkan Topakoğlu aramıza katıldı.

– Son çalışmanız olan albümün ismi “Kadıköy”… Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreya’nın sokaklarda karşımıza çıktığı, şiirin, müziğin, kültürel faaliyetlerin odak noktalarından biri olan Kadıköy sizin için ne ifade ediyor?

E.T.: Kadıköy benim büyüdüğüm ve hala yaşadığım yer. Bazen geriye dönüp baktığımda hayatımdaki anılarım hemen hepsi burada gerçekleşmiş. Benim için Kadıköy’ün anlamı özgürlük… Burada kendimi iyi hissediyorum. Turnelerde çok gezdim. Yurt dışında çok güzel yerler gördüm. Ancak dönüp dolaşıp gelmek istediğim yer Kadıköy…

– Albümün ortaya çıkış sürecinde kimlerle çalıştınız?

E.T.: Albüm Hayyam Stüdyoları’nda, Sanan Sakızlı tarafından kaydedildi. Daha sonra çok sevdiğim arkadaşım Derin Bayhan albümü mixledi. Demirhan Baylan masteringi yaptı. Melis Coşkun Başay kapak çalışmasında harika bir iş çıkardı. Son olarak “Patient Zero” isimli parçamda Çağıl Kaya harika sesiyle eşlik etti. Hepsine çok ama çok teşekkür ederim

– Albüm yakın bir zaman öncesinde dinleyiciyle buluştu. Gelen ilk tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

E.T.: Tepkiler genel olarak çok olumlu… Albümün dinlenme sayısı da açıkçası tahmin ettiğimden çok daha fazla. Özellikle sevdiğim müzik zevkine güvendiğim arkadaşlarımın ve tanımadığım insanların tepkileri beni çok mutlu ediyor.

– Albüm çalışmanız sosyal mesafelerin, pandemi sürecinin içerisinde gerçekleşti. Pandemi sürecinin müzik ve müzisyenler üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

E.T.: Maddi tarafı bir yana sahneye çıkamamak psikolojik anlamda çok zordu. Kendini ifade edememenin verdiği çok ağır bir duygu çöktü hepimizin üzerine. Umarım o günler geride kalmıştır. Tekrar yaşamayı gerçekten hiç istemem.

– Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz? 

E.T.: Beraber çaldığım müzisyen arkadaşlarıma, albümde emeği geçen herkese, Ada Müzik’e, albümü dinleyen beğenen – beğenmeyen herkese çok teşekkür ederim. İkinci albümde ve sahnelerde görüşmek üzere…

Uğur Hakan Hacıoğlu

Etiketler

0 yorum “Emre Tankal: “Benim için Kadıköy’ün anlamı özgürlük””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest