Kendine İyi Bak

Hepimiz kendimizi bildik bileli ya başkalarına söyleriz ya da başkaları bize söyler “Kendine iyi bak”. Bu cümleyi o kadar çok duydum ki herkesten hiç düşünme gereği hissetmemiştim. Bazen sıcak, kalbe dokunan, içimizi ısıtan bir söz olur dökülür dudaktan, değer bam teline. En son duyduğumda kulaklarımla değil yüreğimle dinliyordum. Beynim değil kalbim işliyordu bu cümlenin ne demek olduğunu, neyi ifade ettiğini, neyi hissettirdiğini. Derinlerden, çocukluk anılarımdan birini hatırlatıyordu belki de tamamlıyordu. Sonra bana söylene şeyi yaptım. Yani “Kendime iyi baktım” ve bakarken kendime, tanımadığım, sakladığım, açığa çıkma zamanının geldiğini anlayıp gün yüzüne çıkmayı bekleyen bilinç düzeyini gördüm. Işıl ışıldı, yepyeniydi, capcanlı ve tüm hücrelerime yayılan derin bir iştiyakla ağır ağır emin adımlarla geliyordu. Tüm hücrelerimin bilinçlerini şefkatle, yavrusunun ihtiyacını bilip de ona ihtiyacını veren yeterince iyi bir anne gibi sardı. Hücrelerime işledikçe her bir hücrem ayrı ayrı ama bir bütün olarak dans etmeye başladılar. Her biri kendini o kadar kabul etmiş ve kendine o kadar derin bir değer ve saygı veriyordu ki sihirli bir vakarla birleşip ayrılık içindeki birliği oluşturuyorlardı. Hayran hayran izledim. Onları bu şekilde temaşa etme zevkini bana yaşattıkları için, beni seçtikleri için, deneyim yolumda bana eşlik ettikleri için her birine teşekkür ettim ve her birini tek tek fark ettim.

“Kendine iyi bak” en son duyduğumda yaşadığım bu deneyimden sonra ne kadar muazzam bir mega-organizma olduğumuzu ve bu birliktelik ve bütünlük içinde ne kadar da özgür, bağımsız ve hür olduğumuzu derin derin içime işlercesine idrak ettim ve onayladım. Diğer yandan “Kendine iyi bak” cümlesini düşünürken yaratıcıyla olan bağımızın farklı bir yönü aydınlandı. Girmeye korktuğum, açmaya ürperdiğim karanlık sokakları ışığıyla netleştirdi, berraklaştırdı. Dolaşırken bu sokaklarda büyüsü sadece beni değil tüm dünyayı sardı. O hep dışarda aradığımız, göklerde, yerlerde ya da başkalarının gözünde, düşüncesinde, fikrinde aradığımız güç içimizdeymiş. O güç yaratıcıyla bizi derinden bağlayan bir kuvvetmiş. Bize olan saygısı o kadar büyük ki bu kuvvetle birlikte istediğimizi seçiyoruz, yaşıyoruz, algılıyoruz.  Belki isabet eden olayları bilemeyiz ama onlara olan yaklaşımımız tamamen bize ait. Her bir yaklaşımımız, her bir tercihimiz, her bir seçimimiz şu anı ve geleceği etkileyen küçük ama makro düzeyde dünyayı yerinden oynatacak güce sahip. Bu gücümüzü kullanmak içinse “Kendimize iyi bakmamız” gerekir. Girmeye korktuğum sokakların benden kaynaklandığını, çalmaya korktuğum kapıları benim kapattığımı, duvar sandığım yerlerin bir rüzgar esintisi olduğunu “Kendime iyi bakarak” anladım.

Aristo’nun “Bütün parçaların toplamından büyüktür” derken her bir parçanın olandan daha fazla olduğunu iddia etmesi bana göre ancak o parçalara iyice bakıldıktan ve incelendikten sonra ortaya atılacak devasa bir düşünce silsilesidir. Her birimiz bir parça isek ve her birimiz bütünün bir üyesi isek, birbirimizden hem çok ayrı hem de birbirimize bu kadar dolanık olmamızı ancak bu şekilde açıklayabiliyorum. Mikro alemde ayrı ama makro alemde iç içe. Dışarıya baktığın kadar bedenine de bak, dışarıdakileri takdir ettiğin kadar kendini de takdir, dışarıdakilerin farkında olduğun kadar kendinin de farkında ol, dışarıdakilerin hak ettiği şeyleri kendinin de yaşayabileceğini fark et. Ve en önemlisi “KENDİNE İYİ BAK”.

İlknur Kayacan

Etiketler

0 yorum “Kendine İyi Bak”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest