Korkulu Sayfalar Arasında: “Osmanlı’nın Kâbusu: Tırnova”

J. Hakan Dedeoğlu’nun kaleme aldığı Tırnova 1883: Rumeli Kâbusu, Sadi Güran’ın çizimleri ile bezenmiş bir roman olarak 2017 yılında Sırtlan Kitap etiketiyle raflardaki yerini alarak okuyucuyla buluştu. 6 Ekim 1833 tarihli Takvim-i Vekayi Gazetesi’nde yayımlanan Ahmet Şükrü Efendi’nin mektubundan yola çıkılarak kaleme alınan roman, hem akıcı dili hem de başarılı çizimleriyle okuyucunun korku dolu bir Osmanlı kurgusu içinde olmasını sağlıyor. Dahası, Takvim-i Vekayi’de yer alan mektup; romanın bitiminde tıpkı nüshasının yanı sıra Türkçe çevirisiyle de yer alıyor.

Tarihte Tırnova Vakası olarak kayıtlarda yer alan olay, günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan, Balkanlardaki bir Türk kasabası olan Tırnova’da gerçekleşmiştir. Padişah II. Mahmut’un Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmasından sonra yeniçeri kültürünün yok edilmeye çalışıldığı düşünülmektedir. Tırnova’da bazı ölü yeniçerilerin şehre girerek korku saldığı inancıyla başlayan panik sonucunda yeniçeri mezarları açılarak tahrip edilmiştir. Tırnova’da yaşanan bu olayın ve gazetede yayımlanan mektubun üzerinden “Neler olmuş olabilir?” üzerine kurgulanmış bir roman olmakla birlikte; “Tırnova 1883: Rumeli Kâbusu” oldukça akıcı, başarılı ve etkili bir biçimde hayallendirilmiş.

Kitapta Osmanlı Dönemi’ne ait inanç ve doku oldukça iyi verilmiş. Roman boyunca batıl inançlara karşı oldukça tepkili olan Tırnova’nın kadısı Şükrü Bey’in yavaş yavaş geçirdiği dönüşüme şahit olurken, danışmanı Cüce Efendi ve Cadıcı Nikola’nın dirayetli inançları üzerinden başarılı bir çatışma sağlanmış. Bu çatışma, okurlara dönemin yönetim anlayışları ve inanç sistemleri üzerinden bir seyir sunuyor.

Osmanlı Dönemi’nde yaşanan doğaüstü vakalar Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde ya da Ebusuud Efendi’nin fetvalarında karşınıza çıkabiliyor. Arşivlerde kıyıda köşede kalmış, Osmanlı’daki doğaüstü vakaları incelemediğiniz sürece karşınıza çıkmayacak arşivsel bir metnin, kurgulanarak bir romana dönüşmesi Tırnova 1883: Rumeli Kâbusu’nu sadece tarihçi veya tarihe meraklı olanların değil; tüm korku ve fantastik severlerin seveceği bir metin hâline dönüştürüyor ve Osmanlı Dönemi’nde geçen bir olaya kurgu da olsa yakından bakabilmenizi sağlıyor.

Son dönemde bilimkurgudan fantastiğe, dramdan korkuya değin arka fonuna Osmanlı Dönemi’ni alarak kurgulanan birçok roman olmasına rağmen, Tırnova 1883: Rumeli Kâbusu arşivlerde yer alan bir metinden direk alınarak kurgulandığı, yalnızca yaşanmış tek bir olaya odaklandığı, o olay sırasında aslında neler olmuş olabileceğine dair bir ışık tuttuğu için diğerlerinden kendini sıyırıyor.

Kitabın tek kusuru, daha doğrusu ilk baskının -zira ikinci baskıda bu hata düzeltilmiş-, Takvim-i Vekayi’den alınan bu olayın tarihinin romanın çeşitli yerlerinde ve adında 1833 yerine 1883 yazılmış olması. Sehven yapılan bu hata dışında arşivciler açısından sorun yaratacak bir durum bulunmuyor. Zira romanın ilk baskısı sırasında iki farklı kaynaktan teyitleri sırasında yaşanan bir aksaklıktan kaynaklanmış ve ikinci baskıda romanın adından tarih çıkarılarak ismi Tırnova: Rumeli Kâbusu olarak güncellenmiş. Tarihsel kurgu sevenlerin kesinlikle okunması, kütüphanesinde bulunması gereken bir yapıt.

Arka Kapak Metni:

“Şükrü Efendi yorgunluktan bitap düşmüş atının son gücüyle kente girdiğinde bu söylenenlerin hepsinin birer yalandan ibaret olduğuna yemin edebilirdi. Zira Tırnova’nın üstüne kapkara bir bulut çökmüştü; sokaklar bomboş, kapılar, pencereler örtülü, çeşme başları yalnız, kentin orta yerinden geçen çaylar kuru, dükkânların kepenkleri kapalıydı. Bunların hepsine “hayhay” diyebilirdi ama kente adımını atar atmaz ta iliklerine kadar hissettiği, buraya ait olmayan o meymenetsiz havayı hiç de hayra yoramazdı.”

Künye:

Tırnova: Rumeli Kâbusu
J. Hakan Dedeoğlu
Sırtlan Kitap
2017
64 sayfa

Dr. Gizem Şimşek Kaya

Etiketler

0 yorum “Korkulu Sayfalar Arasında: “Osmanlı’nın Kâbusu: Tırnova””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest