2020’de Çağdaş Sanat

Pandemide etkilenen önemli kültür kurumlarından biri de müze ve galeriler. Virüsün ilk ortaya çıktığı Mart ayındaki ilk kapanmanın ardından galeri ve müzeler, sosyal mesafe kuralları kapsamında yeniden sanatseverlerle buluştu.

Pandemiyle birlikte pek çok kurum arşivini dijital mecraya taşıdı. Zoom üzerinden yüzlerce sanat eğitimi, sanatçı konuşmaları gerçekleşti. Hayatımızdaki varlığı devam eden pandemi döneminde fiziki olarak sanatseverlerle buluşan sergilere dair bir dosya hazırladık. 2020 yılında açılan, 2020 yılında da devam eden sergilere ve pandemi döneminde üretilen işlere odaklanan 2020 sergi rehberimizi paylaşıyoruz. Sosyal mesafe olmadan sergileri görebileceğimiz, sağlıklı bir yıl diliyoruz.

Marina Abramović Enstitüsü
Akış/ Flux
Sakıp Sabancı Müzesi

Marina Abramović, Marina Abramović Enstitüsü (MAI) ve Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) işbirliğiyle hazırlanan Akış / Flux sergisi, performans sanatına dair kapsamlı bir deneyim oluşturmayı amaçlamaktadır. Performans canlı bir sanat formudur: Bileşenleri sanatçının bedeni, zaman, mekân ve izleyicidir.

Serginin ilk bölümü, Marina Abramović’in erken dönem resimlerini, bedeninin ve zihninin sınırlarını zorladığı, bilinen eserlerinin fotoğraf, yerleştirme ve video dokümantasyonlarını içeren bir seçkiyle, onun 50 yıllık sanatsal yolculuğunun ayrıntılı bir incelemesini sunuyor.

İkinci bölüm, Türkiye’den 12 sanatçının ve bu projeye dahil olması için davet edilen 4 uluslararası sanatçının canlı performanslarından oluşuyor. Sadece uzun süreli canlı performanslara yer verilen bu bölümde, tüm performanslar müzenin açık olduğu her gün, günde altı saat olmak üzere kesintisiz gerçekleştiriliyor.

Akış / Flux, bireysel karşılaşmaların ortak deneyime dönüştüğü bir alan açarak, derin düşünmeyi, katılımı ve topluluğu mümkün kılan yeni bir müze anlayışı oluşturuyor.

Sarkis
UNTITLED
Dirimart

Dirimart, Sarkis’in UNTITLED sergisini sunmaktan mutluluk duyar. UNTITLED ışık, cam, ahşap, iplik gibi malzemelerin; fotoğraf, neon, video, vitray gibi tekniklerle birbirine geçtiği yerdir.

Gelecek oluşmaya başlar ama parçalar halindedir; Sarkis bu parçaları Japon kintsugi sanatından ilham alarak oluşturduğu bir teknikle kurşun kullanarak tamir eder, birleştirir. İstanbul duvarlarında rastladığı üç melek figürünün fotoğrafını çekip kırmızı filtreden geçirir, işaretlediği yerlerden parçalara ayırıp yeniden birleştirir. Buluntu bir İstanbul fotoğrafında büyük bir patlama veya depremi andıran bir yıkımdan sonrasını görür, devrilmiş bir araba, sokaklara dağılmış kâğıtlar ve tüm bunların ortasında sigara içen bir adam kameraya bakıyordur. Farklı kültürlerden insanların ikâmet ettiği bir mahallede rastladığı binaların birbirleriyle kurduğu paradoksal ilişkiyi yakalar. Aliye Berger’in atölyesi yanarken ortaya çıkan görüntüden çok etkilenerek heyecanla yaptığı, Munch’un Çığlık (1893) tablosunu çağrıştıran Yangın tablosu da (Eylül, 1955) Sarkis’in vitraylarından birisi olur. Bir diğer vitrayda yan yana dizilmiş karikatürize figürler ağızlarını açıp kapatırlar; belki de çığlık atıyorlardır. Sarkis çektiği İstanbul görüntülerinden oluşturduğu ve kırmızı bir filtreden geçirdiği vitrayları Paris Galerie Nathalie Obadia’da 2019’da yapılan Sarkis’in Hareket eden Vitrayları sergisinden yine kırmızı filtreden geçirdiği bir sergi görünümünün sıvandığı duvarın karşısındaki duvara yerleştirir. Bu yerleştirme fotoğrafındaki vitraylara Sarkis savaş ganimetlerini, başlangıçları, nefesi, 19380-19920-20200’ı, Çaylak Sokak’ı, bellek Tanrıçası Mnemosyne’i taşır ve fotoğrafın üzerine yedi renkli bir neon iliştirerek karşısındaki kırmızı seriyle yeni bir diyalog başlatır. Tüm bu kırmızı hem bir yangını hem bir alarm anını çağrıştırır.

Belleğin bu yeni oluşumun en başında yer aldığı sergisinde Sarkis, tarihten taşıdığı hikâyeler üzerinden gündeme bakma imkanı sunar. Kırmızı punctum‘daki (2019)’daki yara kanamaya başlar. Başlangıçta, kâğıt üzerine ıslak fırçanın değmesi ile başlayan ve kurumaya doğru çok yavaş seyreden hareketi kaydedilen kırmızı sulu boya işarete Morton Feldman’ın 1976 yılında Sasani imparatoru 1. Hüsrev için yapıldığını öğrendiği ve Hüsrev’in İlkbaharı isimli şaşaalı bir bahçeyi tasvir eden kayıp halıdan ilham alarak bestelediği yaklaşık on beş dakikalık parçası eşlik eder. Videonun önünde hayvan ve ağaç motifli bir İran halısı serilidir. Ekrana kırmızı bir göz gibi yerleşmiş işaret de sergiyi izler.

Sanatçı, 1992’de ortaya çıkan 19380-19920-20200 isimli yapıtını yeni katmanlar ekleyerek sergiler. Altında tekerleklerle harekete hazır halde bekleyen yanık bir kasanın bir yüzüne Sarkis’in doğum tarihinin sonuna bir sıfır eklenerek sarı neon harflerle 19380 yazılıdır. İlk defa 1992 yılında Maçka Sanat Galerisi’nde sergilenen yanık kasanın diğer yüzünde yapıtın doğduğu yıl olan 19920 yazılıdır; bugünse 19920, 20200’a dönüşmüştür.

Kasanın üst kapağında, içindeki suda biri yeşil biri kırmızı sulu boyayla boyanmış iki ev olan mavi seramik bir kâse döner, böylece renkler birbirine karışır. Her parça bir diğerini hatırlatır, destek verir veya ona yaslanır: bir bütün olur. UNTITLED bellekten dikkatle seçilen parçaların bir zamana ve mekâna içine yerleşmiş halidir.

Sanatçı, birbirinden bağımsız gibi duran toplumsal ve kültürel konuların günümüzde oluşturduğu belirsiz atmosferi anlatan sergisine kırmızı ve büyük harflerle UNTITLED ismini verir.

Düzenli Delilik
Akbank Sanat
Küratör: Marcus Graf

Gerçeklik ve diğer anlamsızlıklar üzerine bir sergi

Düzenli Delilik, farklı birçok alan ve disiplinden çağdaş sanatçıların yer aldığı uluslararası bir karma sergidir. Sergi, içinde bulunduğumuz sözde bilgi çağında bize sayısız ekran ve medya kanallarıyla ulaşan bilgi kavramını gözden geçiriyor. Sergi, çoğulcu ve bütünsel bir bilgi anlayışı ortaya koyarken, bilinen entelektüel hegemonyayı sorguluyor.

İçinde yaşadığımız dünyada alternatif görüşler üretmek için gerçeklikle baş etmenin alışılmadık yollarını değerlendiren Düzenli Delilik, ayrıca bilmeme ve bilinmemenin ne anlama geldiğinin altını çiziyor. Akbank Sanat’ta düzenlenen sergi, son derece vahşi ve çılgınca dönen dünyamızda soru sormanın ve bilinenin ötesine geçmenin, cevapları ve nihai sonuçları aramaktan daha anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.

Informel Bilgi (Michael Polanyi) kavramından yola çıkan Düzenli Delilik, nesnelci ve rasyonalist bilginin yetersizliğini eleştiriyor ve bütünsel dünya görüşlerinin önemini ortaya çıkarıyor. Bugün, tüm mutlak bilginin tarihe karışmasının ardından, gerçek sadece geçici kültürel gruplar ve sosyal anlaşmalarda geçerli olur. Olağan medyatik popülizme, bunaltıcı hakikat-sonrası propagandaya ve hayli yaygın yüzeysel eklektizme rağmen, sanatçılar hiçbir zaman varsayılan ve erişilebilir gerçeklik yapılarını eleştirel bir şekilde sorgulamaktan vazgeçmediler. Düzenli Delilik, milliyetçilik ve jeopolitiğin yanı sıra bilgi temelli kimlik ve tarih kavramlarını sorgulayan sanatçıları sunarak bu konu üzerine düşünüyor. Sergilenen sanat eserleri zamanımızın çılgınlığıyla baş edebilmek adına, bazen absürt ve anlamsız olmaktan korkmayan alternatif bilgi üretimi yollarını sunabilmek için bilinenin ötesine geçiyor.

Alexis Gritchenko
”İstanbul Yılları”
Küratör: Şeyda Çetin & Ebru Esra Satıcı
Meşher

“Alexis Gritchenko – İstanbul Yılları,” usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Meşher, sanatçının büyük bir hayranlık duyduğu şehre ziyaretinin 100. yılında dönemin İstanbul’unu yansıtan 150’yi aşkın suluboya, guaş, karakalem ve yağlıboya eserini bir araya getiriyor.

İç savaş sebebiyle Moskova’dan kaçıp 1919–1921 yılları arasında İstanbul’a sığınan Ukrayna asıllı ressam Alexis Gritchenko (1883–1977), burada kaldığı süre boyunca, işgal döneminin zorlu şartlarına rağmen elinde not defteri, kalemi ve fırçasıyla sokak sokak gezdiği şehrin canlı limanları, pazarları, ibadethaneleri ve görkemli anıtlarında gözlemlediği hareketi eserlerine yansıtır. Şehrin tarihi hakkında derin bilgisi olan ressamı cezbeden detaylar; surların burçları arasındaki ince farklar, batan güneşin denize ve kubbelere nasıl yansıdığı ve sokaklarda karşısına çıkan feraceli kadınların zarif ama bir o kadar gizemli yürüyüşleridir. Tüm özellikleriyle ilgisini çeken bu şehir, kendi deyimiyle bahtsız günlerinde ona teselli kaynağı olur.

Kent yaşamı ve gündelik hayatın ruhunu yakaladığı bu iki yıl, Alexis Gritchenko’nun kariyerinde bir mihenk taşıdır. Sanatçının eserleri retrospektif olarak ele alındığında İstanbul’da ürettiği suluboyaların öne çıktığı üslubunun, diğer eserlerinden ayrıştığı görülür. Yalnız İstanbul’da ürettiği eserler değil, bu şehirde ressam, yazar ve sanatçılarla kurduğu bağlantılar da onun tanınan bir sanatçı olmasına aracı olmuştur.

Gritchenko İstanbul’u resimlerinin yanı sıra anılarıyla da kayıt altına alır; şehirden ayrıldıktan neredeyse on yıl sonra, 1930 yılında, İstanbul’da İki Yıl adlı anı kitabını yayımlar. Meşher ikinci sergisi “Alexis Gritchenko – İstanbul Yılları” ile ressamın notlarını bir izlek olarak kabul ederek, 1919–1921 yılları arasında yaptığı eserlerini kitabında yer alan anılarıyla birlikte değerlendirir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün özel kitap koleksiyonunda bulunan “İstanbul’da İki Yıl” kitabı, sergiye dahil edilen arşiv belgeleri ve yayınları arasında yer alıyor. Ayrıca, aralarında Ukrayna Ulusal Sanat Müzesi, Ukrayna Müzesi New York, Centre Pompidou, Collège de France’in da bulunduğu 7 ülkeye yayılan 20’den fazla müze, arşiv ve özel koleksiyondan bir araya getirilen eserler sergileniyor. Gritchenko’nun İstanbul temalı eserlerinden günümüze kadar derlenmiş en kapsamlı seçkiyi sunan sergi, ressamın çalışma azmi ve yaşama coşkusuna saygı duruşunda bulunuyor.

Suat Akdemir
”Tekil- Çoğul”
adas-ist

Suat Akdemir’in pastoral coğrafyaları, soyutlama düşleri, sıra dışı renkleri ve dokuları, onun hayatının çok yönlü alanlarından bir izdüşüm sadece. Üretimlerini salt sanatın bir malzemesi, tartışmaların bir odağı olarak sürdüren Akdemir, resimlerinde yoğun arayışlarla beraber doku, renk, ışık ve görsel ögeleri formal ve kavramsal olarak çeşitli alegoriler içinde yorumluyor.

Formal bir yapı içinde değerlendirildiğinde sabit bir ivme içinde kurmadığı hayatı ve dünya içindeki yaşantısı, resimlerinde yoğun olarak izlenen bir gerçekliğe dönüşüyor. Akdemir’in hayatında tuval ve resim yüzeyi sadece bir doku olmaktan çok daha ötede, yaşamın kesitlerini soyutlaştırarak sunduğu bir öz coğrafyaya dönüşüyor.

Suat Akdemir sanatın temellerine dokunduğu resimlerinde, kışkırtıcı renkler, farklı yoğunluklardaki boya kullanımları, soft ve canlı renk cümbüşleriyle izleyiciyi tekilden çoğula tuvaller arasında sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Tuvaller tek tek, parça parça da izlenip değerlendirilebilirken, sergi içinde kurgulanmış olan tesadüfi yerleştirmelerde olduğu gibi çoğulcu yapılar içinde de izlenebiliyor. Suat Akdemir üretimleriyle dünyaya, sanat ortamına ve piyasasına umursamaz bakışlar atarken, dünyanın keşfedilecek coğrafyalarına büyük adımlar atıyor. Resimlerine yansıyan bu büyülü coğrafyalar renk, boya, doku ve ışık olarak mimarinin, doğanın ve insan yaşamının muğlak soyutlamalarını sunuyor.

6) Bill Viola
”Geçici”
Küratör: Dr. Necmi Sönmez
Borusan Contemporary
7) Altan Gürman
Küratör: Başak Doğa Temür
Arter
8) Minyatür 2.0 Güncel Sanatta Minyatür
Küratör: Azra Tüzünoğlu & Gülce Özkara
Pera Müzesi
9) Avni Lifij
Çağının Yenisi
Sakıp Sabancı Müzesi
10) Kerem Ağralı
Et cor natura Doğanın Kalbi
Bozlu Art Project
11) Bir Zamanlar Toroslar’ da
Sagalassos
Yapı Kredi Kültür Merkezi
12) Reach Geblo
”Teşhis ”
Küratör: Gülben Çapan
Labirent Sanat
13) Biz Aslında
Yazan Yöneten: Can Kılcıoğlu
Mixer
14)Lâle Müldür
”Milât”
Küratör: Kevser Güler
Yapı Kredi Kültür Sanat
15 ) İnci Eviner
”Kalanlar, Geri Dönenler ve İmalar”
Galeri Nev
16) Zeynep Akgün
”Ruhun Kabuğu”
Küratör: Marcus Graf
Galeri 77
17) Aylin Zaptçıoğlu
”in-sui  / ex-situ ”
x-ist
18)Doğukan Çiğdem
”Taş- Hayvan-İnsan”
Küratör: Wenda Koyuncu
Summart Gallery
19) Eda Sütunç
”Gelecek Tezgâhları”
Sanatorium
20) Sedat Girgin
”Abartılar Diyarı”
Galeri 77
21) Murat Germen
”Feyezan”
Küratör: Dr. Necmi Sönmez
Ferda Art Project
22) Ayşe Hilâl Ateş
”Kendiliğinden”
Küratör: Nergis Abıyeva
Bilsart
23) Bir Rüyanın İnşası:
Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik
Küratör: Artan Shabani
Pera Müzesi
24) Barış Cihanoğlu
”İÇGÖRÜ”
MAJİ Galeri
25)”Aynı Rüyanın İçinde: Ara Güler ile Ahmet Hamdi Tanpınar
Ara Güler Müzesi
26) Hâl’a Hayattayım
Karma Sergi
Küratör: Özlem Erten
Bozlu Art Project
Elif Hopyar

Etiketler

0 yorum “2020’de Çağdaş Sanat”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest