Ölü şehrin sonsuz ruhlu tablosu: Guernica #1

Guernica… Sen cennetin eş anlamlarından bir yer olmalıydın. Binlerce masumun kanıyla yıkanan yerlerden daha saf ve kutsal başka bir yer olamaz. Ve Picasso, dünyayı kübist bakışlarıyla eleştiren Tanrı. Onun için ilhamın bile ölü bir yansı olduğu bir tablodan daha fazlasıdır Guernica. Onun için bu tablo bu sözleridir “İspanyol mücadelesi gericiliğin insanlara ve özgürlüğe karşı savaşıdır. Benim bir sanatçı olarak tüm hayatım gericiliğe ve sanatın ölümüne karşı bir mücadeleden ibarettir. Nasıl olur da bir an herhangi biri gericiliğe ve ölüme destek verdiğimi düşünebilir? Üzerinde çalıştığım panelde – ki ona Guernica adını vereceğim – ve diğer tüm eserlerimde İspanya’yı bir acı ve ölüm okyanusunda boğan askeri sınıfa karşı duyduğum iğrenmeyi ifade ediyorum.”

Milliyetçilik ve Cumhuriyetçilik aynı safta yer aldığında o halkın önünde hiçbir şey duramaz. Ancak bir ülke bu kavramlarla bölündüğünde ve milliyetçilik kavramı kişilerin menfaatleri uğrunda yaratılan algılarla süslenip insanlar kandırıldığında halklar kendini yıkıma sürükler. Başka milletlerin ve cumhuriyetlerin yemi olur. Tıpkı Guernica gibi bir sanatçının yüreğinde yaralanarak kazınmış bir ilham olur. İzi kalır ancak bir tablonun bedeli midir binlerce kanlı ceset, yoksa o cesetlerin bir bedeli midir dünyada yankılar uyandıran bir tablo?

Cumhuriyetçi halkın yaşadığı bir kasabaydı Guernica, milliyetçilik kavramının ardına saklanan dönemin hükümeti tarafından Hitler’ in bombardıman uçaklarını denemesine izin verildi. Açıkça olayı anlatmak gerekiyor ki Franco* onunla karşıt görüşteki bu kasabayı, kendi halkını yok etmesi için Hitler’ den yardım istedi. İç savaş halindeki İspanya’ nın bu kasabası, Almanya tarafından üç saat boyunca bombalandı ve üç gün boyunca yangınlar sürdü. 26 Nisan 1937’ de binlerce ölü ve yaralı; kadın, çocuk ve yaşlıydı. Bu olay kasabanın erkekleri savaştayken yapılan bir güç gösterisiydi. Olayın öncesinde cumhuriyet yanlısı hükümet üyeleri Picasso’ dan Paris’teki sergide sergilenmek üzere bir tablo çizmesini istemişti. O güne kadar bir ilham bulamayan ressam, olayın ardından iki hafta içerisinde Guernica’ yı tamamlamıştır. Monochrome (tek renk) olan bu tabloda iki boyutluluğun ön plana çıktığı kübist teknikle nesnel bir görüntüyü herkesin içselleştireceği bir soyutlukla çizdiği tabloda, dünyasal boyutta yarattığımız vahşetin sınırsız boyutumuzda bizi yıkıma sürüklediği kesindir. 11 Temmuz 1937’ de Paris Fuar’ında olan tablo İspanya’ nın temsil ettiği bina girişinde sergilendi. Ölümün cansız grisiyle tonlanan eser birçok ülkede sergilense de İspanya’ da cumhuriyet kuruluna dek sergilenmedi. Guernica, 1981’ de kendi topraklarında çığlıklarını sürdürme şansı bulsa da Picasso’ nun bunu görmeye ömrü yetmemişti. 7,76 m eninde ve 3,49 m yüksekliğindeki dev tablonun aslı şu an Reina Sofia Müzesi’ nde sergileniyor. Kocaman bir tabloya küçücük bir kasabanın bile savaşı sığmıyor ki Picasso bu savaşı sadece bir odanın içinde betimliyor. Tabloyu var edenler çoktan yok oluşu yaşamışken her şey nasıl bu kadar ölümsüzleşebiliyor? Her şey yıkılsa da kavramlar ve isimler varlığını koruyacak. Savaşlar bu kadar önemsiz kelimeler ve kalıplar için de çıkmayacak çünkü bu kalıpların ardına sığınan diktatörler; bizi yıkıma sürüklemeye hazır askerler.

*Francisco Franco y Bahamonde, demokratik cumhuriyetin yıkılmasıyla sonuçlanan İspanya İç Savaşı’nda milliyetçi güçlere önderlik eden İspanyol general ve devlet adamı. İç Savaş’ın ardından 36 yıl boyunca ülkeyi diktatörlükle yönetmiştir.

Nur Gençoğlu

Etiketler

0 yorum “Ölü şehrin sonsuz ruhlu tablosu: Guernica #1”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest