Kültür üzerine

Fotoğraf: Leman Deniz Yılmaz
Her şey çizgiyle başladı.
Boğa sahnesi MÖ.6000, Çatalhöyük Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara

1985 yılında AÜ DTCF Tarih bölümünde lisans, 2005 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Yani araya evlilik ve çocuk sığdırıdım 20 yıl sonra tekrar üniversiteye döndüm. Arkeoloji, mitoloji, sanat tarihi, seyahat, Deep Purple, güzel Ege’miz ve geleneksel yemeklerimiz özel ilgi alanlarım.

Şimdi sayfamda neler olacak? Bu sayfada kültür sanat yazıları da okuyabilirsiniz evde ürettiğim tarhana, zeytin, ekşi mayalı ekmek ve doğal turşu, su muhallebisi tarifi de, gezip gördüklerimi ve anlatmayı çok sevdiğim yaşanmış kadın öykülerini de. Ortaya karışık bir köşe olacak. Öyleyse sizlere en sevdiğim sözcükle yürekten bir “merhaba” demek istiyorum.

Leman Deniz

Kültür; sosyal antropoloji, sosyal psikoloji, tarih, sosyoloji ve etnoloji gibi sosyal bilimlerin ortak olarak ele aldıkları bir konudur. Tabii ki, bu bilimlerin her biri kültürü, kendilerini ilgilendiren yönleriyle ele almaktadırlar.( İbrahim Arslanoğlu, Kültür ve Medeniyet Kavramları,G.Ü. s: 2)

Kültür, ilk Amerikan sosyologları tarafından çabucak benimsenmesine karşılık, Fransa’da böyle olmamıştır. Fransa’da sosyoloji, Durkheim’in kullandığı terminolojiye sadıktır. Sosyolojinin kurucuları (Comte, Durkheim, Marx, Weber, Tönnies) bu kelimeyi kullanmamışlardır. Ayrıca iki dünya savaşı arasında sosyoloji Fransa’da sönükleşmiştir. Kültür kavramı da işte bu sıralarda ortaya çıkmıştır. Onun için kültür; Fransa’da sosyoloji ve antropoloji lugatlarında yer almaz. Buna karşılık İngilizce lugatların hemen hepsinde kültürün sosyolojik ve antropolojik manası bulunur (Cemil Meriç, Kültürden İrfana s:42, İ. Arslanoğlu, s:2)

Fransız Devrimi öncesinde Voltaire “culture” sözcüğünü insan zekasının oluşumunu ve gelişimini belirleyen bir terim olarak kullanınca, sözcük değişik bir anlam kazanır ve Fransızca’dan Almanca’ya önce “cultur” daha sonraları “kultur” biçiminde geçen sözcük zamanla tüm Avrupa ülkeleri dillerinde yayılır. İngiliz antropoloğu Tylor, 1871’de ona bilimsel bir içerik kazandırınca da gitgide artan bir kavrama dönüşür. (Şerafettin Turan, Türk Kültür Tarihi, s:11)

Kültür kavramı çok geniş ve tartışmaya açık bir konu. Bu tartışmalara hiç girmeden gündelik yaşamda kullandığımız şekliyle duru ve sade bir tanım üzerinde durmak istiyorum. Günlük konuşmalarımızda ya da sanat ve bilim çalışmalarında kullandığımız “kültür” sözcüğü Türkçe’ye Fransızca’dan girmiş Latince kökenli bir sözcük. Latince cultura, toprağa bir şeyler ekip ürün almak, üretmek anlamlarında kullanılıyordu.

Türkçe’de Ziya Gökalp öncelikle kültür sözcüğüne karşılık hars ve tehzib sözcüklerinin kullanılabileceğini öne sürse de “kültür”ü karşılayan en iyi terimin “hars” olması gerektiğini savunmuştu. (Türkçülüğün Esasları, s:70)

Hars sözcüğü Arapça’da toprağın işlenmesi, tarım anlamına gelen “hıraset”ten türetilmiştir. Kökendeki anlamı açısından Latince’deki cultura’ya benzemekle birlikte zamanla değişik on anlamda kullanılır olmuştur. (Ş. Turan, Türk Kültür Tarihi ders notları, DTCF 1982) Latince kökenli sözcüğün tarımsal çağrışımları hâlâ Batı dillerinde de canlıdır. İngilizce agriculture, cultivate gibi.

Cumhuriyet dönemi kurumlarından Türk Dil Kurumu, kültür sözcüğü karşılığında ekin sözcüğünü önerdiyse de bu sözcük kullanımda tarım ve ürünle karıştırıldığı için fazla yaygınlık kazanamamış “hars”sözcüğü de unutulurken “kültür” sözcüğü varlığını sürdürebilmiştir.

Şimdi günümüz Türkçesinde kültür sözcüğünün kullanıldığı anlamlara bakalım.

  1. Tarımda: Ekin, ürün
  2. Tıpta: Uygun koşullarda bir mikrop türünü üretmek. “Boğaz kültürü yaptırmak.”
  3. Tarih öncesi dönemler için: İnsan eliyle yapılmış ve ortak nitelikleri bulunan eşyalar topluluğu ile belirlenen evreler, çağlar. “Bakır kültürü, neolitik kültür…”
  4. Belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi: Tarih kültürü, müzik kültürü.
  5. Eleştirme, değerlendirme, zevk alma yetilerinin geliştirilmiş olması durumu. Kültürlü kişi.
  6. Bir topluma ya da uluslar topluluğuna özgü düşünce, davranış ve sanat yapıtlarının tümü. Türk kültürü, Fransız kültürü, Halk kültürü , İslâm kültürü.
  7. Tarihsel gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerlerle, bunları yaratma ve sonraki kuşaklara aktarmada kazanılan araçların tümü: Uygarlık

Bundan sonraki yazılarımın konusu Türk Kültür Tarihi olacağından yukarıda yaptığımız tanımlardan 6. maddedeki tanım üzerinde duracak zaman zaman da 7. maddede belirtilen uygarlık kavramına da değineceğiz.

Dünya genelinde öyle çok kültür tanımı var ki yalnızca Angloamerikan toplumbiliminde yapılan kültür tanımları 200’ü aşmış durumda. Çeşitli kültür tanımlarında bir göz atarsak:

“Kültür, bir toplumun tüm hayat biçimidir.” (R. Linton)
“Kültür, belli düşünceler sistemi ya da bütünüdür.” (C. Wissler)
“Kültür, büyütülerek bilimsel ekrana yansıtılmış bireysel psikolojidir.”(P. Benedict)
“Kültür, insan gereksinimlerinin karşılanması için doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çalışan araç ve gereçler ile gelenek görenekler ve bedensel veya düşünceyle ilişkili alışkanlıkların tümüdür. (B. Malinowski)
“Kültür, aslında herhangi bir toplumun dininin vücut bulmuş bir şeklidir. Din kültüre muhtaç olduğu çerçeveyi temin eder ve bütün insanlığı bunalım ve ümitsizlikten kurtarır.” (T.S. Eliot, Kültür Üzerine Düşünceler, 1981:20-27).

“Kültür, kaypak bir kavramdır. Tahlil edemezsiniz, çünkü unsurları sonsuz. Tasvir edemezsiniz çünkü bir yerde durmaz. Manasını kelimelerle belirtmeye kalktınız mı, elinizde havayı tutmuş gibi olursunuz. Bakarsınız ki, her yerde hava var, ama avuçlarınız bomboş. Kültürün tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce manası vardır. (Cemil Meriç, Kültürden İrfana s:9)

Sonuç olarak; kültür bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü dil, duygu, düşünce, sanat ve yaşayış ögelerinin tümü.

Fotoğraf: Leman Deniz Yılmaz
Her şey sanatla devam etti.
MÖ.6000, Çatalhöyük, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara

Zevklerimizden yaşam biçimimize, okuduğumuz kitaplardan oturduğumuz semtlere, seçtiğimiz partnerlerden yaptığımız düğünlere, dinlediğimiz müziklerden çocuklarımızı gönderdiğimiz okullara, bunun gibi pek çok tercihimizi belirleyen kuvvetli bir etken kültür. Yukarıda da belirttiğimiz gibi eleştirme, değerlendirme, zevk alma yetilerinin geliştirilmiş olması durumu.

Türk Kültüründen Türkiye Kültürüne ve Evrenselliğe

Çok sevdiğim kıymetli hocam Şerafettin Turan’a rahmet, minnet ve saygıyla.

Fotoğraf: Bilgi Yayınevi

Prof. Dr. Şerafettin Turan 12 Eylül 1980 öncesi Türk Dil Kurumu’nun son başkanı, Dil Derneği Onursal Başkanı ve AÜ.DTCF öğretim üyesiydi.

KİTAP TAVSİYESİ

KİTAP TAVSİYESİ

“Tarih, zaman boyutu içinde toplumsal yaşamın her yöndeki gelişme ve değişmelerini sergileyen bir alan olduğu için biz de Türk kültürünü bu açıdan ele almış bulunuyoruz… 1976’dan bu yana DTCF’de verdiğimiz derslerde irdelediğimiz konuları, yer ve zaman belirten belgelere, kaynaklara dayandırarak sunuyoruz. Böylece aileme, beni yetiştirenlere ve düşüncede, davranışta ve vicdanda özgür kişiler olarak yetişmelerinde sorumluluk yüklendiğim öğrencilerime karşı olan görevlerimin bir bölümünü yerine getirmeye çalıştığımı sanıyorum,” diyen Şerafettin Turan’ın Türk Kültür Tarihi adlı yapıtı, “kültür nedir, Türk kültürünün tarihsel değişim ve gelişimi, dil, yazı, din, bilim, giyim kuşam, sanat, şehir hayatını etkileyen başlıca toplumsal kurumlar” ana başlıklarıyla kültür tarihimizi bütünüyle ele alan ilk yapıtlardan biridir.

Türk Kültür Tarihi’nin “Türk Kültüründen Türkiye Kültürüne ve Evrenselliğe” uzanan gelişimini saptayan bu kapsamlı yapıtı, başta öğrenciler ve öğretmenler olmak üzere, tüm okurlar için önemli bir kaynak kitap.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 408
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Leman Deniz Yılmaz

Etiketler

0 yorum “Kültür üzerine”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest