Kamondo Ailesi’ne ait olduğu düşünülen iki tablo ilk kez tanıtıldı

Elise Fernandez ve eşi Nissim de Kamondo'nun Esperon imzalı iki ayrı portresi (1883)

Kırım Savaşı döneminde Osmanlı İmparatorluğu Ordusu’nu finanse eden ve imparatorluğun son dönemine damga vuran en önemli aktörlerden Kamondo Ailesi’ne ait iki yeni eser ortaya çıktı.

YOO Mimarlık tarafından düzenlenen etkinlikte Kamondo Ailesi’nin en önemli fertlerinden Nissim de Kamondo ve eşi Elise Fernandez Kamondo’nun olduğu düşünülen 1883 Esperon imzalı yağlıboya portre tabloları ilk kez tanıtıldı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kültür ve sanat hayatında oldukça önemli etkisi olan Kamondo Ailesi, YOO Mimarlık’ın İstanbul Maçka’daki merkez binasında (İnönü Köşkü) düzenlenen bir etkinlikte anlatıldı.

Artium Modern ortaklığıyla düzenlenen etkinlikğe iş, cemiyet hayatı ve medyadan önemli isimler katıldı. Etkinlikte, Kamondo ailesinin sanatsever ismi Nissim de Kamondo ve eşi Elise Fernandez Kamondo’nun olduğu düşünülen ve tesadüfen bulunan portreleri ilk kez görüşe sunuldu. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlanma döneminde yabancı finans kaynakları ile Osmanlı Sarayı arasında önemli bir köprü oluşturan Kamondo’lar aynı zamanda Galata, Pera, Karaköy ve Tophane semtlerinin yeniden imarına öncülük etmiş ve İstanbul’un bugünkü çehresine kavuşmasına katkılar sağlamışlardır. İş hayatındaki başarıları ve İstanbul’a yaptıkları kültürel katkıların yanı sıra Yahudi cemaatine dair hayır işleriyle adlarından söz edilen Kamondo ailesi bir dönem zenginliğin ve asaletin sembolü haline gelmişlerdir.

İSTANBULLU KAMONDO AİLESİ KİMDİR?

Kamondo ailesi İstanbul’da yaşamış olan Sefarad Yahudilerinden bankacı bir aileydi. 15. yüzyılda İber Yarımadası’ndan kovulan aile, önce Trieste’ye, ardından dönemin Konstantiniye’sine yerleşir. Avusturya vatandaşlığına sahip olan Salomon-Jacob Kamondo ve oğulları Isaac ve Abraham-Salomon’un 1815’te kurdukları ve Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devletini finanse eden ‘İshak Kamondo ve Şürekası’ ünvanlı banka, Şirket-i Hayriye ve Dersaadet Tramvay Şirketi’ne ortaklıkları, Altıncı Daire-i Belediye’nin kuruluşuna verdikleri katkılar, en önemli girişimleri arasındadır. 1832’de çocukları olmayan Isaac vebadan ölünce banka, kardeşi Abraham-Salomon’a miras kalır. ‘Vezirlerin bankacısı’ olarak adlandırılan Salomon, Osmanlı’nın ekonomik gelişimine ve İstanbul’un modernleşmesine aktif olarak katkıda bulunur. 1850’lerde torunları Abraham-Béhor ve Nissim işleri devralır. Sinagoglar, hastaneler, dispanserler ve eğitimin Fransızca ve Türkçe yapıldığı ilk Yahudi okulunu kurarlar. Abraham-Salomon 1865’de İtalyan vatandaşlığına geçer ve Victor Emmanuel II’nin İtalya Birliği’ni kurmasına verdiği destek nedeniyle ‘kont’ unvanı ile ödüllendirilir.

İSTANBUL’DAKİ ÇOK ÖNEMLİ KAMONDO YAPILARI

Kamondo Ailesi, İstanbul’a damgasını vuran ve varlıklarını koruyan sayısız yapı inşa ettirmiştir. Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Galata Résidence, Serdar-ı Ekrem Sokak’taki Kamondo Hanı, Meşrutiyet Caddesi’ndeki Büyükada Han, Karaköy’de Saatçi Han, Latif Han, Lacivert Han, Yakut Han, Kuyumcular Han, Lüleci Han, Gül Han bunlar arasında sayılabilir. Doğu’nun Rothschild’leri diye anılan ailenin, Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki bugün müzeye dönüştürülmüş olan eski Osmanlı Bankası binasının tam karşısında caddeyi üstteki banka sokağına bağlayan sekiz şeklinde, iki yönlü, ‘art nouveau’ stilindeki ilginç merdivenleri bulunmaktadır. Merdivenleri yaptıran Abraham-Salomon’un naaşı1873’de yaşamını yitirince vasiyeti üzerine Paris’ten, kalben bağlı olduğu İstanbul’a getirilip Hasköy’de daha önce kendisinin yaptırdığı anıt mezara devlet töreniyle defnedilir. Devlet törenine II. Abdülhamid de katılmıştır. Kamondo İstanbul’da o denli sevilen ve sayılan bir kişidir ki cenaze töreni günü tüm şehir yas tutarken borsa ve finans kuruluşları tatil edilir, Galata ve Haliç esnafı dükkanlarını kapatır, kiliselerde dahi çanlar çalınır.

İSTANBUL’DAN PARİS’E GÖÇ DÖNEMİ 

Bankanın dış bağlantıları olması gerekliliğine inanan Kamondo Ailesi 1869-1870 arasında Paris’e yerleşir ve bankanın yönetim merkezini buraya taşır; 1872’de Monceau’daki muhteşem ‘Hotel Particulier’de yaşamaya başlar. Süveyş Kanalı’nın finansmanı da dâhil bir çok önemli projeye katkıda bulunur. 1889 yılı ise aile için zor bir yıldır çünkü iki kardeş garip bir rastlantıyla aynı yıl aynı hastalıktan yaşamını yitirir. Bir sonraki nesil olan Isaac ve Moïse kuzenler cemiyet ve sosyal işlerden biraz uzaklaşıp Fransız kültürünün önemli isimleri olurlar. Müzik tutkunu, besteci ve müzisyen dostu olan Isaac aktif olarak Opera, Opéra-Comique ve 1913’de Champs-Elysées tiyatrosunun oluşumuna katkıda bulunur. 1891’de Türkiye’nin Paris Başkonsolosu tayin edilen Isaac, 1911’de ölümünde, büyük bir tutkuyla oluşturduğu muhteşem koleksiyonunu (gravür, pastel, desen, aralarında Manet’in Le Fifre, Degas’in Les Repasseuses, Monet’nin Cathédrales de Rouen serisi, Cézanne’in La Maisondupendu’sü de bulunan tabloları, 418 Japon baskısı dahilUzakdoğu sanat eserleri, Ortaçağ ve Rönesans mobilyalarını) Louvre Müzesi’ne bağışlar. 1945’da Guimet Müzesi’nin açılışıyla bağışın Uzakdoğu koleksiyonu bu müzeye, 1986’da d’Orsay’in açılışıyla da koleksiyonun empresyonist kısmı (altmışın üstünde yağlı boya, birçok pastel ve desen) bu müzeye aktarılır.

NAZİ TOPLAMA KAMPI’NDA BİTEN BİR SOYAĞACI

Kuzeni Moïse (1860-1935) Rue de Monceau 63 numarada bulunan Paris’in en şık ‘Belle Epoque’ dönemi şaheserlerinden evini ve koleksiyonunu 1917’de I.Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden oğlu havacı Nissim’in anısına l’Unioncentrale des Artsdécoratifs’a bağışlar. Moïse’ın ölümünden bir yıl sonra 1936’da, ‘Nissim de Kamondo’ müzesi kapılarını halka açar. II. Dünya Savaşı’nda Moïse’in kızı Béatrice, kocası Léon Reinach ve iki çocuğuyla Nazi kamplarında hayatlarını kaybeder ve bu trajediyle Kamondo soyu trajik bir sonla noktalanır.

TESADÜFEN BULUNAN PORTRE TABLOLAR

Artium Modern yöneticisi Halis Rüştü Sungur tarafından tesadüfen bulunan ve özel ekspertiz çalışmaları sonrasında Kamondo çiftine ait olduğu düşünülen tuval üzeri yağlıboya tablolar Ermeni ressam Esperon imzası taşıyor. 1883 yılında yapılan Nissim de Kamondo ve eşi Elise Frenandez Kamondo ‘ya ait olduğu düşünülen portre tabloların ressamı oryantalist portre ressamlarının en meşhurlarından birisi olan Esperon. Esperon’un Osmanlı’ya ait çok sayıda tablosu bulunmasına rağmen hayatı hakkında elimizde pek bilgi bulunmamakta.

Kamondo Ailesinin Louvre Müzesi’ne bağışladığı tablolardan bazıları:

  • 14 adet Monet
  • 11 adet Degas 
  • 8 adet Sisley
  • 7 adet Manet
  • 5 adet Cezanne
  • 3 adet Renoir
  • 2 adet Pissarro
Kamondo Han, Galata

YOO MİMARLIK OFİSİ’NDE KAMUOYUNA TANITILDI

Maçka İnönü Köşkü’nde bulunan ofisinde etkinliğe ev sahipliği yapan YOO Mimarlık kurucu ortaklarından Alparslan Özarpat da konuşmasında; mimarlık, kültür-sanat ve tasarım etkinlikleri düzenlemeye devam edeceklerini aktardı. “Sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmak bizler için çok önemli. Mimarlığın temelinde yatan multi-disipliner yaklaşım sebebiyle, hayat verdiğimiz her tasarım bizler için yeni bir hikâyeye dönüşüyor. Bizler de var olan deneyimlerimizle kültür-sanat, tasarım ve mimarlık konularını kapsayan ulusal ve uluslararası ölçekte birçok vakıf ve kuruluşla işbirliği geliştirmeyi ve önümüzdeki dönemde birçok yeni projeye imza atmayı hedefliyoruz.” dedi.

NTV

Etiketler

0 yorum “Kamondo Ailesi’ne ait olduğu düşünülen iki tablo ilk kez tanıtıldı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This