Pop Müziğe Taze Kan: “Emre Atabay”

Birbirine benzeyen sözler, müzikler, düzenlemeler… Dinleyici kadar tüm gününü müzikle geçiren biz radyo programcıları için de fazlasıyla sıkıcı hale geldi. Çoğu zaman aynı kişinin birkaç şarkısını birbirinden ayıramaz olduğumuz bu günlerde, Pop müzikten umudumuzu kesmeye başlamıştık belki de. İşte bu yüzden tam zamanında karşımıza çıktı Emre Atabay.

Müzikal kaliteyi koruyarak da hala Türkçe Pop müzik yapılabileceğini gözler önüne serdi.

Biz de bu yetenekli ismi size daha yakından tanıtmak istedik…

Çocukluk hayatın boyunca sporla uğraşmışsın. Sonrasında birden müziğe yönelmen nasıl oldu?

Aslında 3 yaşındayken annemden Pavarotti kaseti istemişim. Sonradan ilk aldığım kaset Queen’di. Kendi kendime şarkı söyleyip, ses kayıtları yaparmışım. Müzik dinlemeyi de çok severdim. 13 yaşımdayken iyice rock ve metal müziğe sardım. Elektro gitarın sesi çok çekici geliyordu bana. Distortion gitar çalabilmek için uykularım kaçıyordu. O zamanlar hangi müzik dükkânına girsem ilk önce klasik gitar çalmayı öğrenmelisin gibi saçma sapan bir tepkiyle karşılaşıyordum. Buda bizimkilerin işine gelince ucuz bir klasik gitar alıp içine mikrofon taktım ve sesi sonuna kadar açıp o sesi yakalamaya çalıştım. Bu çirkin gitar tonu beni yine de çok mutlu etmişti. Dinlediğim grupların şarkılarını kulaktan çıkarıyordum. Sonra tabi birçok grupta çaldım…

Berkle College of Music mezunusun. Sana Berklee sınavını kazandıran şarkı “Donna Lee” olmuş. Ve sınav öncesinde 6 ay boyunca gece gündüz bu şarkıyı çalışarak, sınavı kazanmışsın. Her zaman böyle hırslı bir karaktere mi sahipsin?

Hayatımda bir daha hiç böyle çalışmadım aslında. Berklee o zaman benim en büyük hayalimdi. Benim için başka bir seçenek imkânsızdı. Ama girdikten sonra gördüm ki müzik hiç böyle bir şey değil. Burada saatlerce enstrüman çalan insanların yaptığı müzik ruh yoksunu geldi bana. Zamanında çalıştığım için mutluydum tabi çünkü altyapınız sağlamsa daha yaratıcı olmaya yönelmeniz kolaylaşıyor. Sonra kendimi tamamen sesin kendisine verdim. Bu yüzden music synthesis bölümüne girdim. Burada notalar konuşulmazdı…

İlk single “Yok Sana” ile bence pop müziğin son trendi olan, “giderli şarkılar” diye tabir edilen tarza bir seviye getirerek çıtayı yükseltmişsin. 🙂 Nedir bu şarkının hikâyesi?

Yok Sana’yı Türkiye’ye döndüğüm yazdan sonra yazdım. Müzisyen olduğunuz öğrenildiğinde bana şarkı yazar mısın klişesi hep vardır. Buda benim başıma geliyordu. Bu bana komik geldiğinden bununla dalga geçmek istedim. Bir sanatçının ilham kaynağı sadece kadın erkek ilişkilerinden mi ibarettir? Birde en çok takıldığım bu aşk denen sözcük. Bütün Türkçe şarkılara yapışmış ve tamamen anlamını kaybetmiş bir kelime. Aşk sıkılmadan sürekli yapılabilen şeydir ve her şeye aşık olunabilir. Giderli şarkı dinleyeceksek böylesi daha güzel olur diye düşündüm 😉

İngilizce şarkıların da var. Onları da çıkarmayı düşünüyor musun?

Amerika’da çıkardığım albümümde İngilizce parçalar mevcut. Yeni olan ve bitirmediğimde çok var. Zamanı geldiğinde doğru bir proje altında toplamak istiyorum bu şarkıları. Dünya’ya açılmıyorsanız Türkiye’de İngilizce şarkı yapmak maalesef anlamsız.

Berklee’den eğitim alan herkesin çok iyi de jazz, blues söylediği anlayışı yaygındır bizim ülkede 🙂 Sana da soracağım o yüzden… Jazz veya Blues’da söylüyor musun?

Hastasıyım ve kendimi çok da iyi ifade edebildiğim ve rahat hissettiğim tarzlar. Cevabım evet 🙂

İkinci single’ın Deli Gibi… Benim de favorim! Bu şarkıda Music Synthesis okumuş olmanın tüm avantajlarını sergilemiş gibisin. Çünkü bu şarkı tam bir sentez aslında… İçinde birçok tarzı barındırmış. Son on yılın kalıplaşmış Türkçe Pop anlayışını değiştirdiğinin farkında mısın? 🙂

Çok daha fazla farkında olmak istiyorum 🙂 Amacım tamamen bu yönde ve zaten değişik bir tat sunabilmek için döndüm buralara. Zamanı da çoktan geldi zaten, umarım benimle birlikte birçok sanatçı içlerindeki bu mevcut olanı piyasaya sunarlar…

Birçok enstrüman çaldığını biliyoruz. Mesela, Deli Gibi’nin kaydında tüm enstrümanları kendin çalmışsın. Ama ‘bu benim enstrümanım’ dediğin ve diğerlerinden ayırdığın bir enstrüman var mı?

Kesinlikle gitar. Çok alışık olduğumuz bir enstrüman aslında. Ama ben gitarla başka bir şey yaşıyorum ve onu tamamen kendime has çalıyorum. Deli Gibi’nin ana melodisi de böyle. Şarkıları böyle gitar motiflerinin etrafına kurmayı çok severim.

Bir yandan da diğer genç yeteneklere yol açmak için bir menajerlik şirketi kurdun. İşin ticari kısmında da varsın. Bizimle buluşturacağın keşiflerin var mı şimdiden?

Amacım yeni bir kulvar oluşturmak. Türkiye’de iyi müzik yapmak isterseniz hep önünüze zorluklar çıkıyor. Ben bu tecrübeleri başkaları yaşamasın diye çaba göstereceğim. Müzik yapmak zaten zor birçok safhadan oluşuyor, sanatçı sadece müziğini düşünebilmeli. Bunun için motivasyon, destek, birliktelik gerekiyor. Şu anda Amerika’da yayınlanacak bir single üzerinde çalışıyorum. Gözde Yıldırır şarkının bestecisi ve yorumcusu. Çok inandığım, keyif aldığım bir proje.

Türkiye’nin en önemli müzik adamlarından biri, İskender Paydaş’la çalışıyorsun. Ayrıca manevi olarak da büyük destekçin. Gelecek projelerde de işbirliğiniz devam edecek mi?

Kendisinden müzikle ilgili her şeyi isteyebilirsiniz. Tarzımı korumam konusunda beni hep destekledi. Şu anda zaten üzerinde çalıştığımız bir proje var. Sonbahara doğru yayınlamayı düşünüyoruz.

Müzik yelpazesi bu kadar geniş bir müzisyen olarak, müzik dinlerken de çok seçici davranıyor olmalısın. Kimleri dinlemeyi seversin?

Aslında ikilemde kalabiliyorum. Bazen müzik kafamda çalsın diye hiç müzik dinlemem. Veya insanların bana müzik dinletmelerini, yeni şeyler keşfetmemi sağlamalarını çok seviyorum. Objektif olabilmem için buna önem veriyorum. Ama tabi kendi zevkim için Pink Floyd, Nina Simone, Jimi Hendrix, Daft Punk, Radiohead.. Aklıma ilk bunlar geldi daha düşünürsem işin içinden çıkamam, böyle kalsın :))

İki single, dolayısıyla iki video klibin var. İnternet ortamında tıklanma oranları nasıl? Öngördüğün hedefi yakaladığını söyleyebilir misin?

Yok Sana için yaptığım remix versiyonun klibi 6 Milyonu geçti. Diğer şarkılarla birlikte toplam 9 Milyon. Bence fena değil. Önemli olan doğru kitlelere ulaşabilmek.

Single’ lardan sonra bir albüm gelir mi, yoksa teklilerle mi devam edeceksin?

Müzik sektörü artık klipsiz şarkıya ilgi göstermiyor. Yazdığım parçaların hepsi benim için çok değerli. Gerektiği ilgiyi görmezse üzülürüm. İnsanlar albüm doldurmak için bir güçlü şarkı seçip gerisini boşluyorlar. Anlamı yok, olmaz… 😉

Amerika’da yaşarken çok önemli Venue’lerde sahne aldın. Türkiye’ye dönünce burada konserlere başladın ve Türk dinleyici ile buluştun. İkisi arasında hissettiğin farklar nelerdi?

Amerika’da sahnede bir tane bile cover parça çalmadım. Orijinal eserleri dinlemekten daha çok zevk alıyorlar. Bu üreten müzisyen için büyük bir destek. Türkiye’de şarkılara eşlik etmek çok önemli. Yoksa dinleyici sıkılabiliyor. Ben de sevdiğim coverları repertuarıma ekledim buraya gelince 🙂

Son olarak, önümüzdeki dönem için projelerini öğrenebilir miyiz?

Çok inandığım bir parça üzerinde çalışıyorum. Tam sıcak kumların parçası 😉 Konserlerimizde oldukça sosyal medya hesaplarımızdan paylaşıyoruz.

Emre Atabay’ı Takip Edin;
   

Şeyma Şener

Etiketler

0 yorum “Pop Müziğe Taze Kan: “Emre Atabay””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest