Yas ve komplo temalı yeni bir hikaye: “The Shrouds”

Kişisel kayıpların ardındaki derin sorgulamaları ve gizemleri keşfetmeye odaklanan etkileyici bir film: The Shrouds.

0

David Cronenberg, son filmi “The Shrouds” ile yeniden Cannes sahnesine dönüyor. Bu yeni filminde, sevdiklerini kaybeden ailelerin mezarlarının içini yüksek çözünürlüklü kameralarla izlemelerini sağlayan tartışmalı bir teknoloji geliştiren bir sanayici olan Karsh’ın hikayesi anlatılıyor. Cronenberg’in karakteri Karsh, mezarlığının tahrip edilmesinden sonra, genişleme planlarını engellemeye çalışan gölgeli güçler olduğundan şüphelenmeye başlar. Eşini kanserden kaybeden Karsh, bu ölümün tıbbi bir komplonun parçası olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Variety’e verdiği röportajda Cronenberg, filminin kişisel yönlerini ve ilham kaynaklarını anlattı. “The Shrouds”un, 2017’de karısı Carolyn Cronenberg’in kanserden ölmesi üzerine şekillendiğini belirten yönetmen, “Filmdeki bazı diyaloglar, hayatımdaki gerçek deneyimlerden alındı.” dedi. Ancak, filmin izleyici için kişisel anlamını bilmenin gerekli olmadığını da ekledi.

Cronenberg, “The Shrouds”un ilk olarak bir dizi olarak tasarlandığını ve bu fikri Netflix’e sunduğunu açıkladı. Netflix’in projeye başlangıçta olumlu baktığını ve iki bölüm yazmasını istediğini, ancak daha sonra projeyi ilerletmeme kararı aldıklarını belirtti. Netflix’in projeyi ilerletmeme kararını almasının sebebi, sunulan projenin beklentilerini karşılamadığıydı.” diyerek açıkladı.

Vincent Cassel, Karsh’ı canlandırırken, Diane Kruger da Karsh’ın ölen eşinin ikiz kardeşi rolünde. Filmin, komploların çekiciliği ve yas sürecindeki anlam arayışı üzerine kurulu olduğunu belirten Cronenberg, “Komploların çekiciliği, güce erişim hissidir. Dünyanın perde arkasında nasıl işlediğini bildiğinizi düşünmek sizi heyecanlandırır ve bu bazen cinsel bir çekime bile dönüşebilir.” dedi.

Cassel’in fiziksel olarak kendisine benzediğini belirten Cronenberg, karakterin Toronto’da geçmesi nedeniyle aksanını taklit etmesini istediğini söyledi. Yönetmen, film sürecinde duygusal bir mesafe koruyarak zanaatının taleplerine odaklandığını ifade etti.

Filmin teknolojik yönlerine de değinen Cronenberg, Karsh’ın geliştirdiği kameraların mezarların içini gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler sunduğunu anlattı. Bu teknoloji, karakterin mezarda yatan sevdiği kişinin yanında olma arzusunu yansıtıyor. Cronenberg, bu fikrin çoğu insana gerçekçi gelmeyebileceğini kabul etti.

Uzun bir aradan sonra arka arkaya iki film çektiğini belirten Cronenberg, yeni projeler yapma konusunda enerjisini test etmek istediğini söyledi. “Film yapmak çok fazla enerji ve dayanıklılık gerektirir ve hala buna sahip olup olmadığınızı merak edersiniz. Aynı hissettirdiğini gördüm.” diye ekledi. Ancak, yaşlı film yapımcıları için sigorta almanın zorluklarına da dikkat çekti.

David Cronenberg, kişisel kayıpları, yas süreci ve sanatının bu süreçlere nasıl yansıdığı hakkında derinlemesine bir bakış sunan “The Shrouds” ile izleyicilere duygusal ve düşündürücü bir hikaye sunmayı hedefliyor.

Önceki İçerikŞampiyonlar Ligi Finali’nin Yıldızı: Lenny Kravitz
Sonraki İçerikDr. Chesher: “Veritabanı ontolojisi artık bizim felsefi ontolojimiz haline geliyor.”
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments