Pagan: “Konserlerde milli maç heyecanı taşıyorduk”

Ülkemiz Black metal müziğinin önemli gruplarından Pagan, 8 Mart’ta IF Performance Hall Beşiktaş’ta gerçekleşecek olan “Laneth BİR GECE III” konseri öncesi Gökhan Toker’in sorularını yanıtladı.

– Merhaba, Pagan Black metal tarihimiz için çok özel bir grup. Bunun yanında sizleri ilk kez tanıyacak dostlarımız için biraz grubun kuruluşundan ve hikâyenizden bizlere bahseder misiniz?

Arda: Beni ilk etkileyen Black Metal yapımı, Emperor’ın Emperor EP’sidir. Daha önceden uzun süredir Thrash ve Death Metal dinliyordum, ama bu çok başka bir şey idi. Norveç’in karanlık ormanlarından yükselen bu uğursuz EP beni acayip etkilemişti. Bu kadar etkilenmemin bir diğer nedeni sanırım FRP oyunlarına ve külliyatına ilgi duymam da olabilir. Daha sonra bu yeni akımdaki diğer grupları keşfedip dinlemeye başladım. Mayhem, Darkthrone, Rotting Christ, Tiamat (İlk dönem Tiamat bugünkünden çok farklıdır) ilk göz ağrılarım idi. Sadece dinlemekle kalmayıp, İskandinav kültürü hakkında bilgiler edinmeye çalışıyordum. Oralardan mektup arkadaşları edinmeye çalışıyordum.

Bu esnada liseden sınıf arkadaşım olan Emre ile birbirimize kasetler çekiyor, müzik kültürümüzü geliştiriyorduk. Benim evimde bir çift kaset çalar ve basit bir gitar vardı. Ara sıra bu kaset çalar ile kendi şarkılarımı yapıp Emre’den fikirlerini alıyordum. Birgün mektup arkadaşlarımdan biri vasıtası ile Norveçte yayınlanan Slayer isimli bir fanzinden haberdar oldum. Hemen siparişimi verip beklemeye başladım. Dergi elime geçtiğinde beynimden vurulmuşa döndüm. Black Metal akımının ardında bir Scene vardı. Elimden geldiğince yeraltı kontaklarımı geliştirmeye çalıştım. Efsanelerim olan Dead, Fenriz, Euronymous gibi isimlerin hikayelerini ilk elden bu fanzinlerden takip ettim.

Bu sıralarda Emre ile sadece birbirimize kaset çekmenin yanında rifflerimizi de birleştirip şarkılar yapmaya başladık. Rehearsal’daki şarkılar böyle oluştu. Yeterli materyal oluştuktan sonra bir grup oluşturup Kadıköy Yeşilkart stüdyosunda kayıt ettik. Rehearsal’ı kaydettiğimiz sene (1996) aynı zamanda okuldan mezun olduğumuz sene idi. Ve bunun şerefine çok acayip bir maceraya kalkıştık, ben, Emre ve Rehearsal’da bas gitarları çalan Mustafa ile interrail turuna çıktık. Hedefimiz tabii ki Norveç idi. Norveç’e gitmek bizim için bir nevi kutsal toprakları ziyaret gibi bir şey idi. Orada inanılmaz tecrübeler deneyimleyerek geri döndük.

Rehearsal Tape ile adımızı duyurmayı başarmıştık. Ama hedeflerimiz bundan çok daha büyük idi. Gerçekten ses getirecek bir yapım yapmayı istiyorduk, bunun için kadroda değişikliğe gitmeye karar verdik. İlk olarak Savaş, davulcu olarak gruba dahil oldu. Savaş o dönem Kadıköy’de Akmar pasajında çalıştığı için aynı zamanda Türk metal piyasası ile olan ilişkilerimizin gelişmesini sağladı. Bas gitarda ise Nekropsi’den tanıdığımız Cenk’i kadroya dahil ettik ve grup en stabil kadrosuna ulaşmış oldu.

– En son 2007 yılında yayınladığınız “Oz : In Transcendence” ile gündemdeydiniz, daha sonra Pagan sessizliğe çekildi. Bunun sebebini bizlerle paylaşır mısınız?

Arda: Oz projesine aslında 1999 yılında başlayıp 2001 gibi bitirmiştik. Tüm şarkılar hazır, gitar ve davul kayıtları yapılmış idi. Sadece vokaller, lead gitarlar ve klavye partisyonlarının yazılması gerekiyordu. 2001 yılında Emre, 2004 yılında da ben yurt dışına yerleştik ve bu yerleşim sürecinde kayıt ile ilgilenemediğimizden kaydı bitiremedik. 2005 senesinde Emre tekrar kayıt üzerinde çalışmaya başladı. Ben de üç haftalığına Amerikaya onun yanına gittim ve bu süreçte kaydı bitirebildik. Bundan sonraki uzun dönemde Emre Gökböri ile ilgilendi. Ben yaratım sürecinden biraz uzaklaştım ve bir süre hücum Jam ve cover gruplarında çaldım. Eski klasikleri çalmak insana ayrı bir perspektif veriyor. Hem de biraz dinlenmiş oldum, kendimi tükenmiş hissediyordum.

– “Heathen Upheaval” oldukça ilgi gören önemli albümlerinizden biri. Size göre bu çalışmanın kariyerinizde bu denli özel olmasının nedeni nedir?

Arda: Heathen Upheaval, bence çalışmalarımız içerisinde yapmak istediklerimizi tam olarak kayda aktarabildiğimiz en başarılı çalışmamız oldu. Reheasal Tape ve Oz’da gerek tecrübesizlik gerek teknik imkansızlıklar nedeniyle istediklerimizi tam olarak yansıtamadığımızı düşünüyorum.

– 15 yıl sonra LANETH BIR GECE 3’de The Climb, Objektif, Cultus ve Razor ile birlikte sahne alacaksınız. Geceyle ilgili neler hissediyorsunuz ve bizi ne gibi sürprizler bekliyor?

Arda: Laneth Bir Gece yapımlarını takip ediyoruz. Biz de çok heyecanlıyız, bir Laneth gecesinde bu isimlerle yer almak çok gurur verici.

– Konsere dâhil olmanız nasıl gerçekleşti?

Emre: Hikaye aslında biraz gerilere gidiyor. Enis, Çağlan ve Kerim (Laneth) daha önceki iki Laneth Bir Gece konserlerine Gökböri’nin çıkmasını istemişlerdi. Lojistik sebeplerden dolayı bu gerçekleşmedi. En son sanırım geçen yaz ben İstanbul’dayken yine Enis ‘Pagan çıksın, Heathen Upheaval çalsın’ gibisinden bir şey ortaya arttı. Sonra Hammer’da Çağlan’da aynı şeyi teklif edince grupla konuşmaya karar verdim. Ben açıkçası Arda ve Savaş’ın pek ilgileneceğini düşünmemiştim. Herkes tamam deyince provalara başladık ve hemen hemen hazır gibiyiz.

– Çalışmalarınızı genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz ve en çok hangi çalışmanız sizin için diğerlerine nazaran bir adım önde duruyor?

Arda: Bu zor bir soru. Tüm çalışmalarımız için o dönemki şartlarımızı sonuna kadar zorladık. Ama her zaman işler istediğiniz gibi gitmiyor. Rehearsal Tape bir hücum kayıt. Hücum kayıt ve elektronik davul olması, o dönemki ekipmanın yetersiz olması ve bizim tecrübesiz olmamız, o demo da istediğimiz soundu yakalamamızı engelledi. Benzer şekilde Oz albümünün kayıtlarının geniş bir zamana yayılması, kayıt sırasında yaşadığımız bazı tecrübesizlikler, istediğimiz sounda ulaşmamızı engelledi. Bu açılardan Heathen Upheaval’ın benim için istediklerimizin büyük bir kısmını gerçekleştirebilmemiz açısından en tatmin edici çalışmamız olduğunu söyleyebilirim. Sound dışında şarkı yapısı olarak da Heathen Upheaval’ı biraz daha önde görüyorum.

Emre: Benim için Oz beste ve düzenleme açısından diğerlerine göre daha yukarda tuttuğum bir çalışmamızdır. 6 sene kadar geç çıkmış olması ve kayıttaki bazı hatalar bence hakettiği yere gelememesindeki en önemli etkenlerdir.

– Türkiye’de Black Metal’in önemli isimlerindensiniz. Bugün Black metal piyasasında birçok grup var. Bu grupları takip ediyor musunuz ve nasıl buluyorsunuz?

Arda: Açıkça söylemek gerekirse yeni Black metal piyasasını çok takip etmiyorum. Şu aralar NWOTHM daha çok ilgimi çekiyor. Skull fist, Enforcer, Cauldron gibi grupları çok başarılı buluyorum.

– Peki, bu konser sonrasında da devamı gelecek mi? Ayrıca yeni bir Pagan albümü gelme ihtimali var mı?

Arda: Şu an için belirlenmiş bir şey yok ama gelecek ne getirir bilemeyiz. Sanırım bu biraz da konser ve izleyicilerimizden alacağımız geri dönüşe bağlı.

– Geçmişe dönüp baktığımızda birçok önemli konser gerçekleştirdiniz. Hatta 2000 yılında Samael ile birlikte de sahne aldığınızı biliyoruz. O günlere değinecek olursak neler hissediyorsunuz?

Arda: Öncelikle ufak bir düzeltme yapalım, Samael konserinde maalesef organizasyondan kaynaklı bazı sorunlar nedeniyle çıkamadık. (Umarım Samael’i Pagan niyetine izlemedin, bu konuda bazı şehir efsaneleri var 🙂 ). O zamanlar durum bugünkünden çok farklıydı. Konserler çok daha seyrekti ve hepsi çok önemliydi ve ses getiriyordu. Bu da bizim üzerimizde bir baskı oluşturuyordu, bir nevi milli maç heyecanı gibi bir şey olduğunu söyleyebilirim.

– Pagan ile ilgili en çok merak edilen şeylerden biri de grubun kimlerden etkilendiğiydi. Bunu da sormak isterim?

Arda: Pagan’ı başlatırken en çok etkilendiğimiz isimler ilk dönem Norveç black metal grupları idi. Mayhem, Darkthrone, Emperor, Enslaved gibi grupları bunların arasında sayabilirim.

Gökhan Toker

Etiketler

0 yorum “Pagan: “Konserlerde milli maç heyecanı taşıyorduk””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest