Hayalet Neptün Suskun, Omzumdaki Kelebekten Rüya’ya

“Ben manyetik bir ışığım. Karnım aç karanlığa, gördüğüm her titreşimi yutarım. Ama sen bunları hiç duymadın, ben hiç fısıldamadım. Rüzgara niyetimi hiç bırakmadım, gerçek bir düşman bırakır ancak tüm gerçeği rüzgara… Henüz bilgiyi sindirmeden ışığa, onu çarpıtsın diye karanlığa…”

Dokuz dakikadır tekrarlayıp durduğum sözler nereden aklımda kalmıştı? Hatırlamayı denedim ama saydam bulutlar gibiydi rüyam; uyanır uyanmaz boşluk. Garip gelecek ama bir rüyayı hatırlayamadığımda aynanın karşısına geçer gözbebeklerime bakarım.

Bu kez en gerçek haliyle zihnime geri yansıyordu rüya. Zihnimin bu eminliğiyle bedenim ve ruhum da bütündü artık. İlk kez… Ayak uçlarımda titremeye başlayan elektriği algıladım, yavaşça kalbime doğru uzanıyordu. Merkezime geldiğindeyse tüm gücümü bir’ ledi. İşte şimdi zihin ucumdan yükselmek için güneşin doğuşu hazırdı. Penceremden gözüme vuran ışıkla birlikte simsiyah bir boşluğun içine düştüm. Karadeliğin kara kapısı… Sıkışıp kalabilir, yem olabilirsin aç cadılara…Ya da hemen “Ol.” dersin… Işık ol, bilgi ol özünden ne varsa… Ve Horus kılıç kadar saf keskin gözleriyle “Yaklaş.” anlamında beni çağırdı. Beyaz, minik, nokta kadar ışığın yanında duruyordu yaşlı ruhu. Ak kapıydı bu… Ardında olmak istediğimiz neresi varsa orası vardı… Her şey bir andaydı. Sadece ol’uştu her şey. Öylece dairenin her noktasında, her an, her potansiyelde ol’duk.

Mars, Jüpiter, Satürn ve Uranüs’ ten sonraki ihtimal ile Triton’ daydık. Kendini özgür hissedip hissetmediğini merak ediyordum, O’ nu görür görmez kütlesini evrenine çeken bir gezegenden. Sorumu dillendirmeme gerek kalmadan doğal var olan telepati alanından sezmişti bilgiyi. “Hayır, o böyle genişler, zaten hep onunla birleşmek isteyendim… Ona ulaşana dek ne galaksilerde bitirdim yalan benliklerimi. Ve bittim ben dediğim anda onunla buldum kendimi. Oysa hep aynı yerdeydik. Şimdi net görüyorum. Beni evrenine çekmedi, ikimiz de evrendik.” dedi.

“İlk varlığında ne kadar yakındı güneşe, belki sana yaklaşmak için uzaklaşmıştır kaynağından.” dedim. “Herkes içindeki öz kaynağı fark etmek için uzaklaştığını sanar, arasında bir mesafe varmış gibi gördüğü kaynaktan. Sonra anlarız ki hepimiz tek bir kaynağız aslında.”

Güzel sohbeti için teşekkür ettim. Roche limiti benim sınırsızlığıma dokunamadan Neptün’ e varsak iyi olacak diye düşündüm. Larissa “Zaten çoktan oradasın. ” diye seslendi neşeli ama bir o kadar da ürkütücü sesiyle.

Neptün ise buzlu halkasıyla sarmıştı kendini, tüm kuşağı etkilerdi onun soğuk tavırları. Ve bir tek o tohumlardı, henüz yangında kendini ateş olmuş bulmayanı…

Kuiper uçurumunda soğuk güneş

Ani solukları keser Uranüs’ ü yörüngesinden

Ve yangını soluğuyla kesen güneş

Şimdi kenarında yaratımın

Derinden telaşlarla

Kuyusuna boşluğunu bıraktığım kayıp taşlar gibi ,

Poseidon’ un renkleriyle…

Tehditlerini unuturum her rol kuklasının

Donup kalan cani varlığındaki yokluk

Taş kesilir boyutlar arası aşk ve anında ol’ muş olan

Hayalleri yaşarken…

Neptün’ de uyandığım rüyadan da uyandım.

Öyle soğuk ki artık kanım

Damarlarında paranormal bir titremeyle,

Her yaşamı uyandırırım.

“Ben manyetik bir ışığım. Karnım aç karanlığa, gördüğüm her titreşimi yutarım. Ama sen bunları hiç duymadın, ben hiç fısıldamadım. Rüzgara niyetimi hiç bırakmadım, gerçek bir düşman bırakır ancak tüm gerçeği rüzgara… Henüz bilgiyi sindirmeden ışığa, onu çarpıtsın diye karanlığa…”

Nur Gençoğlu

Etiketler

0 yorum “Hayalet Neptün Suskun, Omzumdaki Kelebekten Rüya’ya”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nur Gençoğlu | Takip Et

Reklam

Nur Gençoğlu | Instagram

Instagram requires authorization to view a user profile. Use autorized account in widget settings

Nur Gençoğlu | Twitter

Pin It on Pinterest