Ufuk S. Yüksel’in Son Romanı: “Stalker”

Ufuk S. Yüksel’in son romanı “Stalker” 16 Temmuz Salı günü çıkıyor. Kitabın ön satışları, idefix, D&R gibi platformlardan başlamış vaziyette. Stalker, alışıldık tarzda yazılmış bir roman değil. 33 saatlik periyotta geçen 160 sayfa uzunluğunda olan kitap, edebiyatı sinemaya ve müziğe yaklaştırmayı amaçlıyor. Bu nedenle kitap, 60’ların Yeni Dalga Sineması’ndan birçok iz taşımakta. Kitapla ilgili bazı notlar;

Romanın tamamlanması 2 hafta sürdü.

-Kitabın tamamı Ankara’da yazıldı. 1. kısmı Ankara’daki birkaç üniversitenin kampüsünde, 2. kısmı ise bir otel odasında kesintisiz olarak yazıldı.

-Ankara Üniversitesi, ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi, kitabın farklı noktalarında yer alıyor.

-Yazar, kitabın düğüm noktalarından biri olan Cosmos-Minnesota’da çok kısa süre bulunmuştur. 2017 nüfus sayımına göre bu yerin nüfusu 456’dır ve zaman zaman Cosmos Fest temalı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

-33 saatlik bir periyodu anlatan kitap “tek cut” tekniğiyle yazılmıştır. Sahneler arası sürekliliğin olduğu bu formatta, neredeyse hiçbir sahnenin atlanmadığı, gündelik hayatın, su içmek, yemek yemek gibi detaylarının içerildiği bir tarz benimsenmiştir.

-Kitapta bahsedilen Beycafe kapanmıştır. Günümüzde Hacettepe Beytepe Kampüsü’nde olan Beycafe’nin eski mekanla ilgisi yoktur.

-Kitaptaki ana mekanlardan biri olan Selanik Caddesi’ndeki Nedjima kapanmıştır. Günümüzde yerinde Noxus yer alsa da konsepti tümüyle değişmiştir.

-Kitabın sonunda yer alan Watchlist’teki filmler, kitabın karakterleri tarafından hayatlarının dönüm noktasında önemli yere sahiptir. Bu filmlerdeki bazı detayların karakterlerin kararlarını etkilediği açıkça görülmektedir. Bu nedenle filmlerin tamamı kitabın geçtiği dönemin öncesine (2010 öncesine) aittir.

-Öykünün en baştan itibaren kendi ritmini aradığı görülmektedir. Soundtrack’in eklenmesinin nedeni okurken arka planda bu playlistin dinlenmesinin önerilmesidir.

-Kitapta önemli yer tutan Kurtuluş-Kızılay olayları bire bir yaşanmıştır. Ancak tarih farklıdır. Olaylar medyaya hiç yansımamış, günümüzde içinde olanlar dışında unutulmuştur.

-Kitabın ana karakteri hayatının bir döneminde her gün 18.35’te The Doors’tan The End’i dinleyerek meditatif bir trans halinden geçtiğini ifade eder.

-“Edebiyatı sinemaya yaklaştırma” mottosuyla yazıldığı için Stalker’da 60’ların Nouvelle Vague sinemasına yakın bir tarz benimsenmiştir. Bu teknik, okuyucunun her sahneyi sanki bir filmin parçasıymış gibi canlandırmasını kolaylaştırmaktadır.

-Metnin çok daha uzun olması planlanıyordu. Ancak “tek cut” formunda yazıldığı için aynı şekilde zorlanırsa tek seferde bitirilebilecek ölçüde tutuldu.

-Kitaptaki bazı sahneler, doğrudan kısa filme çekilebileceği düşüncesiyle kurgulanmıştır.

-Yazar, kitabı yazmaya karar vermeden önce 3 ciltlik “Tanrı’nın Cehennemi” isimli distopik bir roman projesi üzerinde çalışıyordu. “Stalker”ı yazabilmek için bu projeye ara vermeyi tercih etti. Kitaptaki ifadeyle “tutku bekleyemezdi.”

-Kitaptaki karakterler birbirlerinin kimliklerini keşfetmek için sıklıkla birbirlerinin dinledikleri müzikleri keşfetmeye çalışıyorlar. O an çaldıkları şarkı, gerçek kimliklerinin tanınmasında önemli bir kanıt oluyor.

-Karakterlerin tamamının özünde Stalker olması, birbirlerinin izini bulmalarını çok zorlaştırmaktadır. Karakterlerin bazı hareketlerinde bilinçli olarak şaşırtmaca olduğu görülmektedir.

-Üstün’ün çözümlemeye çalıştığı büyük denklemin çözümüne Einstein ömrünü verse de başarması mümkün olmamıştır. Denklem hala çözümlenmeyi beklemektedir.

-Devin karakterinin Pink Floyd’un The Wall’una şiddetli bir saplantısı var. Stalker’ın bu obsesyonu lehine çevirdiği görülüyor.

-Kitapta bahsedilen forum, 2004-2010 döneminde Türkiye’nin en önemli forumlarından biri olan turkforum.net. Ne yazık ki kapandıktan sonra bütün arşiv ve yazışmalar yok oldu. Aksi olsaydı belki de karakterlerin forum hesaplarına ulaşabilecektik.

-Kitapta Hector Efsanesi’nin kökenine de değinilmektedir.

-“Early-NeoBeat” olarak tabir edilebilecek birçok metafor kitapta yer almaktadır.

-Kitabın arka planındaki birçok anekdotun özünde “paralel evren” tartışmalarını ele aldığı düşünülebilir. “Empirik Deja Vu” başlıklı bölümse başlı başına bu sorgulamaların eseridir.

-Karakterlerin kitap boyunca yaşadığı insomnia, bazı sahnelerin gerçekliği konusunda şüphe uyandırmaktadır. Alkolün çok aşırı kullanımı, bu durumu daha da şiddetlendirmektedir.

-Detaylara inilmese de kitapta bahsedilen festivalin Zeytinli Rock Festivali olduğu açıkça görülüyor.

-Üstün karakterinin Football Manager saplantısı gerçek bir olaydan uyarlanmış. Benzer biçimde aylarca oyunu oynamak için evden çıkmayan, bu nedenle önce sevgilisini sonra da akıl sağlığını kaybetme noktasına gelen birisi bu karaktere ilham kaynağı olmuş.

-Per aspera ad astra, sözü kitapta farklı formlarda defalarca karşımıza çıkıyor. Bütün düğümün çözüldüğü şifrelerden biri bu ifade oluyor.

-Stalker’ın orijinal planında kitabın son bölümü gelecekte geçiyordu ve SON’un reelde gerçekleşmesi planlanıyordu. Yani okuyucu kitabı okuduktan sonra, işaret edilen tarihte kitaptaki bilgileri izleyerek kitabın sonuna etki etme gücüne sahip olacaktı. Yaratacağı büyük kaos nedeniyle, bu tasarıdan “kısmen” vazgeçildi. Ancak hala SON’un reelde değiş(tiril)mesi olanaklıdır.

-Kitabın içinde sadece gerçek bir Stalker’ın bulabileceği en azından birkaç şifre yer alıyor.

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Temmuz 2019
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,50 x 21,00 cm
Basım Dili : Türkçe
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 160
Barkod : 9786059624428

Etiketler

Yorumladı “Ufuk S. Yüksel’in Son Romanı: “Stalker””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest