Gorgon Medusa üzerine denemeler

Medusa antik dönemden beri gerek mitolojinin gerekse çeşitli medeniyetlerin efsanelerinde yer alan ve günümüz popüler kültüründe sıkça karşımıza çıkan bir figürdür.

Özellikle Antik Hellenistik dönemde Yunan Mitolojisinin ana figürlerinden biridir.
Medusa, Mitolojideki kullanım şekli ile son derece farklı biçimde bize tanıtılmış bir figürdür.

Esasen baba ailesinin Gorgon kökenlerinden gelen insanüstü bir genetik doğası olan Medusa, yine de 2 kız kardeşinden ve babasından farklı olarak tamamen insan formundadır. (Diğer 2 kız kardeşi tipik bir Gorgon olarak yarı-insan/yarı-yılan formundadır.)
Son derece güzel ve alımlı bir fiziği olan Medusa, herkesi çocukluğundan beri hayran bırakmaktadır.

Yetişkinliğinde, erkeklerin peşinden koşmasından bunalan Medusa, kendisini bir Athena tapınağına rahibe olarak yazdırır ve kaçınık / izole bir hayat yaşamayı seçer.

Fakat gelişmeler onu rahat bırakmayacaktır.
Bu kez de Denizler Tanrısı Poseidon, Medusa’ya ilk görüşte aşık olur.

Bu noktadan sonra hikaye birkaç kaynakta farklı biçimlerde anlatılır.
Bir yoruma göre Medusa ile Poseidon birbirlerine aşık olur ve birlikte olurlar.
Bir diğer yoruma göre Medusa, Poseidon’un aşkına karşılık vermez ve reddeder, fakat buna hiddetlenen Poseidon’un tecavüzüne engel olamaz.
Her iki farklı yorumda da sonuç değişmez ve Athena, son derece hiddetlenerek Poseidon’u değil, Medusa’yı cezalandırır.
Ve Athena’nın lanetiyle Medusa diğer kız kardeşleri gibi yarı-insan/yarı-yılan formuyla yaşamak üzere lanetlenir.
Baktığı insanlarda taşa dönüşecektir.
Poseidon ise bu olaydan postunu kurtarır.
Hikaye bu yönüyle tipik bir Ademi-Merkeziyetçi havaya bürünür ve bir kadına yapılan haksızlığın ideal bir hikayesine dönüşür.
Bu anlamıyla Yunan Mitolojisinde başka bir benzeri yoktur.

Ve bu talihsiz olaydan sonra Medusa, insanlar tarafından korkulması gereken bir varlık, kaçınılması gereken bir canlı olarak anılır.
Medusa, yıllarca toplumdan kaçınarak bir mağarada yaşar, ve Poseidon’dan olma oğlunu bu mağarada doğurur; Chrysaor. Chrysaor büyüdüğünde altın zırhlı ve adı türlü kahramanlıklarla anılan bir savaşçı olacak ve sonradan Iberya kralı olacaktır.
Medusa, mağarasında ailesinden kalma sevdiği bir antika aynasına bakarak yüzünü seyreder ve aynada kendisini insan haliyle görmektedir. Bu ayna onun insanlığını hatırlatnakta olan son unsurdur.

Hikaye dahada üzücü ve hakkaniyetsiz bir son ile finale gider.
Geçmişte aşık olduğu adam Perseus, onu kılıcıyla bir canavar gibi avlayacak ve başını kesecektir.
Kesik baş bir biçimde canlılığını koruyacak ve bakanları taşa dönüştürmeye devam edecektir.
Bunu gören Perseus, başı alacak ve Athena’ya bir hediye olarak armağan edecektir.
Canlılığını koruyan baş Athena’nın ilgisini çekecek ve başı kendi kalkanına monte ederek savaşlarda bir silah olarak kullanacaktır.
Bu arada Medusa’nın mağarada bırakılan başsız bedeni Pegasus adında kanatlı bir beyaz ata dönüşecektir.

Hikayede geçen bu mağaranın esasen bugün Yerebatan Sarnıcının derinliklerinde bulunan bir dehliz olduğu iddia edilir.

Ilginçtirki Yerebatan Sarnıcı Medusa ile ilintili birden fazla referansa sahiptir.
En bilinen referans Sarnıçta bulunan ters Medusa başlı sütundur.
Sütunun ters başlı olmasının sebebi Medusa başının ters tutulması halinde sadece düşmanları taş edeceği, dostlara zarar vermeyeceğine dair olan Roma ve Bizans dönemi inancına dayanır. Bu inançla Medusa başları evlerin ve çeşitli tapınakların girişine bugünkü Mavi Nazar Boncuğu’na benzer bir mantıkla konulmaktaydı.

Fakat Sarnıcın Medusa ile ilgili referansları sadece bununla sınırlı değildir.

Sarnıcın derinliklerinde bir büyük Medusa Lahidi olduğuna dair tarihsel kaynaklarda kayıtlar bulunmaktadır. Hatta Sarnıcın kendisinin Jüstinyen döneminde inşa edilmesinden çok önce Pagan Roma döneminde inşa edilmiş olan bir Medusa Tapınağının üzerine inşa edildiğine dair yaygın bir kanaat vardır.

Bu Medusa Lahidinin 1800’lerin sonunda Sultan II.Abdülhamit döneminde Yerebatan Sarnıcının dehlizlerinde bulunduğu, büyük ses getirdiği, Abdülhamit’in italya’dan ve Almanya’dan gelen bir uluslararası heyete Lahidi incelettirdiğine dair tarihsel kayıtlar vardır.
Işin daha da ilginci, bu heyetin Lahidin içinde Medusa’nın mumyalanmış bedenini bulduğu ve sultanın talimatıyla Lahidin içi görünür şekilde Sultanahmet meydanında halka sergilendiğine dair gazete küpürleri vardır.

Lahit 2 hafta Sultanahmet meydanında sergilendikten sonra adeta “puf” diye ortadan kaybolur.
Muhtemelen ya tekrardan Sarnıçtaki eski yerine koyulmuştur, ya da bu Italyan/Alman heyet tarafından ya Italya’ya ya da Almanya’ya götürülmüştür.

Doğaldır ki, Türk arşivlerinde bu Medusa Lahidi, Şahmeran Lahidi olarak geçer, zira Şahmeran ve Medusa karakterlerinin aslında bir ve aynı kişi olduklarına dair arkeologlar arasında bir genel kanaat vardır.

İşte ben de bu Medusa mitosundan esinlenerek, kendi Sürrealist (Gerçeküstücü) ve Biomekanik stilime uygun şekilde Medusa’yı eserlerimden birine ana konu olarak aldım.

Eser, kendi tekniğim olan Airbrush ile resmedilmiş, ve üzerine Misch Technique dediğimiz (Mixed Teknique ile karıştırılmasın) ve Bizans dönemi ikona tekniğinden esinlenilmiş olan bir çağdaş teknik olan Fantastik-Realist ekolünün resim tekniği ile resmettim.

Eserde Medusa’yı Yerebatan Sarnıcının altındaki dehlizlerinde hayal ettiğim bir ortamda soyutlayarak resmettim.

Medusa’yı en bilinen formunda, yani yarı-ibsan/yarı-yılan formuyla resmettim. Figürün etrafında ise hocam HR Giger’ın kurucusu olduğu ekol ile yani Biomekanik ekolde süslemeler eşliğinde yanlarda Sultanahmet meydanında bulunan Yılanlı Sütunu da ekleyerek bütünledim.
Bu makaleyle de sizlere Medusa’nın fantastik efsanelerinden bahsederek tamamlıyorum.

Tekrar görüşmek üzere…

Can Emed

Etiketler

0 yorum “Gorgon Medusa üzerine denemeler”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest