Gargamel Distopyası

Her şey bilinir ve yaşayan her şey mücadele için yeryüzüne düşmüştür. Gelecek ölümlüler için ön görülür. Akıl görür, göz görür, lakin dil söylerse kıyamet vakti yakındır.

“Doğa”nın olduğu her yer, sanatın doğum noktasıdır. Ki yeryüzünde bundan gayrı muazzam bir tuval/porte yoktur.
Tohum toprağa düşer,
Önce yeşerir, sonra sararır, en son kararır.
Bu varoluş döngüsunde hayal gücünü her zaman yeşil tutabilenler ölümsüzlük iksirini yaldızlı kadehte içenlerdir.
Bahşedilen bu enerjinin geldiği gibi gitmesine yalnızca ahmaklar izin verir.

İnsanoğlu; tabiat ananın evladı, bitmek tükenmek bilmeyen kamburu..
Bazen tavşanı takip etmek o dünyadan sebeplenmenin en olağan yoludur.
Ben ki elimde fırçalarım, önüme gelen her yeri, her şeyi boyamakla meşgulüm. Hayatım boyunca da sanatla uğraşacağım ve bu başıma gelen en güzel şey olacak.
Çünkü sanat insanın içini dökebileceği yegane araçtır. Nitekim gerçek bir sanatçı için, amacına uygun, bi kağıt bi kalemden başka daha değerli bir şey yoktur.
Çocuklarınıza nitelikli sanatı sevdirin.

Etrafım ruhsuz, hevessiz ama bi o kadar muhteşem potansiyele sahip insanlarla dolu.
Potansiyelinizi son raddesine kadar kullanın.
Ne silahlar, ne savaşlar, ne de politika.. bir milleti kurtaran yegane şey sanat olacak ve bu baki kalacaktır.

Tam da şu zamanda, şu cümle dönüyor aklımda; “Türkiye’ye en büyük zararı sanat göçü verecek.” Ülkeme zarar vermeyin..
Hem iyi bir insan olursanız şirinleri bile görebilirsiniz, söz veriyorum!

Hande Özdemir

Etiketler

0 yorum “Gargamel Distopyası”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir