İçinden Ferhan Geçen Şarkı

Monday Morning 5.19

Tatile çıkacağız. Büyük bir kısmında da yolda olacağız. Altımızda da bir araba. Hepi topu iki kişiyiz. Muhtemelen önde oturuyoruz. Arabayı ben kullanıyorum. Yanımda da Ezgi.

Epey hız yapıyoruz başlangıçta. Deli basıyoruz gaza. Yani bunu yapan benim aslında, Ezgi sadece oturuyor. Arada bir o da bassa hiç fena olmayacak. Tek başına hiçbir şeyin eğlencesi yok. O yüzden birlikte çıktık zaten. O ve ben ve arada bir bölündükçe bölünen kişiliklerimiz. Zavallı arabayı bazen onlarca kişi basıveriyor. O göt kadar kutu, alabileceğinin onlarca katını istiflemek zorunda kalıyor istemsizce.

İlk mola yerimiz bir kamyoncu sürüsüyle dolu. Aslında mekân onların, fazlalık olan biziz. Tahmin edeceğiniz üzere leş gibi tuvaletler. İkimiz de arabaya işemek zorundayız, ama bir türlü itiraf edemiyoruz kendimize. Bölünen kişiliklerimizin bizle birlikte işeme sırasına girmesi tehlikesi de cabası.

Çok uzattık işeme işini. Göz ardı edip, rafa kaldırdık üstelik. Ağzımıza gelen kusmuklar misali içimize geri çektik naçizaneleri.

Markete doğru yöneliyoruz derken. Çikolata çekti canımız. Alıp geri dönüyoruz arac-ı maksadımıza. Tekrar basıldı gazlara… Tam yol ileri… İstikamet Ege sahilleri. Nokta atışı olması gerekmiyor illaki; kalırız bir yerde. Olmadı, kala kala devam ederiz, arşınlarız yolları.

Yol olur da müzik olmaz olur mu hiç?.. Passengers çalıyor şu anda ve tüm arabayı kaplıyor çalan: Your Blue Room.

İkimizin de keyfi pek gıcır. Yerinde olmaktan çok öte bir noktada, fink atıyor adeta. İyi ki çıkmışız yola. Ve iyi varız yollarda. İkimiz de çok fazla şey söylemek istiyoruz ama şarkı çok güzel ve susturuyor her seferinde bizi; ağzımıza gelen kelimeler çıkamadan geri gidiyorlar. Arsız kusmuklar gibiler.

Bugün Ferhan Şensoy öldü. Kötü bir gün. Ama yol devam ediyor. Belki de bu esin sebebi yazıya verilen aradır. Belkisi fazla, ki öyle zaten. İnsanın içindeki yazma isteği tıpkı yol gibi ve bunu bilmek pek kahredici: Virajları var, arada tam gaz frenleri var, beklemeleri, durakları, rastlantıları var; var oğlu var. Evet, Ferhan Şensoy öldü; kötüden öte hüzünlü bir gün bugün.

Müzik olmasa, arabayı tamamen kasvet saracak. İkimiz de suskunuz. Pek de konuşkan tipler olduğumuz söylenemez ama suskunluğumuz ayyuka çıktı çıkacak. İstemsizce bir şeyler söylüyorum Ezgi’ye. Eskilerden kısa bi’ paraf. İstemsizce gülmeye başlıyor, ya da pek istekli; anlayamıyorum açıkçası. Oldukça iştahlı karşılık veriyorum bu gülmeye. Arabadaki kasvet bulutları dağılmaya başlıyor. Camı açıp, siktir ediyorum hepsine de. Birer yudum su alıyoruz aynı anda.

Ve susuyoruz tekrar. Başımı sağa çevirip km. tabelasına bakıyorum. Üç tane birbirinden habersiz yer dizilmişler üst üste, ya da alt alta… Birbirlerini yer gibi bakıyorlar bizlere; yer yer dalgın, yer yer yerli yersiz… Artık böyle cümleler kurmadığım için, alayla karışık bir hüzünle süzüyor beni Ezgi… Ah geçmiş; ne de yakınsın ikimize!

Yukardan aşağıya artıyor km. keratalar. Bir sonraki tabelada daha da azalmış olacaklar, haberleri yok. Kısacık hayatları her seferinde rutin bir seremoni gibi tekrar edip duruyor. Ulaşıldıkları anda biten hayatlar ve her araç varışında farklı bir seremoni, farklı bir ölüm töreni. Hayatlarımız da öyle aslında ve biz hiç aldırmıyoruz nedense.

Evet, Ferhan Şensoy öldü bugün; en çok da bunu hatırlatıyor yol tabelaları yine bugün.

Ve derken Monday Morning 5.19 çalmaya başlıyor araba. Riolto’nun en bi’ muhteşemi… İkimiz de çok seviyoruz bu parçayı… nedense!

İlginç bir aldanma ve aldatılma hikâyesi ve 90’lar bunlarla doluydu nedense. Az biraz kanırtıcı, çok biraz acıtıcı, çok ama çok güzel ve ötesi.

Kenan Yaşar

Etiketler

0 yorum “İçinden Ferhan Geçen Şarkı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kenan Yaşar | Takip Et

Reklam

Kenan Yaşar | Instagram

No images found!
Try some other hashtag or username

Kenan Yaşar | Twitter

Pin It on Pinterest